• bize dair

    Muhabbet’le eril-dişil dansı

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 27.07.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074481-muhabbet-le-eril-disil-dansi *** Bir süredir yaşamın birçok alanını eril-dişil dengesi ve bu iki enerjinin kavuşum serüveni olarak kavramaya başladım. Buna dair algımı açan Meryem Suna’ya selam olsun. Buradaki fikirlerin çoğunun oluşmasında ve yerleşmesinde, doğrudan ya da dolaylı katkısı büyük. Eril ve dişilin, her birimizin varlığının iki temel yönü olduğunun ve kadın-erkek ile karıştırılmaması gerekliliğinin altını çizelim. Genel itibariyle eril; aktif, hareketli, dışa dönük olan yanlarımızı; dişil ise pasif, daha durağan ve içe dönük taraflarımızı temsil ediyor. Yaşamın çeşitli safhalarında eril yönümüz, diğer safhalarında dişil yönümüz ön plana çıkabilir, hatta çıkmalıdır. Bu ikisi elmanın iki yarısı gibi olup biri birinden daha iyi-kötü, daha…

  • bize dair

    “Şöyle açüklayayım…”

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 20.07.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074413-soyle-acuklayayim *** 6 yıldan biraz daha öncesi… O zamanki sevdiceğimle birlikte çok merak ettiğimiz bir dostu ziyarete gitmişiz. Türkiye ekolojik hareketinde birçoklarının bildiği biri. Kendisiyle daha önce uzaktan bir-iki temas etmiş ama henüz tanışmamıştık. Birlikte tam tamına 25 saat geçirdik; 1 gün + 1 saat. Sağ olsun bizi çok güzel ağırladı; yedirdi, içirdi, deneyimlerini aktardı. Ağzından çıkan her sözün altına imzamı atarım; hayallerimiz bütünüyle ortak, düşlediğimiz dünya birbirinin aynısı. Peki, ne oldu da 25 saatin sonunda bu can’dan ayrıldığımız an’da derin bir oh çektik; ne oldu da bir gün içerisinde ölesiye yıprandık, yorulduk, tükendik… Ne oldu da şu cümle döküldü ağzımdan:…

  • bize dair

    Kızların arasında kızılcık bebek

    — Bu yazı ilk olarak HThayat portalında yayımlanmıştır. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074343-kizlarin-arasinda-kizilcik-bebek — Merhaba; ben Emre, erkek tarafından bildiriyorum. Erkek olmak, hayattaki oluş ve onu yaşayış hâlimin en kritik parçalarından mı emin değilim lakin yazarlarının da okurlarının da tamamına yakınının kadın olduğu bir mecrada yazma şansı karşıma çıkmışken “bizim taraf”ı dillendirmenin güzel bir hizmet olacağı düşüncesi oluşuyor içimde. Dolayısıyla her hafta bu köşe için yazmaya oturduğumda birincil niyetim/gündemim bu olacak. Gerçi akışta ne gelmek istiyorsa o gelecektir. Kırsalda yaşam, ilişkiler, çemberler ve hayata dair atıp tutabileceğim diğer alanlardan bir şeyler çıkabilir. Zaten ne yazacağımı hiçbir zaman ben seçmiyorum; içimde bir şeyler hop ediyor ve bir de bakıyorum ki kendilerini yazdırıyorlar. Burada da farklı…

  • bize dair

    Farkındalığın içinde büyüleniş

    Bu yazı HThayat blog için yazıldı; kendi arşivimde durması açısından buraya da ekliyorum. *** Bir önceki yazıya, ateş yanarken içimde yakaladığım “eyvah”ı paylaşarak başladım ama devamını getiremedim, okuyanların bildiği üzere daldan dala kondum. Şimdi yeni bir deneme vaktidir. “Eyvah, ateş yakmak bir alışkanlığa mı dönüyor yoksa?”da kalmıştım. Anlatmak istediğim şuydu ki ateş yakma süreci son derece büyülü. Odunların birbirine dayanarak yanmaları, ateşin yükselme ve alçalmaları, ortaya çıkan ısı enerjisi ve muhteşem görüntü… Ve hikâye şu ki bu büyüyü unutabiliyorum, yaşamımdaki bu ve diğer muhteşemlikler sıradanlaşabiliyor. Eyvahım tam da buna dairdi işte; o günkü ateşi o kadar alışkanlıkla ve sıradan bir şeymiş gibi yaktım ki oradaki mucizeye, güzelliğe şahit olamadım. Bunun sebebi, orada…

  • bize dair

    odun ateşinde çay

    Bu yazı HThayat blog için yazıldı; kendi arşivimde durması açısından buraya da ekliyorum. *** Bu sabah, bir süredir her sabah olduğu gibi, çalı çırpıyı birleştirip ocaklığı yaktım ve çay demleme sürecine giriştim. Ve o an mini bir aydınlanma / hatırlama / fark ediş gerçekleşti: eyvah ateş yakmak alışkanlığa mı dönüyor yoksa? Önce en ince dalların, bazen kurumuş çam pürlerinin tutuşması ve yavaş yavaş inceden kalına doğru alev alan odun parçaları, eğer ki kullanıyorsam süreçte çıranın rolü ve kolaylaştırıcılığı, ve nihayetinde belli bir ritme giren ateş… Girmiş olduğu ritm, ateşi kendi hâline bırakabileceğin anlamına gelmez; gerektikçe beslemelisin, gerektikçe odunların yerini değiştirmelisin. Çay artık demlendi ama her çay koymaya gidişte önce ateşini…

  • bize dair

    “Yapmama”nın gücü adına

    Mayıs 2020’de çok tatlı insanlar tarafından, çok tatlı bir mecra hayata geldi: başka mecra . Sağolsunlar, burada benim yazılarıma da yer vermek istediler ve onlarla paylaşmış olduğum ilk yazıyı biraz gecikerek siteye de koymak istedim. *** başkamecra hoş gelmiş, başkamecraya hoş gelmişim, başkamecraya hoş geldiniz. Bu benim için bir ilk. Nasıl bir şey olacağına dair çok da fikrim olmayan bir alan açılıyor, burada üretimlerimi paylaşabilmem için tatlı bir davet alıyorum ve neye benzeyeceğini bilmediğim bu alan için; kafamda uçuşan birtakım fikirler doğrultusunda yapmamaya dair bir yazı yazmaya oturuyorum. Bakalım neler akacak. Ve bu ilk yazıda, içinden geçtiğimiz şu acayip döneme dair bir şeylerle başlıyorum. *** Korona, bir süredir hayatlarımızı öyle…

  • bize dair

    Kalp Kalbe

    Emre'nin heybesine attığı ve yıllardır farklı isimler altında sunduğu çeşitli çalışmaları, inzivaları tek bir isim ve çatı altında buluşturma girişimi "Kalp Kalbe".

  • bize dair

    çember – 102

    İkinci döneme hoş geldiniz. Birinci dönem notlarına çember – 101 adlı yazıdan erişebilirsiniz. Eğer ki onu okumadıysanız ve hele ki çembere yabancı iseniz, önce o yazıya gidip sonra buradan devam etmenizi öneririm. Şimdi yavaştan derinleşme zamanı… Bu ve bundan sonraki yazılarda (muhtemel sırada iki tane daha var) çemberin bana en önemli gelen noktalarından birkaçını dillendirmek istiyorum. *** Çemberin en sevdiğim yanlarından biri, herkesle ve her şeyle bir olduğumuzu hatırlatması; özellikle geçtiğimiz yazıda paylaşmış olduğum ilkeler çerçevesinde aktığında (kalpten dinleme, kalpten konuşma, spontanlık ve özde kalma) alanda müthiş bir sevgi, şefkat yoğunluğu oluşması… Hemen her çemberde çoğu kişinin paylaşımında kendimizi buluruz ve özellikle ilk kez oturanlar buna şaşırır; “Sanki hep ben…

  • bana dair,  bize dair

    “Fazla arazisi olan var mııı?” heyecanı!

    Bundan üç gün önce yapmış olduğum “Fazla arazisi olan var mııı?” çağrısına gelen dönüşler içimi öylesine kıpır kıpır etti ve ediyor ki bu kıpırtılara dair bir şeyler yazmazsam beni içeriden patlatacak gibiler. Önce mini bir rapor vereyim: Şu an’a kadar 20-21 kişiden kanlı-canlı somut karşılıklar, teklifler geldi. Müthiş, değil mi!? Kimisi niyetlendiğimizden ve ihtiyacımız olandan küçük, kimisi hiç düşünmediğimiz yerlerde vs. ama hiç önemli değil. Zaten buralardan birine yerleşmek de değil beni asıl heyecanlandıran; bir çağrının zamanı geldiğinde ve kalpten çıktığında, nasıl da büyük bir etki yaratabileceğini göstermesi… Ayrıca ileti sosyal medyada -şu an itibariyle- 50 kere yeniden paylaşıldı ve kim bilir kaç bin kişinin radarına girdi. Çanakkale’den Mersin’e, Ardahan’dan…

  • bana dair,  bize dair

    Fazla arazisi olan var mııı?

    Ön not: Bu yazı sosyal medyada ciddi bir heyecana yol açtı. Bunu tatmak isterseniz, sosyal medyada yapmış olduğum paylaşıma gidip yorumlara göz atabilirsiniz :)) https://www.facebook.com/emrettin/posts/10157547133233845 *** Bu, çok büyük bir konuyu mümkün olan en kısa şekilde özetleme denemesi olacak. Bu yazının sınırlarını aşan birçok detayın olduğu, muhtelif sorular uyandırabileceği ortada. Bunları, dileyenler bu paylaşımın altından sorabilirler, böylece hem diğerleri de aydınlanır hem de aynı zamanda bir fikir teatisi ortamı oluşur. (Herhangi bir sebeple özelden seslenmek isteyenler de buyursunlar elbette.) Dersimiz: Topluluk oluşturuyoruz (inşallah!)Konumuz: Boşta duran uygun arazilerinizi değerlendirme olasılığımız Genel özet: Kiminizin bildiği kiminizin bilmediği üzere, uzun yıllardır ortak bir alanda topluluk olarak yaşama hayalim(iz) var. 2012’den beri etrafımda beliriveren…