bana dair

2016 niyetlerim!!! Açtım kollarımı…

Yıl değişimlerini çok kaale almam aslında. İnsan icadı olan takvimi, insanın vermiş olduğu gün-ay isimlerini falan kast ediyorum yani. Yine de ön yargılı olmamak lazım belki de. Sevgililer gününü kutlamayı her türlü çok saçma bulabilirim ama kendime değişik bir gözle bi’ bakmamı; hayallerimi, niyetlerimi, yapılacaklar listelerimi gözden geçirmemi; bırakmam gerekenleri bırakarak yeniye yer açmamı sağlayacaksa eğer; yeni yıl niyetlerine, dileklerine girişmek neden kötü bir şey olsundu? Diyor ve huzurlarınızda, içimde bu yıla dair neler olduğuna bir bakış yapmaya yelteniyorum.

– 2016 için bas bas bağıran niyetim, daha fazla somut üretim yapmak. Erken emeklilik ile özgürlüğe kanat çırpmaya başladığım 2012 Yaz’ından bu yana bir sürü şey yaptım/yapıyorum ve bunların tamamına yakınının ortak noktası soyutolmaları. Sağlıklı iletişimi yaşayarak öğrenme, çemberler, atölyeler, topluluk olma hayalleri ve bunu mevcut hayatımda olabildiğince uygulama; yazma, yazma, okuma, yazma, yazdıklarımı kitaba evriltme, tanıdık/tanımadık okuyucularla/dostlarla yazışma ve onlara dönüşüm süreçlerinde destek olmaya çalışma vs.

Geçenlerde ilham geldi ve hiçbir tarife falan bile bakmadan erişte yapıverdim mesela. İlk heyecanla hemen haşladım ve sıcak sıcak yedik. Hiç fena değildi.
Kalan erişteleri ise kuzinede fırınladım ve bir kavanoza koyup dolaba attık. Bakalım hangi şanslı misafirlere kısmet olacak ((: (Fotoğraf çok kötü ama idare edin.)

Bunda bir sıkıntı yok elbette ama şu anda kalbim ev-kümes vs. inşa etmek için, karnabahar-domates-turp-bezelye yetiştirmek ve doğadan mantar-yabani ot toplamak ve balık tutmak için, salça-tarhana-erişte-çökelek yapmak için atıyor. Bu yıl bunu yapacağım işte. Soyut üretim diye adlandırdığım şeyleri yapmaktan vazgeçecek değilim, bunlar da kaçınılmaz olarak içimden taşmaya devam edecektir ama diğer tarafa da ağırlık verme arzumun gitgide yükseldiğini hissediyorum.

Hamur biraz fazla olunca, kalanı da kendimce bir çeşit poğaça-pizza gibi bir şeye dönüştürdüm. Hamur çok iyi pişmediyse de idare eder. Hamur işlerine yabancı birinin doğaçlama çalışması için yeterince iyi.
Somut ve soyut üretim arasında bir sidik yarışı veya hiyerarşi olduğunu düşünmüyorum, birinin diğerinden daha üstün veya öncelikli olduğunu da. Ispanak yemek ne kadar gerekliyse, sosyal bir hayvan olan insan için; birbirini dinleyebilmenin, anlayabilmenin, dayanışmanın da insanlık olarak girmiş olduğumuz girdaptan çıkma yolunda o kadar gerekli olduğunu düşünüyorum. Aradaki fark şu olabilir: Yemek yemeden yaşayamayız lakin birbirimizi anlayamazsak bir şekilde yaşarız. Ama işte, bir şekilde! Hayal ettiğim dünyada bir şekilde yaşamıyoruz. Sağlıklı gıdamızı ürettiğimiz gibi sağlıklı toplumsal yapıyı da üretmemiz hayrımıza olacak. Bu toplumsal yapı ise hayal ederek, okuyarak, yazarak, düşünerek (köşeli, doğrusal analizlerden değil, hissederek düşünmekten, sentipensante‘den bahsediyorum) ve uygulayarak, deneyerek vuku bulacak. Ahan da geçtiğimiz üç küsur yılda yapmaya çalıştığım şey daha ziyade bunlardan ibaret. Şimdi ise terazinin diğer tarafında güçlenmek ihtiyacındayım.
– 2016’da çok fazla kutlamayapmaya niyetliyim. Ota boka kutlama! Hayatın ta kendisi zaten son derece kutlanası bir olay, ki bu kutlamayı çoğu zaman gayet güzel yapabildiğimi düşünüyorum. Gündelik işleyişi kutlamayı iyi beceriyorum. Siz hiç her çiş yapışta, her tahin-pekmez yiyişte, her odun kesişte sevinen biri gördünüz mü? -Nadiren bakıyorum gerçi ama- ben her aynaya bakışta görüyorum.
Bu yıl ise gündelik sıradanlığın dışına taşanı da kutlamaya niyet ediyorum. Mesela doğum günümü neden kutlamayayım arkadaş? Sevgililer günü ile bir değil ki o! Bir tanesi tam bir tüketim vesilesi iken bir diğeri benim dünyada bulunuşumu kutlamayı getiriyor. Neden yapmayayım bunu? Bu yıl yapıcam! (Son on küsur yılda sadece 30’u kutladım.)
Kitap basıldığında (ki epey az kaldı) gittiğim her yerde kutlayacağım! Hangi şehre, köye gidersem insanları bu vesileyle toparlayıp kutlayacağım işte. Tekrar tekrar şarap kadehimi veya çay bardağımı kaldıracağım bunun için. Evet, yapacağım. ((:
O veya bu şekilde eriştiğim parayı kutlayacağım. Daha fazla güzelliğe hizmet etmek üzere daha fazlasını isteyeceğim her seferinde. Bunu isteyebildiğim için, hazretleriyle büyük oranda barışabildiğim için bu durumu da ayrıca kutlayacağım.
– Bana verilen her türlü armağanı kutlayacağım, verenleri onurlandıracağım. Topluluğumuzun balta sponsorunu veya bize arabalarının bir yıllık kullanımını armağan edenleri, yazılarımı okuyup hiçbir şekilde tanışmamamıza rağmen bana türlü konuda destek olanları ve destek isteyenleri, içlerinden akan cümleleri kutlayacağım. Hiçbirini sıradanlaştırmadan… Her seferinde sevinecek, her seferinde -hiç olmazsa- tahin-pekmeze bandığım ekmeğimi bu kişilerin mutluluğuna kaldıracağım.
Dostlarımın, ailemin varlığını kutlayacağım; miadı dolmuş ve hayatımdan çıkan şeyleri ve kişileri kutlayacağım. Geleni de kutlayacağım, gideni de; vuslatı da hasreti de; yaşamı da ölümü de… Yaşamın değişmez tek gerçeği olan döngüyü kutlayacağım. Viktor’a selam olsun: Yaşam dönüşümdür.
Evet evet, şimdi aklıma geliyor: Kocaman yazayım odama, bir de aklıma: Her gün şöyle bir düşüneyim: Bugün neleri kutladım? Neleri atladım ve şimdi kutlayabilirim?
– 2016’da İngilizce konusunda somut adım(lar) atmaya niyetliyim. Temelim epey sağlam güya ama İngilizce konuşmaktan, okumaktan her daim kaçıyorum. Harika yazıları kaçırıyorum (çünkü üşeniyor ve okumuyorum), harika sohbet fırsatlarının büyük bir kısmını (üşeniyorum, bazen biraz da çekiniyor ve konuşmuyorum, dinlemiyorum) kaçırıyorum. Bunu kendime niye yapıyorum ki? Biraz çaba harcamam gerekiyor sadece. Bu çabanın ne olduğundan da emin değilim ama bulacağım. Bir süre yurt dışında takılmak mı, daha fazla İngilizce filmi altyazısız ya da en azından İngilizce altyazılı izlemek mi, zorla bir şeyler okumak mı, çok uzun olmayan, hem de ilgi alanımdaki yazıların çevirisini yapmak mı, hepsi mi, başka bir şey(ler) mi… Bu şey(ler) her neyseler, bu yıl bunla ilgili ciddi adımlar atmak ve bu konuda rahatlamak istiyorum. Önerilerinize aç ve açığım bu arada.
– 2016’da erteleme huyumdan vazgeçmeye niyet ediyorum. Yapmak istediğim şeyleri (bulaşık yıkamak da olabilir, okumayı çok istediğim kitaba artık başlamak veya ne zamandır tanışmak istediğim kişileri ziyaret de) zamanında yapmak, böylece hem ihtiyacımı karşılamak hem de her daim dolup taşan yapılacaklar listemi hafifleterek bana yük olmamalarını sağlamak, hayatımı kolaylaştıracak biliyorum. O halde yap be adam! (Yapmıyorsan da yapmak istemiyorsundur belki, siliver bakalım listeden – bakalım ne hissedeceksin.)
– Vücuduma ve sağlığıma daha da fazla özen göstermeye, beslenmeme daha da dikkat etmeye, ayrıca hayvan ve hayvansal ürün yeme konusuna kafa yormaya (yine sentipensante ile) daha fazla mesai ayırmaya niyet ediyorum.
– Doğada daha fazla vakit geçirmeye niyet ediyorum. Köyde ve ormanın içinde yaşamama rağmen, yukarıda soyut üretim olarak bahsettiğim entelektüel faaliyetler (okuma, yazma, film izleme vs.) ve bazen de tembelliğim-konformistliğim beni beton evimizde tutuyor çoğunlukla. Halbuki orada doğa var, orman var; baş öğretmenimiz! Daha çok doğa, daha çok gözlem, daha çok yürüyüş, daha çok kamp… Gelsin!
– Daha da sadeleşmek, daha da az eşya kullanmak, daha da az tüketim kalemini hayatımda tutmak istiyorum… Hayatımdan neyi çıkarabilirim? Nasıl daha da küçülürüm? Şunu-bunu-onu kullanmama gerçekten gerek var mı? Varsa da piyasadan satın almadan nasıl alternatifler üretebilirim? İşte bu soruları sormaya devam edeceğim.
– Son olarak da… Kutlama kısmında yazdım ama burada ayrı bir madde olarak da yazmak istiyorum ki 2016’da daha fazla paraya erişmek istiyorum. Daha fazla harcamak için değil aslen, yoksa bir önceki madde ile tutarsız olurdu. Ama bu akışın önünü açmak istiyorum. Ara ara okuyuculardan gelmeye devam eden armağanlarla, beklentisiz olarak verecek olduğum kitap armağanıma gelecek olan dönüşlerle, belki yapacağım somut üretimlerden veya bir yandan yine atölye, şu-bu etkinliklerle daha fazla paraya erişmek istiyorum. Az tüketmek bir yana, az harcamak için kendimle yarışmak istemiyorum. Ekolojik gıdaya erişim için, ulaşım masraflarım için, belki yakın veya orta vadede yapacak olduğum yurt dışı seyahat(ler) için paraya ihtiyacım var ve bunu görmezden gelmek, yok saymak bana hizmet etmiyor. “Ayda 400 harcıyorum, fazlasında gözüm yok.” demiyorum artık. Var abi, fazlasında gözüm var. Bana lazım olmazsa, etrafımda muhteşem ruhlar var destek bekleyen ve fazlasıyla hak eden. Onlara akıtırım! Ama gelsin para, kaçmıyorum. İstiyorum, aktif beklemeye geçiyorum.

İşte bunlar! Salıveriyorum ortaya ve açıveriyorum kollarımı…

—————————————-

Blog yazarının notu:

Bildiğin -ya da bilmediğin- üzere 2012 Temmuz’undan bu yana, bilerek ve isteyerek çalışmıyorum. Yani klasik anlamda “çalışmak”tan bahsediyorum tabii. Zira aslında hiç olmadığım kadar üretim halindeyim, ayrıca -yeri gelmişken- son derece keyifli ve afiyetteyim. Bu üretim sürecinde ortaya çıkan şeylerin çoğu bugünün piyasasında “para eden” şeyler değil ama bu, onların kıymetini azaltmıyor, içim ferah. Kendim ve diğerleri için daha güzel bir yaşam düşü, bu konuya kafa ve kalp yorma, yazıp çizme, bi’takım uygulamalar yapma ve buna kendini adama ne zaman para etmiş ki… 

Yok yok, katiyen şikayetçi değilim bu durumdan, hatta bunun için ayrıca şükran doluyum. Cidden! Hayatımı sürdürürken az miktarda da olsa (ayda birkaç yüz tl) paraya gereksinim duyuyorum ve yaptıklarım, bu parayı çoğu zaman “doğrudan” getirmiyor. Hep bi’takım dolambaçlı yollar… Neyse ki bu yolları da seviyorum. ((: 

Diyeceğim o ki eğer yukarıdaki veya diğer bir yazım -veya belki de bir eylemim- bir yerlerine dokunduysa; seni mutlu ettiyse, düşündürdüyse, sana ilham verdiyse ve içinde benim için bir şeyler yapmak üzere harekete geçme isteği duymana yol açtıysa, bunun sonucunda da bana para veya başka bir armağan iletmek istersen: emreertegun@gmail.com adresinden bana ulaşır mısın?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir