Uncategorized

Sen, hırslı arkadaşım!

Evet evet sana söylüyorum. N’apıyorsun? Tam olarak ne bekliyorsun bu hayattan? Niye bu kadar hırslısın iş konusunda? Niye bu kadar önemsiyorsun “iş”ini? Yaşamak için çalışmak gerekiyor belki “bu düzen” çerçevesinde; tamam da, çalışmak için niye yaşıyorsun? Niye fazla mesai yapıyorsun? Yöneticinin gözüne girmek için neden bu kadar takla atıyorsun? Neden “ben” kelimesini çok fazla kullanarak herşeyi sen yapıyor gibi davranıyorsun? Yaptıysan bile, gerçekten çok mu marifet acaba? Mesela, bir firmada çalışıyorsun. Neden yırtıyorsun kendini o firma için? Neden hafta sonunu heba ediyorsun?

İşin kötüsü, sevmiyorsun da bu hayatı biliyorum. Pazar akşamki hallerin gözümden kaçıyor mu sanıyorsun? Bu aceleci ve hızlı hayatta Pazartesi sendromu bile Pazar gününe çekildi uzun zaman önce. Bütün hafta boyunca hafta sonu gelsin diye beklerken (o da hafta sonu mesai yapmak durumunda olmayanlar için tabii) hafta sonunun ikinci gününün bombok geçmesi. Bilmiyor muyum sanıyorsun hissettiklerini? Saatler ilerlerken, hafta tatili bitmeye yaklaştıkça içinin daha da sıkılması; ve en son yeni haftaya başlamak üzere gözünü son kez kaparkenki asık suratının da farkındayım.

Niye böyle devam etmek zorunda olsun ki? Böyle sürmek zorunda değil. Mesai yapmak zorunda değilsin; çalışmaktan helak olmak zorunda değilsin. Çalışmak denen şey, o kadar kutsal bir şey de değil, aramızda kalsın. Bakma çalışmayı kutsallaştıran bombardımana; değil. İnsan doğasına bu kadar ters olan bir şey neden kutsal olsun ki? İnsanı sıkan, geren, insanlıktan çıkaran bir şey neden kutsal olsun ki? Emin ol, değil. Cidden…

Gerçekten severek ve isteyerek yaptığın şeyler hariç hiç bir şey kutsal olamaz. Olsa olsa yerine getirilmesi gereken zorunluluklar olabilir. Bunu bir kenarda tutmak lazım, hayatı da buna göre yaşamak lazım, gibime geliyor. Zorunluluklardan mümkün olduğunca kaçarak; kurtulamadığımız zamanda da… Evet, mecburen zevk almaya çalışarak, en az hasarla, kendimizden en az şey vererek atlatarak. Doğamıza mümkün olduğunca ters düşmeyerek… İsteklerimizi, arzularımızı ön plana koyarak…

Emre
09.07.2011

2 Yorum

emre için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir