alıntılar

“Düzenden Kaosa Zuhur”dan – Tayfun Gönül – Gediz Akdeniz

Geçtiğimiz yıl, Tayfun Gönül’ün (yakın zamanda kaybettiğimiz sıkı bir anarşist, ayrıca bu topraklardan çıkan ilk vicdani retçi) Gediz Akdeniz’le (Avrupa’nın önde gelen fizikçilerinden) yapmış olduğu söyleşinin meyvesi olan Düzenden Kaosa Zuhur (Kaos Yayınları) adlı kitabı okumuş ve pek beğenmiştim. Özellikle önemli bulduğum yerlerden notlar almıştım; nihayet buraya aktarmanın sırası geldi.

Kitapta, yani söyleşide, yok yok: Çokça modernite-post modernite sorgulamaları, bolca Baudrillard çözümlemeleri, ÇArşı grubu, Bergama köylüleri, 68 hareketi, anarşistler ve daha nice konu…

Tabii, kitabı okumayanlar için sadece bu notlara bakmanın ne ifade edeceğinden emin değilim ama yine de paylaşıyorum.

Aldığım notlardan bazılarında cümleyi olduğu gibi almışım, bazısında ise kendi anladığım şekilde kısaca… Ayrıca söylenenlerin hangisi T.Gönül’ün, hangisi G.Akdeniz’in; not etmemişim. Son olarak, alıntılar arasında belli bir akışkanlık yok, her maddeyi kendi içinde değerlendirebilirsiniz.

– Gerçeklik ilkesini modernite değil, karmaşıklık üzerine kurarsak, oradan çıkacak ürünü öngöremeyeceği için, sistemin, oyunu kuran iktidarın kaybetme ihtimali var.

– Bin Ladin öngörülebilir ama Irak’taki canlı bombalar öngörülemez. Bu yüzden onlarla mücadele edemiyorlar. Modernitede ölerek çözme yok, yaşayarak var.

– Düzenli bir hareketin sonuçları kolayca öngörülebilir, tedbir alınır. İhtiyacımız olan “düzensiz duyarlı insan davranışı”. (Bu tabir, kitapta çok sık geçiyor. Buradaki alıntılar bir şey ifade etmezse, bilin ki benim yetersiz alıntılamamdandır – emre)

– Belki de sendikaların devreye girdiği, devrimci komitelerin yerini aldığı, hükümetle işçi sınıfı adına pazarlığa girdiği anda bitti 68. Sendikalar, moderniteden yükseliyor, bütün tepkileri kontrol edilebilir.

– (Anarşistler için) Kendisi bile biraz sonra ne yapacağını kestiremeyen insan. Sürekli yapının dışına çıkma, kuralları reddetme eğilimindeki kişi.

– Karşı çıktığımız sistemle uzlaşma olur mu?

– İnsan, en karmaşık canlı; düzensiz bir yapısı var. Ne ki; eğitim, egemen ahlak, medya, popüler kültür tarafından “düzenli”, yani talepleri öngörülebilir hale getiriliyor.

– Küreselleşmeye küresellikle karşı çıkış!? (…) Londra’da bir milyon küreselleşme karşıtı yürüyor ama bu, Batı uygarlığı için hiçbir tehdit içermiyor.

– Yılmaz Öner: Felsefe sistemi olan tek felsefecimiz.

– Üniversitelerde, akademideki aynılık, modernite, korkaklık, muhalif hareketlere de yansıyor. Öğrencilere bulaşıyor; yazına, sergine sıçrıyor.

– Sistem duyarlı ise parçalarına ayırıp bakamazsın.

– Modern bilim, duyarsız “ideal” sistemlere çözüm getirdi. Sonra bu yöntemi, ideal olmayan sistemlere, insana da uygulamak istedi.

– Her türlü muhalif hareketin, aykırı duruşun, ekoloji hareketinin; modernite paradigmaları dışında arayışlarda bulunmasının vakti geldi, geçiyor.

– Yeraltı hareketleri oluşuyor ama bir süre sonra sönüyor ya da özgünlüğünü yitiriyor. Çünkü teorisi yok. Teorisi olsa, kendisinin ne yaptığını anlamaya çalışırdı.

– Düzensiz duyarlı insan davranışının bulaşıcı ve yayılmacı bir etkisi var ki bu, onun etki ve önemini artırıyor.

– Çarşı’nın kendisi bir yapıbozum. Tüm dinamiklerin iç içe girdiği ve birbirlerini beslediği bir uzam. Karmaşık bir yapı. Modernitenin dışında.

– Başka şehirlere sıçrayan Çarşı grupları var. Bunların ortaya koyacaklarını, üreteceklerini kimse öngöremez. Bu, karmaşıklık işte.

– Peki kitlesel değişim nerede? Beklemek lazım. Mesela Batı’da bu şans hiç yok.

– Düzensiz duyarlı insan davranışları, saf halde var olmazlar.

– TEMA, Greenpeace vs. değişimin kaynağı olamaz. Bergama köylüleri olabilir.

– Bergama köylülerinin hepsini içeri alsan ne yazar! Bu hareketin semptomları şimdi Türkiye’de her köyde var.

– Devrim, yaygınlaşmış düzensiz duyarlı insan davranışlarının bileşiminden ortaya çıkacak/çıkabilir.

– Biz, bu hayatın nasıl sürdürülebileceği ile ilgilenmiyoruz. Başka bir hayat tasarlıyoruz.

– Proudhon diyor ki: “Bizim yola çıkışımız ve nihai hedefimiz ‘birey’dir. Ama bireyin kendini gerçekleştirdiği matris de toplumdur.”

– Modern feministlerin dayanışma olarak ortaya koyduğu, genellikle kurumsal yapılar, dernekler, sığınma evleri… Ama sıcaklık, insan sıcaklığı yok!

– Homoseksüellere, evlilik tipi heteroseksüel yapıların dayatılması! Eşcinsel aşkın, hetero aşkı taklit etmesi! Sahtelik!

– Düzenin parçası olmayı reddetmen lazım. Yoksa düzen seni o an yok eder.

– İzole bireylerden iyi tüketici olur, başka da bir şey olmaz.

– Dinlerde tekrarlanma (namaz, pazar ayini vs.) var. Tekrarlanan sistemler, ideal sistemlerdir. Sistemi güçlendirir.

—————————————–

Blog yazarının notu:

Bildiğin -ya da bilmediğin- üzere 2012 Temmuz’undan bu yana, bilerek ve isteyerek çalışmıyorum. Yani klasik anlamda “çalışmak”tan bahsediyorum tabii. Zira aslında hiç olmadığım kadar üretim halindeyim, ayrıca -yeri gelmişken- son derece keyifli ve afiyetteyim. Bu üretim sürecinde ortaya çıkan şeylerin çoğu bugünün piyasasında “para eden” şeyler değil ama bu, onların kıymetini azaltmıyor, içim ferah. Kendim ve diğerleri için daha güzel bir yaşam düşü, bu konuya kafa ve kalp yorma, yazıp çizme, bi’takım uygulamalar yapma ve buna kendini adama ne zaman para etmiş ki… 

Yok yok, katiyen şikayetçi değilim bu durumdan, hatta bunun için ayrıca şükran doluyum. Cidden! Hayatımı sürdürürken az miktarda da olsa (ayda birkaç yüz tl) paraya gereksinim duyuyorum ve yaptıklarım, bu parayı çoğu zaman “doğrudan” getirmiyor. Hep bi’takım dolambaçlı yollar… Neyse ki bu yolları da seviyorum. ((: 

Diyeceğim o ki eğer yukarıdaki veya diğer bir yazım -veya belki de bir eylemim- bir yerlerine dokunduysa; seni mutlu ettiyse, düşündürdüyse, sana ilham verdiyse ve içinde benim için bir şeyler yapmak üzere harekete geçme isteği duymana yol açtıysa, bunun sonucunda da bana para veya başka bir armağan iletmek istersen: emreertegun@gmail.com adresinden bana ulaşır mısın?

2 Yorum

  • Sümeyra Uğur

    Aldığın notlar aşırı heyecan uyandırsa da, kitabı okuyamam üşenirim gibi geldi ters gülücük. 🙂 her bi not bende bi yerlere ulaştı da, izole bireylerin iyi tüketiciden başka bi şey olmamasıyla ne kastetmiş ola ki?

  • emre

    Buradaki notlar nasıl görünüyor bilmiyorum ama kolay akan bir kitap olduğunu söylemeliyim. Bir de benim alabildiğim notlardan çok daha fazlasını barındırdığını…

    İzole bireyin iyi tüketici olmasından benim anladığım, "ben tek-tüm dünya bana karşı- bireyinin yalnızlaşması, başının çaresine bakma ve para kazanma gerekliliği ve tek tatmin yolunun da tüketim olması… (gibi bir şey…)

Sümeyra Uğur için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir