Uncategorized

Ekstremlerin kritik rolü

“Bizler”i dünyamızda kritik öneme sahip bir yere koyuyorum ve bunu yaparak egomu mu beslediğimi sorguluyorum. Fakat hayır, bence gerçekten de -iftiharla- artık iyice içinde hissettiğim bir grup “ekstrem” insanın durduğu yer, hayatlarını ne şekilde sürdürmek istedikleriyle ilgili eylemleri ve hayalleri nedeniyle bu “ekstremler” olarak gezegensel dönüşüm ve iyileşme için çok önemli bir yerdeyiz.

Şekil değiştiren, büyüyen ve gelişen (!), karmaşıklaşan dünyamızda bir çeşit geriye dönüş ve küçülme kaçınılmaz görünüyor; çünkü her şeyden önce, bu geriye dönüşün yaşamdan keyif almanın gerçek anahtarı olduğunu fark ediyoruz birer birer. Ayrıca artık çok iyi bildiğimiz üzere dünyadaki kaynaklar da her geçen gün istek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için yetersiz kalıyor.

Ekolojik ve toplumsal sıkıntıların hemen hepsini bin yıllardır şekillenmekte olan medeniyete bağlıyor, dolayısıyla hayata bir bütün olarak başka bir paradigmadan bakmamız gerektiğini düşünüyorum. İşte o başka paradigmayı da “biz”lerden başkası oluşturamaz. Batının iyi yanlarını alır, bunları geleneksel bilgilerle harmanlarsak bu işi kıvırırız. Örneğin teknolojiyle aram çok iyi değil ama sosyal medya çok mühim. Gerek toplumsal direniş ve diğer olaylarda iletişimimizi sağlaması, gerekse kırsala dönüş yolculuğunda bilgi ve heyecanımızı paylaşmamızı, birbirimize güç ve  ilham vermemizi sağlaması açılarından çok kıymetli buluyorum. Bu yazıları da sosyal medya sayesinde bu kadar insanla paylaşabiliyorum. Ne mutlu! Güneşten elektrik üretmemizi sağlayan şey de teknolojinin ta kendisi mesela; suları borulara hapsetmeden, madenlerde kimselerin ölmesine yol açmadan elektrik üretebiliyoruz bu sayede. E bütün bu yenilikleri hayata geçirecek, yeni ve yeşil teknolojiyi kullanacak, sosyal medyayı kullanarak örgütlenecek ve paslaşacak kişiler yine biz ekstremlerden başkası değil. Modern hayatın içinde bin bir zorlukla yaşayanlara örnek olacak, onlara ilham verecek (yani yoldan çıkaracak) olanlar da yine bizleriz.

Medeniyet bir yana, kırsala bakınca da sıkıntılar mevcut. Zaten medeniyet ve anlayışı buralara da fazlaca taşmış sağ olsun. Dalyan pazarında köylü pazarcılarla sohbet neyim ediyoruz, bazen neyi nasıl yetiştirmemiz gerektiğini falan soruyoruz da benzer yorumlarla karşılaşıyoruz bugünlerde: “Yaa işte 50 kuruş zaten, ne uğraşıcan maydanozla?”, “Patlıcanın kilosunu halden 25 kuruşa alırsın, sulama için harcadığın suya değmez” vs. Kendi yediğini üreten, toprakla birlikte yaşayıp giden köylüden bunları duymak iyi gelmiyor bana. Kendi besinini üretmenin güzelliğini ve önemini benden çok daha iyi bildiklerini sanıyorum aslında ama ne bileyim işte… Diğer yandan biliyorum ki bizim şehirli kokuşmuş hayatlarımıza, pvc pencerelerimize, çikolatalarımıza, gofretlerimize ve migroslarımıza özeniyorlar. Elbette ki fena halde genelliyorum şu anda, farkındayım ama birçok yerde gözlemlediğim veya duyumladığım yaklaşımlar bunlar.

Aynı köylüler ciddi bir bilgi birikimine ve tecrübeye sahipler tabii ki ve bunları aktarmaktan hiç imtina etmiyorlar. Hatta bir yandan gariplerine gitse de bir yandan hoşlarına gidiyor bizim bu yönelimimiz. Kentten köye geri dönüşler arttıkça buradaki hayatın kıymetini daha fazla anlayacaklarını ve daha az göç vereceklerini görmek için de müneccim olmaya gerek yok.

Yani ne modern hayatın içinde debelenen dostlarımızla aynı yerdeyiz (ama birçoğumuz aynı yerden geliyoruz ve neler yaşadıklarını çok iyi biliyoruz) ne de köylülerin bıkkınlığını taşıyoruz. Tam anlamıyla bir köprü vazifesi görüyoruz sanki. Modern hayatın kofluğunun, içi boşluğunun da farkındayız; kırsalda kurulan hayatların da çok kolay olmadığının ve birçok fırın ekmek yemeden buradaki işleri tam anlamıyla kotarmanın mümkün olmadığının da… Ayrıca çeşitli fırınların ekmeklerini yiyoruz. Anadolu’nun kadim bilgilerinin de peşindeyiz, permakültürün bilgi ve nimetlerinden de faydalanmaya çalışıyoruz. Paylaşımdan, ilhamlaşmalardan çok besleniyoruz ve çok hızlı ilerliyoruz.

Dünyada bir dönüşüm olacaksa, bunu bu ekstremler sağlayacak.

Not: “Biz-biz” diye bahsettiğim ekstremlerin içinde epey yeni, deneyimsiz, bilgisiz bir adamım ben. Ama her geçen gün öğreniyor, hiç yapmadığım bir şeyin daha ucundan tutuyorum. Bir yıl önceki halimle karşılaştırdığımda geldiğim nokta beni çok heyecanlandırıyor. Bu yolu açanlara ve ilham verenlere de bu vesileyle selam olsun.

—————————————–
Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz bi’ ses verin lütfen: emreertegun@gmail.com

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir