• bize dair

    Çember ve merkez

    Uzun zamandır hayatımın temel bileşeni olmakla kalmayıp özellikle bu yıl insanlarla da daha fazla paylaştığım çembere dair yazma niyetim var bir süredir. Böylesine basit ilkeler/niyetler etrafında dönen bir uygulamanın nasıl bu kadar güçlü ve derin olduğu benim için hâlâ şaşkınlık konusu. Basit kelimesini doğru anlamak önemli. Geçtiğimiz yılki çemberlerden birinde çember için defaatle kullanmış olduğum bu kelimenin katılımcılardan birini zorladığını duymuştum kendisinden. Uyguladığımız şeyi değersizleştiriyorum gibi gelmişti ona. Her şeyin karmaşıklaştığı günümüz dünyasında basitlikten kaçar hâle gelindiğini, dahası basit’in küçümsendiğini gözlemliyorum. Sanıyorum ki marifet, tam da bu karmaşıklaşan yaşamın içinde basit kalabilmek. Ki bu herkes için o kadar da kolay değil. Evet bunlar sıkça karıştırılan sözcükler ve üstlerine tefekkür edilmesini…

  • bana dair

    gitmek

    7 Nisan 2009’da, bundan tastamam 10 sene önce “yapsam mı… gitsem mi…” yazmışım feysbuk profilimde. Bu 10 yılda köprünün altından ne sular aktı; neler yaptım, ne çok gittim… Neler okudum, neler öğrendim ve unuttum (en çok da unuttum). 10 yıl önceki “yapma”-“gitme” kararını almaya çalışan Emre’den neredeyse eser yok bugün. Gerçi diğer yandan o Emre bugünküne gebeydi; bugünkünün yarınkine olduğu gibi. Tırtılın kozasından çıkıp kelebeğe dönüşmesi işte; zaten tüm hayat da bu sürekli dönüşümden başka nedir ki… Güvenli bir rahme düşüverir, oranın şahane konforlu ortamında serpilir ve zamanı gelince dünyaya gözünü açarsın. Bir ceninken bebeğe, yavaş yavaş bir çocuğa ve yetişkine dönüştükten sonra zamanla yaşlanır ve yeni bir forma geçersin.…

  • bana dair

    İyi ki doğdum da…

    Dün sosyal medyada minik bir mesaj döküldü zihnimden, kalbimden ve parmaklarımdan; buraya da not düşeyim istedim: Tamam iyi ki doğdum falan da acaba niye doğdum? Var mı bir sebep ya da sebepler, yoksa evrendeki sonsuz olasılıklardan tesadüfen ortaya çıkmış bir varlık mıyım sadece? Sebep(ler) olup olmadığını bilmiyorum ama her geçen gün, herhangi bir şeyin tesadüf olmadığını daha derinden idrak ediyorum. Sonsuz büyüklükte bir organizmanın hem bir parçası hem de ta kendisi olduğuma/olduğumuza daha fazla inanmaya başlıyorum. Hâlâ şüpheyle yaklaşsam da gördüğüm, deneyimlediğim her şey, yaşamımın ta kendisi beni “inanmaya” yaklaştırıyor. İnandıkça her şey kolaylaşıyor da… “İyi”-“kötü”, “doğru”-“yanlış” gibi kavramlar, “-meli”,”-malı”lar üstümden her geçen gün biraz daha düşüyor ve olan her…

  • bana dair

    F5

    Kendimi anlatasım, kendimden haber veresim var lakin yazamıyorum bir süredir. Başlayıp başlayıp siliyorum yazıları. Filmlerdeki tıkanmış yazar tipolojisi gibiyim, daktilosuyla yazmaya oturup, sürdüremeyip kağıtları buruşturup sağa sola atar ve bu kağıtlar bir yığına dönüşür ya hani… Sildiğim yazılardan birinden bir kenara ayırdığım şöyle bir paragraf vardı; şu an yazamama sebebimi de anlatıyor biraz: “Gerek kendime gerekse dünyaya dair daha fazla şey öğrendikçe, esasında hiçbir şey bilmediğimi ve bilemeyeceğimi daha iyi idrak ediyorum. O kadar engin bir evrende yaşıyoruz ki bir şeyleri gerçekten anlamak, bilmek ne mümkün!” Bu paragrafta bir şeyler öğrendiğimden dem vurmuşum fakat bugün baktığımda hiçbir şey bildiğim yok kısmı çok daha yoğun. Resetlenmiş ve bembeyaz bir sayfada yeniden başlıyormuşum gibi…

  • bize dair

    ben (?)

    “Var olduğumdan emin değilim, gerçekten. Ben, okuduğum tüm yazarlarım, tanıştığım tüm insanlarım, sevdiğim tüm kadınlarım, ziyaret ettiğim tüm şehirlerim ve tüm atalarımım.” – Jorge Luis Borges Ben neyim? Bedenindeki hücrelerin her biri bugüne kadar milyonlarca forma girmiş ve şu sıralar hasbelkader bende birleşmiş olan, sürekli değişen, yenilenen fiziksel bir organizmayım. Mesela büyük bir kısmım sudan oluşuyor, bu da demek oluyor ki içimde Van Gölü’nden Büyük Okyanus’a, yağan yağmurlardan sayısız hayvanın çişine, her yere girip çıkmış milyonlarca su molekülü var. Katı yapıtaşlarım da farklı değil. Dünyanın ve hatta evrenin oluşumundan beri o formdan bu forma girmiş olan bir sürü molekül, bir şekilde yediğim gıdalara dönüşmüş, sonra da Emre’nin hücreleri oluvermiş. Çok…

  • bana dair

    acı ile göz göze, diz dize

    Sıkışmalar, sıkılmalar, bunalmalar, Funda ile didişmeler, kendimle didişmeler… 2019 benim için sert başladı. Çok şükür ki sağlıksal bir sorun ya da fiziksel iyilik hâllerimi bozan durumlar yok. Bunla birlikte psikolojik ve ruhsal zorlanmaların, en az hastalık, açlık, barınma, parasızlık gibi daha somut görünen sorunlar kadar etkili olduğunu düşünüyor, gözlemliyorum. Hatta sanki bu hâller daha fena bir yerden can yakıyor. Hastaysam, parasızsam veya ne bileyim evden çıkarılıyorsam falan, yapmam gereken az-çok ortadadır. Durum karanlık görünse bile bir fikrim vardır olduğum durumdan feraha nasıl çıkacağıma dair. Öte yandan sebebini bildiğim ya da bilmediğim bir şekilde içim sıkılıyorsa, ruhum daralıyorsa, karnımda bir yumruk hissediyorsam, işte bunla başa çıkmak o kadar kolay olmayabiliyor; ne…

  • bana dair

    manifestomsu

    “Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını.” Şemş-i Tebrizi Bundan 6 yıl 5 ay 5 gün önce ilk çemberime oturdum (Anadolu Jam 2012) ve o günden itibaren hayatımdaki her şeyin altı üstüne geldi; şükür ki! O gün kendimle gerçek anlamda ilk kez bağ kurmaya, duygularıma temas etmeye başladım; sonraki yıllar içinde hayata bakışım, yaklaşımım büyük oranda değişti ve değişmeye devam ediyor. Artık çok daha kendim’im ve bunun sonucunda çok daha keyifli, coşkulu bir yaşam sürdürüyorum. Üstelik bunu yaparken kişilere, şeylere ve bütüne çok daha fazla faydam dokunuyor. Şükür, bir kez daha… Bu 6 yıl 5 ay 5 günde bir sürü…

  • bana dair

    dostlara mektup

    Kendimden, hâlimden haber veresim var biraz. Aşırı derecede kişisel gündemimle ilgili yazacağım; beni tanımayanlar için anlamsız/sıkıcı falan bir yazı olabilir, baştan söylemesi… Çemberlere genellikle check-in ile başlıyoruz. Tam olarak bir Türkçe karşılığı olmayan check-in’de o anki hâlimizi, içimizde nelerin canlı olduğunu … paylaşıyoruz diğerleriyle. Buna Türkçe karşılık düşünürken yıllar önce his-bakış ve iç-bakışı bulmuştuk; son zamanlarda ise hâl-bakış güzel karşılıyor gibi geliyor. İşte bu mektupyazı benim hâl-bakışım olacak. Bunu buradan yapmak isteme nedenim ise, en büyük zenginliğim olan çok sayıdaki insanlarımın, dostlarımın her biri ile birebir ilişki kurmaya enerjimin, zihnimin, zamanımın yetmemesi. Bir sürü can var merak ettiğim, nasıl acaba diye düşündüğüm, sesini duymak ve kendimi duyurmak istediğim ama her…

  • bize dair

    hadi verelim!

    Bu yazıyı Charles Eisenstein‘a ithaf ediyorum. Onun fikirleri, söylemleri yaşamımın ve yazılarımın birçoğuna epey etki etmiş durumda zaten ama özellikle bu yazıyı neredeyse tamamen onun yazdıklarından, söylediklerinden esinlenerek yazdığımı söyleyebilirim. ** “Bir milyon TeeLee’m olsa ne yaparım?” sorusu dönüyor bazen içimde. Bu para en güzel ne şekilde kullanılır? Hem bütüne hem bana nasıl katkı sağlar? Kim milyoner olmak ister programının başvuru formunda benzer bir soruyla karşılaştım: “Hedeflediğiniz miktar nedir ve bunla ne yapmak istiyorsunuz?” Cevabım bir nevi adak idi: “Olur da büyük ödüle ulaşırsam bir milyon teelee’yi on kırsal inisiyatif arasında paylaştıracağım ve kendime bir şey almayacağım.” (Şu an itibariyle iki yerden eminim.) Geçenlerde bunu paylaştım bir sohbette ve bari yüz…

  • bana dair

    Emre’yi Portekiz’e gönderelim mi?

    Öhömm, esas noktayı en başta söylemek istiyorum: Avrupa Council Ağı’nın (ECN) 31 Ekim – 5 Kasım arasında gerçekleşecek olan yıllık buluşması için Portekiz’e gitmek niyetindeyim ve bunun için maddi desteğinize ihtiyacım var. Detaylar (çok uzatmamaya özen gösterdim) aşağıda… Way of Council, 2014 Ocak’tan beri hayatımda uyguladığım, deneyimlediğim, ayrıca içinde yer aldığım çeşitli etkinliklere taşıdığım, bana ve katılanlara epey destek olduğunu sürekli deneyimlediğim, basit ve bir o kadar etkili ve şahane bir çember iletişim yöntemi. Amerikan yerlilerinin geleneklerinden damıtılmış ve bir miktar modernize edilmiş olan Way of Council, dünyanın birçok yerinde uzun yıllardır uygulanıyor. Ve her yıl, Avrupa’daki council uygulayıcılarının bir araya geldiği 5-6 günlük buluşmalar düzenleniyor. İşte bu yıl ben…