bize dair

2019 seçimleri taslak programı

 2015 genel seçimlerine sayılı günün kaldığı şu anlarda ben gözümü 2019 seçimlerine diktim. Yok yok, daha önce de defalarca söylediğim üzere, temsili demokrasiye inanıyor değilim. Bu yönetim şekliyle insana yakışır bir hayat kurgulayabileceğimizi hiç sanmıyorum.

Yine de, aşağıya çalakalem yazacak olduklarıma benzer vaatlerde bulunan bir parti çıksa ortaya, ne olurdu merak ediyorum.

Ekonomi: Büyüme hızı birkaç yıl içinde sıfıra (belki de negatife) indirilecek… Böylece daha fazla doğa ve insan talanına geçit verilmeyecek… Öncelikle doğaya ve/veya insanlara zararlı her türlü üretimin, fabrikanın önü hızla kesilecek…

Faizler ve para: Çürüyen para uygulamasına, yani negatif faiz uygulamasına geçilecek… (Mesela düşünün ki her 1 TL’niz her ay 5 kuruş değer kaybedecek.) Böylece paranın saklama aracı olarak işlevi azalacak… Biriktirmek için biriktirmek ve sermaye birikimi zorlaşacak…

Çürüyen paralar tüm vatandaşlara eşit olarak maaş olarak (bkz. vatandaşlık geliri) dağıtılacak… Böylece herkesin asgari ihtiyaçlarını karşılaması mümkün olacak, “Yarın karnımı nasıl doyururum” korkusundan muaf olan kişilerin yaratıcılıkları üst seviyeye çıkacak, herkes armağanlarını özgürce paylaşabilecek…

Vergiler: Kademeli vergi sistemi ile zenginden yüksek, fakirden düşük (mümkünse 0) vergi alınacak. Bu vergi, gelir ve harcamaların yanı sıra varlık üzerinden de hesaplanacak… Bir sürü malı mülkü olanın çok daha fazla vergi ödemesi sağlanacak…

Bu faiz ve vergi politikası ile toplumdaki eşitsizlikler hızla azalacak…

Eğitim: Günümüzdeki anlamıyla eğitim sistemi tamamen çöpe atılacak… Kişilerin biricikliğinin ortaya çıkması için gereken her neyse (bu gereken, okulu tamamen dışlamak da olabilir) yapılacak…

– Sağlık: Daha fazla hastane, doktor değil; daha az hastalığa, yani koruyucu sağlığa, ayrıca daha fazla alternatif tedavilere yatırım yapılacak…

Beslenme: Doğal gıdalarla beslenme ve bunları üretmek özendirilecek…

Tarım: Ekolojik tarım yolundaki çalışmalar artırılacak; bütüncül yönetim, permakültür, Fukuoka vs. üzerine yatırım ve uygulama desteği verilecek…

Kentler: Ekolojik olarak katiyen sürdürülebilir olmayan kent ağırlıklı nüfus yerine kırsala geri göç özendirilecek, kolaylaştırılacak…

Enerji: Enerji tüketimi, bugün olduğundan çok aza indirilecek… Belli bir miktara kadar kullananlara bedava ya da çok ucuz, sonra kademeli ve hızlı bir artış olacak…

Ayrıca enerjiyi yerinde üretmeye teşvik edilecek! Öncelik -doğaya zararlı olmayan- mini HES’ler, rüzgar, güneş vb. temiz kaynaklara…

Konut: Kişilerin kendi konutlarını, ekolojik yöntemlerle üretmelerine teşvik edilecek… Buna yönelik eğitimler, seminerler, atölyeler…

Askeriye: Ordu, birkaç yıl içinde tamamen tasfiye edilecek… Bu, çok büyük bir törenle dünya kamuoyuyla paylaşılacak… (Naif inancım şudur ki tehdit olmaktan çıkan kişi, kurum veya ülkelere kimse tehdit olmayacaktır)

Engelliler: Her alanda önleri açılacak, toplumsal karar alma mekanizmalarının ve hayatın tamamına -istisnasız- katılabilmeleri sağlanacak…

Kadınlar: Ben bilmem, kadınlar bilir ama her alanda erkeklerle denk olmaları sağlanacak…

Tüm ezilmiş gruplar (etnik, dini veya diğer şekillerde): Her birinin mağduriyetinin giderilmesi sağlanacak… Kadınlar ve engelliler de dahil olmak üzere, ihtiyaç olan alanlarda pozitif ayrımcılık dahil olmak üzere ne gerekirse yapılacak…

Yönetim şekli: Yerinden yönetimin en dibine kadar gidilecek… Aristo’nun tanımladığı gibi, maddi ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve kendine yetebilecek kadar büyük, bir bakışta görülebilecek kadar küçük toplulukların (polislerin) kurulması sağlanacak… İşte bu topluluklar, doğrudan demokrasi ile kendilerini yönetecek…

Bu aşamaya gelince zaten devletlere “güle güle” diyeceğiz.



 
                      Gerçekten de birileri böyle şeyler vaat etse ne olurdu acaba…

———————————————————————————

Bildiğin -ya da bilmediğin- üzere 2012 Temmuz’undan bu yana, bilerek ve isteyerek çalışmıyorum. Yani klasik anlamda “çalışmak”tan bahsediyorum tabii. Zira aslında hiç olmadığım kadar üretim halindeyim, ayrıca -yeri gelmişken- son derece keyifli ve afiyetteyim. Bu üretim sürecinde ortaya çıkan şeylerin çoğu bugünün piyasasında “para eden” şeyler değil ama bu, onların kıymetini azaltmıyor, içim ferah. Kendim ve diğerleri için daha güzel bir yaşam düşü, bu konuya kafa ve kalp yorma, yazıp çizme, bi’takım uygulamalar yapma ve buna kendini adama ne zaman para etmiş ki…

Yok yok, katiyen şikayetçi değilim bu durumdan, hatta bunun için ayrıca şükran doluyum. Cidden! Hayatımı sürdürürken az miktarda da olsa (ayda birkaç yüz tl) paraya gereksinim duyuyorum ve yaptıklarım, bu parayı çoğu zaman “doğrudan” getirmiyor. Hep bi’takım dolambaçlı yollar… Neyse ki bu yolları da seviyorum. ((:

Diyeceğim o ki eğer yukarıdaki veya diğer bir yazım -veya belki de bir eylemim- bir yerlerine dokunduysa; seni mutlu ettiyse, düşündürdüyse, sana ilham verdiyse ve içinde benim için bir şeyler yapmak üzere harekete geçme isteği duymana yol açtıysa, bunun sonucunda da bana para veya başka bir armağan iletmek istersen: emreertegun@gmail.com adresinden bana ulaşır mısın?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir