Uncategorized

gündelik nefret

Gündelik nefret fena şey gerçekten. Çok da yaygın. Her gün karşılaşıyoruz, çoğunlukla parçası da oluyoruz, her an, her yerde.

Geçenlerde Kadıköy’de otobüse binecekken tereddüt ettim, doğru otobüs mü diye… Derken -böyle yazınca tuhaf olabilir ama- vücudumun üst tarafı otobüsün içinde, alt tarafı dışında kalmış, otobüs hareket edince sendeledim doğal olarak, o sırada da yanımdan bir seyyar satıcı geçiyordu, ona çarptım, sattığı 1-2 şey yere düştü. Bağrındı (böyle bi kelime var mı?) ama ne dediğini hatırlamıyorum, “çok özür dilerim” dedim, “özür dileme” diye haykırdı, “Ne yapayım?” dedim; diyaloğumuz (!) son buldu.

Galiba ertesi gün, başka bir otobüsteyim. Orta sıralarda oturuyorum, arkamdaki kadın şoföre seslendi “Donduk burada, yok mu kalorifer, çalışmıyor mu?”, cevap alamadı ve birkaç dakika sonra bir daha, “Dışarıdan farkı yok, üşüdük, titredik” vs vs. Derken yanında bulunan, ses tonundan oğlu veya yeğeni, damadı falan olduğunu tahmin ettiğim adam girdi devreye, otobüsteki birçok yolcunun duyabileceği, şoförün ise muhtemelen duyamayacağı bir sesle “Açmaz açmaz, anca kendi kıçını ısıtıyor; şuna bak, tipe bak, suratsız herif, o suratla …” belki 1 dakikaya yakın bu tondan saydırdı adama.

Bir insan tanımadığı bir başkasına nasıl bu kadar nefretle dolu olabiliyor? Gündelik nefret neden bu kadar yaygın? Nedir bu tahammülsüzlük ve sevgisizlik?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir