Uncategorized

işsizliğimin birinci yılına içelim

Son 1 senedir her günüm, her anım ayrı bir hikaye sanki; çok değişiyor her şey…

1 sene önce bugün TEGV’deki işimden ayrıldım ve o günden bugüne -bilerek ve isteyerek- çalışmıyorum. Bu satırları okuyan bir avuç insan çoğunlukla biliyor ama yine de açıklama yapayım, çalışmamaktan kastım profesyonel olarak, maaş karşılığında bir yerde istihdam edilmeme durumu. Yoksa hiç şüphesiz hayatımın en üretken, en mutlu hissettiğim, en paylaşımlı günlerini, aylarını geçirdim, geçirmeye devam ediyorum.

Ara ara kendimi çok sıkkın ve boşlukta hissettiğim zamanlar olmuyor değil ama bunları çok yansıtmıyorum; ne bloglarda, ne de arkadaş sohbetlerinde falan. Azıcık bekliyorum ve geçiyor, en fazla 3-5 gün içinde. Dün Bürge ile de konuşuyorduk, sistem bizi öyle içine çekmiş ve zihnimize baĞzı şeyleri o kadar derine kazımış ki, tamamen kurtulmak çok kolay değil, ciddi bir çabayı da beraberinde getiriyor. Hayatımın en üretken ve verimli olduğunu çok iyi bildiğim şu bir yıl içinde, kendimi değersiz, işe yaramaz vs. hissetmelerim oldu ve oluyor, çok ilginç! Bir yerde çalışıyor olmamak, özellikle bir işin sorumlusu olmamak vs., ne kadar da boşta hissettiriyor beni bazen. Halbuki o kadar çok yere elim kolum uzanıyor ki bir süredir, buna rağmen böyle hissediyor olmak şaşırtıcı. Ama işte sistem böyle bir şey; ‘ha’ diyince tamamen kurtulamıyorsun. Tam da bu hisse kapıldığımda kendimi daha iyi hissetmek için neler yaptığımı, neler başardığımı, nelere öncülük ettiğimi falan yazacağım bir ara, hatta bu yazıdan sonra yazayım di mi… Yok, onu paylaşmam, gerek yok; kendim için. Ama yaptığım her şeyi yazıyorum zaten…

Gerçekten de hayatta yaşadığım neredeyse her şeyi yazdım son 1 yıldır. Ya bu blogda atıp tuttum genele dair fikirlerimi ya da ‘Göçebe Günler‘de daha kronolojik ve daha ‘şunu yaptım, bunu yaptım’ları ve kendi hayatımı paylaştım doğrudan. Bütün bunları paylaşıyor olma nedenim de kendimi bir uyanışta görüyor olmam ve başkalarına da ilham kaynağı falan olabilmek. Benim de ilham kaynaklarım var neyse ki; başım sıkışınca ne de iyi geliyorlar bana… ‘Neredeyse her şeyi yazdım’ın en büyük istisnası ilişkisel durumlar oldu ve galiba bu istisna olduğu yerde kalmaya devam edecek. O kadar özelimi paylaşmaya gerek görmüyorum çünkü… Hem bu durum(lar)ın kimseye ilham kaynağı olacağını sanmıyorum. ((: Aslında düşünüyorum da… Neyse… İşte bir de olumsuz hallerimi çok paylaşmıyorum; bu, özellikle paylaşmamaktan ziyade içimden gelmediği için paylaşmamak olarak düşünülebilir sanırım.

Ne diyorduk… Evet tam 1 yıl önce bugün yedinci profesyonel işimden ayrılarak -o aralar tam olarak farkında olmasam da- hayatımı bambaşka yerlere taşıyan adımları atmaya başladım. Aslında bu adımları daha da önce atmaya başlamışım da farkında değilmişim meğer. Şimdi dönüp bakınca görüyorum bazılarını…

İçim pek doluydu aslında ama buradan sonra akmadı yazı. Sonra başka bir yazıda mı devam etsem ki…
Evet evet; zorlamadan… Kesiyoruz…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir