bana dair

Günlüğümden (9-10 Aralık)

Birkaç ay önce kendime yazdığım satırlardan birkaç kuple paylaşmak istedim. İletişime, sosyal medyanın hayatımdaki rolüne, yalnızlığ(ım)a ve gerçekliğe dair…

(…) Yalnız olduğumu, bundan dolayı ne kadar keyifli olduğumu söyleyip duruyorum ama bu nasıl bir yalnızlık? Her gün saatlerce bilgisayar başından insanlarla etkileşimdeyim; yazıyorum ve sesimi duyuruyorum; yorumlar, geri dönüşler alıyorum; whatsapp’tan sesli mesaj ile birilerine sesleniyorum; bir sürü yazı okuyor, video ve film seyrediyorum.  

Bir an durdum ve durumu biraz anladım sanki. Evde tek başımayım ama insanlarla iletişim hâlindeyim, bu iletişim çokça yazılı olmakla birlikte telefon konuşması yerine sesli mesajı tercih etmem de bana bir şeyler anlatıyor sanki. Galiba ben, o an, hemen tepki ve karşılık vermek durumunda olmamayı seviyorum. Yüz yüze ya da telefon görüşmesinde öyle değil. Karşımdaki bir şeyler söylüyor ve bunları o an’da anlamam, kavramam ve karşılık vermem gerekiyor. Ne büyük stres yahu! Ya da şu an bana öyle geliyor. 

Buradan da şuna geliyorum: Belki tam da bu nedenle günlük yaşamın içinde bu kadar fazla ezber ve taklit iletişim, sözcük, cümle var. E aksi mümkün mü ki? Bu kadar fazla etkileşimin ve cümlelerin, seslerin içinde çırpınan insanoğlu roller almasın da naapsın? Her şeyi gerçekten dinlemeye, gerçekten idrak etmeye zihin mi dayanır, vakit mi yeter… O zaman gelsin ezberlenmiş cümleler, replikler, takılan maskeler, girilen roller… 

Tabii yaa, bu nedenle yavaş konuşmak, arada es vermek, hızlı tepkiler vermemek bu kadar önemli. Hemen tepki veren, zaten bildiğini -sandığını- dışa vurmaktan başka ne yapabilir? Ne fikrinin değişmesi, gelişmesi mümkün olur, ne de gerçekten anlaması, algılaması -duyduğunu, gördüğünü, kokladığını, hissettiğini…

(…) 9 Aralık 2016

*** 

(…) 

Tabii dün de yazdığım üzere, sosyal medya vasıtası ile yoğun bir etkileşim hâlinde olduğuma göre gerçekten de yalnız sayılmam. Sahi gerçeklik nedir ve nerede başlıyor? İnternet ve telefon üzerinden kurduğum iletişim, birçok yüz yüze iletişimimi dövebilir sanki. Birinin mesajını ya da e-mektubunu candan bir şekilde okuduğumda, ses kaydını aynen öyle dinlediğimde, karşımdakini gerçekten duyduğumda, kim bunun gerçek olmadığını söyleyebilir ki!  

(…) 10 Aralık 2016

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir