Uncategorized

“aşk meşk çemberi”nden…

Pazar akşamı bir grup insan, Begüm’ün çağrısıyla Taksim’de bir yerde buluştuk ve “aşk meşk çemberi” yaptık. Adından da anlaşılacağı gibi aşk, ilişkiler gibi konularla ilgili hislerimizi, deneyimlerimizi paylaştık birbirimizle.

Bir ara Begüm “ideal ilişki”ye dair hissiyatımızı sordu ve içimden önemli olduğunu düşündüğüm bir tespit çıktı; onu burada paylaşmak istedim. Yani ideali tanımlamak zaten pek mümkün değil ve kişiden kişiye, kişinin içinde de günden güne değişir elbette. Ama bunu bir yana koyarak devam edelim.

Dedim ki ideal koşullarda yaşamayan bir kişinin ideal ilişkiye ulaşması mümkün değildir ki. Bu illaki “özel” bir kişiyle olan ilişki için değil, tüm ilişkilerimiz için geçerli bence. Haftanın beş ya da altı günü, günde en az 8 saatini sevmediği bir iş yerinde çalışarak, birkaç saatini de o işe gidiş ve dönüş yolunda harcayarak geçiren bir kişinin ideal bir ilişki yaşaması gerçekten de mümkün mü acaba? Yok yok, “herkes işini bıraksın, kırlara dağılsın” propagandası yapmıyorum (en azından bu yazıda); gerçekten de objektif bir şekilde soruyorum bunu, mümkün mü?

Sadece iş de değil ki! Sürekli olarak yarın kaygısı ve baskısı altında yaşadığımız, kredi kartı borcumuzu, ev-araba vs kredisi borcumuzu düşünerek geçirdiğimiz bir hayatta neyi gerçekten ideal olarak yaşayabiliriz?

Maddi konularla bitse iyi ama bitmiyor. Kalabalıklar içindeki yalnızlık halleri, hayatın büyük kısmında maskelerle gezmek durumunda kalmalar, alabildiğine beton bina gören gözler, egzoz dumanı soluyan burunlar, korna ve uğultu duyan kulaklarla yaşarken hangi “ideal”den bahsediyoruz?

Özgürce karar almanın, canının istediğini yapmanın yakınından bile geçmeyen hayatları yaşarken, gerçekten kendin olamaz, kendini gerçekleştiremezken ideal ilişki yaşanabilir mi gerçekten?

Kendine güvenmezken ve dahası kendini sevmezken, herkesi sana zarar vermek isteyen potansiyel bir tehdit olarak görürken, kendinle bağlantın sıfıra bu kadar yakınken ideal bir ilişki yaşamak, bırak ideali sağlıklı, güzel bir ilişki yaşamak mümkün mü ki?..

Bana değil gibi geliyor.

Not: Bu yazıyı yazdıktan sonra hızımı alamayıp devam ettim. Buradan buyrun lütfen ((:
—————————————–
Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz: emreertegun@gmail.com

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir