Uncategorized

İlan: Sekreter aranıyor

Vakt-i zamanında çırak aramaktan dem vurmuştum ya hani, dün itibariyle yeni bir ihtiyacım dile geldi. Daha doğrusu, “çırak arama” hususu ihtiyaç değildi zaten, esprili bir yazı idi sadece ama şimdiki gerçekten (!) de ihtiyaç: Bir sekreter (hadi modern dille söyleyelim, daha havalı olsun: asistan)!

Birileri sorduğunda ne yaptığımı, günlerimi nasıl geçirdiğimi anlatmak kolay olmuyor çoğu zaman ama nasıl bir yoğunluk içinde yaşadığımı bir ben bilirim bir de diğer işsiz kardeşlerim (en azından çoğu, sanırım). Her şey bir yana, kendi kendinle uğraşma işi* başlı başına tam zamanlı ötesi bir iş zaten. Ancak bu iş ne kelimelere sığar ne tanımlamalara… Anlayan anladı deyip geçiyorum, zira bu tam zamanlı ötesi işten gayrı, daha ele avuca gelir neler var neler. Ve tek başıma altından kalkmakta ciddi anlamda zorlanıyorum.

Geçenlerde bir yapılacaklar listesi hazırladım, otuza yakın madde çıktı. Sonraki günlerdeki eklemelerle en son otuz küsur idi. Bunlardan küçük bir kısmı hızla halledebilecek işler (şu filmi bul, bu yazıyı oku, şu konuda yazı yaz <yazı demişken blogda ne biçim açtım arayı> vs.) Ama büyük bir kısmı ciddi anlamda zaman ve süreklilik isteyen işler ve bazen neresinden tutacağımı şaşırıyorum, zira kendi kendimle uğraşma işinden de mümkün mertebe taviz vermemeye çalışıyorum. Gerçi bu işin iyi yanı aslında her ana yayılabilmesi. Bulaşık yıkarken de, toprakla çalışırken de, doğada yürüyüş yaparken de kendimle uğraşıp derinlere inme şansı bulabiliyorum neyse ki.

Gündemimin en önemli iki maddesi, yazıyor olduğum kitabı toparlamak ve toprak işleri galiba. Zaten aynı zamanda ilk iki madde oluyor bunlar. Kitapla ilgili önemli bir aşamadayım, kabaca bir taslak oturttum ve yayınevleriyle temasa geçmeden önce birkaç arkadaşıma gönderdim ve şimdi onlardan geribildirim bekliyorum. Gelecek geribildirimlere göre kitaba son şeklini verip Şubat sonu Mart başı civarında yayınevleriyle flört etmeye başlamaya niyet ediyorum. Gerçi bir tanesiyle -tanıdık olması hasebiyle- iletişime geçtim bile. Geribildirim bekleme aşamasındayken bunu gündemimden de geçici olarak çıkarmış olmak biraz rahat hissettirdi bu arada.

Toprak işlerine gelince, Kasım ayında almış olduğum permakültür tasarım eğitimi beni bu konuda ivmelendirdi ve ne de iyi oldu. Şimdi evin arka ve yan taraflarında bulunan mini bahçemizin yanı sıra (ki bu bahçelerdeki iki lokma kışlık ekinler son birkaç günlük aşırı soğuklardan epey hasar aldılar) ön tarafa daha büyükçe bir bahçe yapma hazırlıklarıyla meşgulüm. Hazırlığın çoğu şu an için zihinsel ve okumasal olmakla birlikte bir şeylere ufak ufak fiziksel olarak da el atmaya başladım. Ayrıca dün akşam, bütün bu süreci bizim Çandır Candır blogunda anlatmaya karar verdim ve bu kararıma çok sevindim. Zira kendime ne yaptığımı hatırlatmakla kalmayıp insanları akıl fikir vermeye davet edebileceğim; özellikle de üşenmeyip fotoğraflı yazılar koyarsam eğer, kolektif akıldan güzel uygulamalar çıkarabileceğimi sanıyorum.

Ufak tefek maddeler bir yana, bahar aylarında yapmak istediğim armağan ekonomisi turnesi (kulağa komik geliyor mu?); buradaki marangoz İbrahim Abi ile kurduğumuz güzel ilişkilerin de yardımıyla, ondan ağaç işleriyle ilgili bilgi ve deneyim alma isteğim; artık peynir-çökelek gibi ürünlere de el atma ve kendim üretme isteğim; Çandır’daki gençlerle buluşup onları dinleyerek hayallerini anlama, dinleme, onlar ve köy için ne yapabilirim(z) konusunda adım atmamız; Çandır ve Dalyanlıları buluşturan Aralık toplaşmasının -ve armağan çemberinin- devamını bu ay gerçekleştirme arzum(uz), Fethiye ve Köyceğiz’deki kimi çiftlikleri ve dostları ziyaret etme gibi nice maddeler var listede.

Peki kim yapacak bütün bunları? Bir şeyleri yapma isteğimle icraata geçme yüzdem her zaman çok tutarlı olmuyor. Bundandır ki beni çekip çevirecek bir sekretere ihtiyaç duyuyorum. Kalacak yer, yemek ve haftalık 20 TL çalışır benden. Aranan niteliklere ise İlan: Çırak Aranıyor yazısından ulaşabilirsiniz. Tek fark, lütfen bu sefer mayosuz fotoğrafla, hatta fotoğrafsız başvurun, ayrımcılık yapmak istemiyorum.

* Burada Oruç Aruoba’nın Yürümesinden bir pasaj geliyor aklıma: “Kişinin işi kendi kendisidir.” diyordu, ya da öyle bir şey…

—————————————–

Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz: emreertegun@gmail.com

14 Yorum

  • Adsız

    Önümüzdeki sene kışın önce Güneydoğu Asya, sonrasında ise toprak öğrenmeye Güney Amerika'ya gitmek niyetindeyim. Uçak sevmediğim için kendimi gemici kursunda buldum. Gezmeler tozmalar bittikten sonra Türkiye'ye dönünce taş, ahşap, kerpiç vs'den bir ev ve kendi karnımı doyuracak kadar meyve sebze yetiştirebileceğim gibi donanmış olmak dileğim.
    Yol arkadaşı aranıyor Emre 🙂
    Merhaba ben adsız, başka türlü beceremedim yorum yazmayı 🙂
    Sevgiler

  • emre

    hımmm geçenlerde bi' yerde daha yorum yazmıştın (g.amerika'da toprak öğrenmekten aklımda kalmış) sen. bildim ((:

    gemici kursu falan, pek güzelmiş. ayrıca gideceğin yerler de öyle. güney amerika'da benim de gözüm var yıllardır ama bakalım ne zaman denk düşecek. güzel bir ilan hazırlarsan belki atlar gelirim (bak bana, başvuru yağıyo (!))

    gezmeler tozmalar bittikten sonraki kısma gelince, harika! hayallerimiz ortak demek! Güney'e inersen beklerim/bekleriz. @Köyceğiz, çandır

  • Adsız

    Selam Emre,
    Kayhan ve Ceren İzmir'e gideceklerinden gelemedim oralara, haber edeyim dedim. Yaklaşık 1 hafta boş vaktim var halbuki, Göcek'ten çıksam biraz dolansam, sonra geri dönsem ne de iyi olacaktı 🙂

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir