Uncategorized

Ankara’dan İstanbul’a otostop

2 Eylül 2012 Pazar gününe canım sıkkın uyandım.

Aslında gece (ve aslında sabaha karşı 5’e doğru) eve geldiğimde pek keyifli gibiydim; jamcanlarla (“jamcan”ların kim olduğunu bilmeyen okuyucudan özür diliyorum) çok çok güzel bir gece geçirdik. En muhabbetli, en sarılmalısından… Çok iyi geliyorlar bana yahu; yalnız yavaştan bağımlılık halini almaya başlayacaklar, diye de ufaktan tırsmıyor değilim.

Ondan öncesi, otostopla Ankara’dan İstanbul’a gelme kısmısı. Gayet güzel ve beklediğimden rahat geldim. Cuma gecesi Merve’yi evlendirip Cumartesi sabahı(!)na çok geç uyanınca; sonra uzun uzun kahvaltı yapınca, saat 2’yi geçti zaten. Akşamüstü saatlerinde otostop sakat mı olur, yollarda kalır mıyım endişelerine rağmen düştüm yola.

Koray’ım beni Eryaman’a kadar attı; bir 10 dakika bekledikten sonra doktor Murat Abi aldı beni arabasına. Ne tatlı bir adamdı yahu. Arkadaşıyla kavga etmişler, bozuşmuşlar, canı çok sıkkınmış. 3 tane bira içmiş ve kendini yola atmış, zaten limiti de 3 biraymış; ayrıca hep Efes içermiş, hiç şaşmazmış. -Yeri gelmişken ona Anadolu Grubu’nun Gerze’de yaptıklarından (bilmeyenler için “HES”) ve buna karşı Greenpeace’in kampanyasından, birçok insanın Tuborg’a geçtiğinden, ve özellikle Tuborg Gold’un gerçekten çok güzel olduğundan falan bahsettim. Kandırır gibi oldum, deneyecekti bakalım.- 3 birayı duyunca önce biraz tırstım ama çok sakin sakin gidiyordu, rahatladım. Benim için gişelere kadar gitti, hatta gişelerden girdi; ben hemen orada indim ve ikinci aracı beklemeye başladım.

Sonra Mustafa aldı beni. O da çok şeker bir adamdı. Beden Eğitimi hocasıymış da, bir türlü atanamayınca özel sektöre atmış kendisini, bir firmada satış alanında çalışıyor. Epey muhabbet ettik onunla da, pek keyifli geçti yolculuk. İzmit’e kadar geliyordu, ben İzmit’e 20 km falan kala bir dinlenme tesisinde indim ve üçüncü araçla İstanbul’a varmayı umuyordum.

Dinlenme tesisi çıkışında İmdat abi durdu; kamyonuyla mısır getiriyordu Adana’dan. Direksiyonun hemen sağ alt tarafında Kamosonic marka DVD oynatıcısında porno film oynuyordu; neye uğradığımı şaşırdım. Hatta arşiv de genişti, farklı bir tane daha koydu giderken, ne olduğunu tam anlamamış ve bana sordu. (Gülüyorum) Neyse uzatmayayım bu kısmını…

Sonra İzmit çıkışında trafik sıkıştı; İmdat abi ilk gördüğü dinlenme tesisine attı kendisini, orada bekleyeceğini söyledi. Artık hava da kararıyordu ama ben yine de beklemek istemedim, attım kendimi yola. Hatta otobandan yürümeye başladım, zira arabalardan daha hızlı ilerliyordum. Trafik yavaştan açılmaya başlarken son aracımı doldurdum; Müslüm durdu bu sefer. O da Akyazı’ya yastık götürmüş, geri dönüyordu İstanbul’a. Hem de Avcılar tarafına gidiyordu, Beni 4. Levent civarında, otoyolda indirdi, sonra köprüye çıktım, oradan metroya bindim falan…

İşte sonra da Hanzadeler’deki buluşmaya yetiştim.

Sıkkınlığıma girsem mi, bilemedim. Otostop maceralarını yazarken azıcık gülümsemişken, orada kalmak mı daha iyi acaba?..

Bu yazı burada bitsin de belki ayrıca yazarım…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir