Uncategorized

yalnızlığım ve kabulleniş

Daha ziyade son 1,5 yıldır anlamaya ve içselleştirmeye başladığım üzere hep iyi olacağım, hep mutlu olacağım diye bi’şey yok. Zaten her şey zıddıyla birlikte var. Kötülük olmasa iyiliği, çirkinlik olmasa güzelliği sıcak olmasa soğuğu bilemeyecektik. Bu gerçeği sürekli olarak hatırlatıyorum kendime de etrafımdakilere de. Beni rahatlatıyor da bu düşünce. Toplumsal ya da kişisel, olan-biten bir sürü kötü, abuk şeyi kabullenmemde yardımcı oluyor.

Mesela bir süredir epey yalnız hissediyorum kendimi. Kabuğuma çekildim biraz, kış uykusuna yattım falan… Bu süreçte kimsecikleri pek aramadım-sormadım ve bundan mıdır, başka neden(ler) var mıdır – bilmiyorum ama kimsecikler de beni pek dürtmedi bu süreçte… Dürtenlerle, görüşebildiklerimle olan sohbetlerde falan da çok şey paylaşamadığımı hissettim çoğunlukla. Bazen sıkıldım onlarla olmaktan, anda kalamadım, keyif alamadım vs.

Ama tüm bunlar yaşanırken tam bir kabul halindeyim, çoğunlukla. Ara sıra eski alışkanlıklar, düşünceler doldurabiliyor içimi, bu “yalnızlık” kötü bir şey gibi gelebiliyor ama büyük oranda bu hissiyat hakim değil içime. Her şeyi olduğu gibi kabullenme konusunda ilerlediğimi hissediyorum. “Bu da böyle bir süreç demek ki.” diyebiliyorum ve bunun da tadını çıkarmaya çalışıyorum. Ve gerçekten de başka bir tadı da yok değil…

Gerçi mevsimsel geçişten midir bilmem, şu sıralar bu hissiyatım da azaldı, aradıklarım, henüz aramasam da aramak istediklerim ve arayan-soranım da biraz olsun çoğaldı. Yani yukarıdaki satırlarda bahsi geçen durum vuku bulmuyor tam olarak. Fakat diyorum ya, geliyorsa da hoş geliyor, sıkıntı yok (çoğunlukla yok)… Hem geçenlerde bi’ arkadaşım aramama-aranmama durumundan bahsettiğimde “Sonuçta sen bir ayrık otusun, senin de diğerlerinin de zamana ihtiyacı vardır belki.” demişti ve iyi gelmişti bana.

Her şeyin zıddıyla birlikte var olması demişken, dün kuzenle yazışırken halet-i ruhiyemin inişli çıkışlı olduğunu, bi ara hep çıkışlı olacağını sandığımı söyleyince “o zaman çok inersin, değil mi?” dedi ve haklıydı da. Son bir yıldır o kadar fazla şeyle ilgilendim, ürettim, o kadar fazla kişiyle tanıştım ve birçoğuyla o kadar dost oldum ki bunu aynı hızla sürdürmek mümkün olmadı ve yavaşlama, geri adım atma ihtiyacı duydum. Aşırı sosyal kişilik bozukluğundan asosyal kişilik bozukluğuna geçiş de bunun neticesinde gerçekleşti sanırım (gülücük).

Durumlar böyle. 2013 jam’e katılırken niyetlerimden biri içimdeki “kötü”yü, “olumsuz”u fark etmek, kabullenmek gibi bir şeydi ve bununla ilgili acayip fark edişlerim var. Becerebilirsem bununla ilgili bir şeyler daha yazıp çizmek istiyorum şu sıralar.

Ama bu kendini keşif süreci aşırı keyifli bi’şeymiş…

—————————————–
Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz bi’ ses verin lütfen: emreertegun@gmail.com

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir