Uncategorized

Nar Tanesi (Migi)

Burcu ve ben onu ilk kez Dalyan yakınlarında yer alan Eskiköy’ü ziyaretimiz sonrası görmüştük (sanki Ekim falan). Eskiköy’e gitme nedenimiz, orada bir evi olan ve para vermeden o evde yaşayacak biri(leri)ni arayan kişinin evine bakmak idi. Acaba orada yaşamamız mümkün olur muydu, kirasız hayat vs. düşünceleri ile gittik ama tam olarak istediğimiz bir yer değildi ve dönüş yoluna geçtik. Ama önce Eski Köye Yeni Adet adlı mekana gittik. Orası da Toprak Sergen’in yeri, merak ediyorduk zaten… Neyse detaya girmeyelim, Toprak Sergen de yoktu zaten de, işte oradan dönüşte, asfalt yolda yürüyoruz. Sağda solda hiçbir yapı, bina, ev vs yok; her iki tarafta upuzun otlar var ve uzun ince bir yol…

Sonra bir anda, hiçliğin ortasından, miyavlayarak üstümüze üstümüze koşan bir yavru kedi belirdi. Nasıl coşkuyla koşuyor ve bize geliyor. Çok acayipti! Eğildim, bekledim ve hemen kucağıma geldi. Köpeğin olur da coşkuyla gelir ya, öyle aynı. Katiyen kedi gibi değildi davranışı. Biz de o sırada her yerimize bulaşa bulaşa Yeni Adet’ten aldığımız narları yiyoruz. Kedi o kadar tatlı ki kendimizi ona dokunmaktan alamıyoruz ve her yeri kıpkırmızı oluyor hayvancağızın ve adı da beliriyor hemen: Nar Tanesi. (Bu arada normal renkleri ise gri ve beyaz ağırlıklı, nasıl güzel)

Kedilere hiçbir zaman çok büyük ilgi, sevgi beslemeyen ben nasıl sevdim bu hayvanı, anlatamam. Nar Tanesi’ni kucağımıza alıyoruz, durmuyor; yere bırakıyoruz, ayaklarımızın altında dolaşıyor, ezilme tehlikesi yaşıyor, derken bir şekilde Dalyan yakınlarına varıyoruz. Hayvan barınağına doğru yürüyoruz ama meğer orası köpekler içinmiş sadece. Barınakta gönüllü olan Aylin’i arıyoruz sonra, daha fazla yeni kedi alma şanslarının olmadığını söylüyor. Ne yapsak ne yapsak, aşırı tatlı, biz mi baksak derken aklımıza köyden Ceren ve Kayhan’ı aramak geliyor, daha biz leb demeden “varsa iki tane getirin” diyorlar. Ohh, kediye bir ev bulundu. Ne mutlu! Dalyan’da işleri halledip karşıya geçiyoruz, Kayhanlara bırakıyoruz kediyi, içimiz biraz buruk.

Nar Tanesi’nin diğer adı da Migi oluyor ki durmadan “miii miii” dediği için bu isim de yakışıyor ona. Yalnız o kadar özgür ruhlu ve serseri bir kedi ki bir yok oluyor, bir çıkıyor ortaya. Gel zaman git zaman, Aralık’ta bir gün Dalyan’dan kayıkla bizim köye geçerken “miii miii” sesini duyuyoruz, bir de bakıyoruz kıyıda bize sesleniyor karşıya geçmek için. Ben emin olamadım ama Burcu tanıdı hemen. Hayır, Dalyan tarafına nasıl ve ne zaman geçmiş, onu anlamak mümkün değil! Kayıkçı Sevim Abla geri dönüyor, kediyi alıyor ve karşıya geçiyoruz onla. Karşıya geçince de Kayhanlarla beraber eve dönecek olan Özgürlerin arabasına atıyoruz kediyi, Kayhan ve Ceren’e küçük bir sürpriz olarak.

***

Aralık’ın son günlerinde, o günlerde misafirimiz olan sevgili Baran’la orman yoluna doğru yürürken bir bakıyoruz yine o. “miii miii”… Oldu mu sana üç! Alıp eve götürüyoruz, diyorum artık bizim bakmamız lazım bu kediye, bu kaçıncı işaret! Yine ertesi gün Begüm götürüyor kediyi ve bir ya da iki gün sonra bu sefer Burcu ve o günkü misafirimiz Bürge, Migi’yi dördüncü kez buluyorlar. Düzeltiyorum, Migi bizi dördüncü kez buluyor.

Yok yok, artık hakkaten bizle yaşasın bu kedi. Balkona koyuyoruz ve bir iki gün takılıyor. (Bu arada Kayhan’la Ceren köyde değil zaten, gün aşırı bi’ Özgür beslemeye gidiyor kedileri, bi’ Begüm <Migi’den sonra bir kedi daha buldular ve her ikisine bakmaya başladılar>) Sonra bir gün Burcu’yla Dalyan’a gideceğiz ama peşimiz sıra geliyor serseri. Ne yapsak ayak altından çekilmiyor, motorla üstünden geçicez diye korkuyoruz. Burcu’ya diyorum ki “al kucağına, tam hareket edecekken at, basıp gidelim, kaçalım.” Çünkü sanıyorum ki motorun peşinden gelecek, dedim ya kendini köpek sana bir kedi bu. Öyle de yapıyoruz ve Burcu’nun attığı yerde kalakalıyor Nar Tanesi. Aynadan bakıyorum, geri dönüp bakıyorum, hiç kıpırdama yok. Kahkahalar atıyorum, “hahaa salak, dondu kaldı valla” diyorum. Bu arada içimden bir ses eve dönmeyeceğini söylüyor ama döndüğümüzde onu evde buluyoruz. Gerçi biraz sersemlemiş gibi. Sonra komşu Güllü abladan duyuyoruz ki köpekleri Arap’la kavga etmişler meğer, o ona tırmık atmış, o onu ısırmış, Güllü ablalar araya girmiş falan. Ama görünürde bir şey yok Migi’de, sadece acayip durgun.

Sonra o akşamüstü kusmaya falan başlıyor, pek yemek yemiyor. Yorgun ve çok sakin bir görüntüsü var… Ertesi gün de o halleri devam, Burcu çokça endişeleniyor ve ilgileniyor, bense nedense pek oralı değilim. Arada Özgür geliyor, bakıyor, ilaç falan veriyoruz ama durumunda gelişme yok. Tam olarak ne olduğu da meçhul tabii, Arap’la kavgası sırasında iç kanama vs olabilirmiş, veya travmatik bir şey oldu belki; ya da Özgür’e kalırsa şiddetli bir zatürree gibi bir şey. Kesin olarak bilemiyoruz tabii, dili yok ki hayvanın. Başka bir şey(ler) de olabilir. Sonra o akşam Burcu onu içeriye, sıcağa almayı öneriyor ama Begüm ve ben biraz soğuk kanlı yaklaşıyoruz galiba ve pek tercih etmediğimizi söylüyoruz. Ayrıca ben bu hayvanların doğaları gereği dışarıda rahat edeceklerini falan savunuyorum.

Neyse… Özgür’le konuşuyor Burcu, Özgür’ün içi rahat etmiyor ve gelip alıyor Migi’yi, evlerine götürüyor. “Bu geceyi atlatırsa yaşar ama bu gece çok önemli” diyor. Ertesi sabah Burcu Özgür’e mesaj atıyor ve durumu soruyor, gelen cevapta bir adet somurtan yüz ve “maalesef” var.

Böylece Nar Tanesi’ni kaybediyoruz. Bize böyle güzel anılar, bana hiç ummadığım bir kedi sevgisi, Burcu’ya bir canlıyla ilgilenme isteği gibi hissiyatlar bırakıyor. Aynı gün çemberde bu konuyu da konuşuyoruz. Kedinin durumuyla hiç ilgilenmememi falan anlamaya çalışıyorum. Böyle de bir içbakış fırsatı sunuyor bana/bize.

Sonuç olarak hayat döngüsünde bir sayfa kapanıyor, yenileri açılıyor. Nar Tanesi toprağın altında milyonlarca bakteriye, böceğe, mantara yaşam alanı ve besin oluyor. Hiç bitmeyen döngü devam ediyor.

—————————————–

Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz: emreertegun@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir