bana dair

su

Su için can’lar.
Çok su için.

Ben bu aralar çok içiyorum ve her bi’şeyimi temizliyor adeta.
Bedenimi, ruhumu, zihnimi…

İçtikçe içiyorum, içtikçe işiyorum. Bitmek bilmez bir musluk-koltuk-tuvalet döngüsü… 20 dakikada bir kalkıyorum yerimden.

Ve arınıyorum da arınıyorum…

Sabah sağlam bir kahvaltı yapıyorum ve sonrasında çoğu gün akşama kadar hiçbir şey yemiyor, deli gibi su içiyorum. 75 cl’lik bir şişem var, bazı günler üç bazı günler dört şişe; hem de dört-beş saat içinde (diğer saatlerde içtiğim başka ama en çok gündüz)… Nasıl da hafifliyorum iyice, nasıl da huzur sarıyor bünyemi…

Bu arada ne ilginçtir ki gün içinde iki lokma bir şey yiyeyim (ister birkaç dilim karpuz olsun isterse bir tane dolma), devamı geliyor. Bir açlık hâli oluşuyor ve sürekli kendini yeniden üretiyor.

Bedenle bağlantıyı epey kaybetmişiz gerçekten de. Söylüyorlardı da kafama yatmıyordu, aslında gün içinde sürekli susuyoruz ama bunu anlamayıp acıktık sanıp yemeye koyuluyoruz diye. Doğruymuş. Besbelli ki o kadar yemeye hiç gerek yokmuş. Koca bir gün sadece su içtiğim gibi akşam da az bir şeyle doyuveriyorum (sosyal yiyicilik alışkanlığı hâlâ kısmen bünyede; doyduğum hâlde yiyebiliyorum, o başka).

Bedenim çok rahat ediyor, belli ki zihnim ve ruhum da. Su gibi berraklaşıyor sanki her bir şeyim. Hafifliyor, daha da sakinleşiyor, merkezleniyorum.

Eskisinden daha sağlıksız değilim, daha zayıf değilim, daha vitaminsiz falan da değilim. Demek ki yükmüş o fazladan yenenler. Bünyeyi yormaktan başka bir şey değilmiş. Bilmem çok mu acele ulaştım bu sonuçlara ama hissiyatım tam da bu şekilde.

Su için can’lar. Dünyanın % 75’i, bedenimizin %70’i su.

Su içmek mühim… Çok mühim…

Bana öyle gelmeye başladı ki ne kadar su içtiğimiz, hayatımızın her kademesini son derece fazla etkiliyor.

Birkaç güncük, hatta bir güncük deneyin bunu; sanırım farkı hemen göreceksiniz. Alın büyükçe bir şişe suyu yanınıza ve ne zaman bir şey yiyesiniz gelse dikin kafaya. Biraz daha, biraz daha… Şişe boşaldığında çişe giderken yeniden doldurun ve döngüyü devam ettirin. Ve bakın neler oluyor.

Hatta isterseniz bana yazın deneyimlerinizi. Yaşadığım bir şeyi anlamsız yere genele mi yayıyorum, yoksa sahiden herkese bu kadar iyi gelecek mi; çok merak ediyorum ama hissiyatım da çok net aslında.

Su için can’lar.
Çok su için.

—————————————–

Blog yazarının üç notu: 
1 – Eğer yukarıdaki veya başka bir yazım -veya belki de bir eylemim- bir yerlerine dokunduysa; seni mutlu ettiyse, düşündürdüyse, sana ilham verdiyse ve içinde benim için bir şeyler yapmak üzere harekete geçme isteği duymana yol açtıysa ve bunun sonucunda bana bir karşılık armağanı iletmek istersen (para veya diğer) bana ulaşır mısın? 

2 – Bu blogdaki ve hayattaki tüm üretimim, bütünden beslenip bütüne akmaktadır. Hiçbir hakkı saklı değildir. Her türlü üretimimi, izin almadan, kısmen ya da tamamen paylaşabilir, çoğaltabilirsin. Kaynak gösterirsen memnun olurum. 

3 – Belki bilmiyorsundur, benim bir kitabım var, ismi “Yeni”ye Doğru. Okumak istersen, facebook sayfasına giderek en üstte sabitlenmiş olan iletide, onu nerelerde bulabileceğini öğrenebilirsin. Olmadı, yaz bana.

emreertegun@gmail.com

2 Yorum

  • Bahadır

    Hissettiklerini anlamsız yere yaymıyorsun, aksine en kilit noktalardan birine dikkat çekmişsin. Midenin ve bilumum sindirim sistemi organlarının yorulmaması ve temizlenmesi; diğer organlara daha fazla kan akışının ve enerjinin aktarılması demek.
    Su gibi akışkan ve duru olmak için bol su içmek icap eder.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir