bana dair

Kişisel, kendimi anlattığım yazılar

  • bana dair

    Ben tanrıyı çırada gördüm

    Dün odun keser, içlerindeki çıralara hayranlıkla bakarken başlıktaki cümle döküldü ağzımdan. Sonra kenara ayırmış olduğum çıra ağırlıklı kütüklerden, tahra ile ince çıra parçaları çıkarmaya başladım bir güzel. Daha da tonla var ne mutlu ki, zira kırsal hayatta en sevdiğim işler hep odunla ilgili; toplamak, kesmek, çıra çıkarmak… Dinî bir inancım yok. Kurumsal dinlerle zaten hiç işim yok; son birkaç yılda daha sık karşıma çıkan ve aslında bana epey uyan kimi spiritüel öğretilere de gayet mesafeli ve şüpheci yaklaşıyorum. Okuduklarımı birebir yaşadığımı fark ettiğim zamanlarda bile mesafeyi koruyorum; belki tesadüftür, belki denk gelmiştir diye. Ama içimde spiritüel bir taraf da var, tanımlamaya çalışmadığım. Geçenlerde yazmış olduğum bir yazının altına bir arkadaşım…

  • bana dair,  bize dair

    Çember’e güzelleme

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076343-cember-e-guzelleme *** Başlamadan: Eğer ki çember deyince aklınıza sadece bir geometrik şekil geliyorsa, arama motorunuza “çember-101” yazarak en üstte çıkan yazıyı okumak, neyden bahsettiğimi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. *** Huzurla uyandım bugüne. Uzunca bir zaman dirençli olduğum çevrimiçi çemberlere ısınıyorum yavaş yavaş ve dün, dört hafta sürecek bir yolculuk için ilk kez bir araya geldik sevgili grubumuzla. Sıcacıktı… Sabah gözümü açtığımda zihnime düşen ilk şey, bunun şükrü oldu. Yıllardır yüzlerce çembere oturdum, birçoğunu kolaylaştırdım; buradaki büyüye hâlâ akıl sır erdiremiyorum. Ne oluyor da çok temel ve basit birkaç ilke/niyet çerçevesinde bir araya gelen herhangi bir grup, bir anda bambaşka…

  • bana dair

    Depresyonumsu

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076247-depresyonumsu *** Ne yazacağını bilemeyen, bir konudan girip biraz yazdıktan sonra beğenmeyip duran, diğer olası konuların da hiçbirinde akamayan Emre ne yapar, ne yazar sayın seyirciler? Hele ki bu Emre hafif depresyonumsudaysa, şu an yaşama dair hiçbir şey içini fazla kımıldatmıyorsa ve yazma süreci genellikle içindeki heyecanın dışavurumu olarak tezahür ediyorsa, şimdi bu heyecanın yokluğunda ne anlatır bu adam? Depresyonumsusunu anlatsa çok mu bayar acaba… Deneyelim… Depresyon diyorum çünkü bir süreliğine, her şeyin anlamsız ve sıkıcı geldiği o tuhaf çukura düştüm ve yaşama sevincimi bir yerlerde bıraktım. -umsu diyorum çünkü çok da karanlık bir yerde değilim, loş bir yerden izlemedeyim kendimi. Bu…

  • bana dair,  bize dair

    Kendini alan karar

    Yakın zamana kadar kendimi aşırı derecede kararsız biri olarak görüyordum; e öyleydim de… Gerçi ilginç bir şekilde, almak istediğim karar küçüldükçe işim zorlaşırken büyük kararlarda daha kolay netleşebiliyordum. Çikolatalı gofret ya da çokonat yeme konusunda uzun uzun düşünüp işin içinden çıkamazken bir işten istifa etmek söz konusu olduğunda bunu hızlı bir şekilde yapabiliyordum mesela. Şimdilerde ise irili ufaklı hemen her konuda ve hemen her zaman, almamın hayırlı olacağı kararı açık seçik görebiliyorum. Ve tam burada, ifadeyi değiştirmeme müsaade edin: Artık pek karar almıyorum aslında, karar kendini alıyor; yani kendiliğinden zuhur ediyor. Karar almak epey zihinsel bir şey gibi tınlıyor bende. Kişi olaylara, durumlara bakar; onları değerlendirir, analitik bir süreç geliştirir ve…

  • bana dair

    Seyrüsefer

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076141-seyrusefer *** 33 gündür seyirdeyim. Dün itibariyle, muhtemelen bu seyahatteki son durağım olan Gülistan’a vardım yeniden. Bu hafta sonu çalışmamızı gerçekleştirip pazartesi-salı evime kavuşmayı hasretle bekliyorum. Bu süreçte bir sürü güzellikle kavuştum, çoğunlukla kırda-köyde yaşayan dostları ziyaret ettim, can cana muhabbetlerden geçtim, atmak istediğim adım(lar)a dair kafamı biraz daha karıştırdım (umuyorum ki kısa bir zaman içinde toparlanacak). Yollar, dostlar çok güzel; kendi evin, kendi düzenin de öyle; bu ikisi aynı an’da olabilseydi ya… Karavan demeyin, hiçbir zaman çekilmedim o arkadaşa nedense. Başka bir taraftan bakınca, 8 yıl 7 aydır bir yolculuktayım. 2012’nin yaz aylarında başlayan, özellikle kendi içime doğru…

  • bana dair,  bize dair

    Acziyet

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076037-acziyet *** İnsanın kabul etmesinin hem epey zor olduğu hem de aslında onu son derece ferahlatacak bir şey zihnimde dönüyor dünden beri: Acziyeti… İki hafta önce yazdığım üzere, bir süreliğine yollardayım ve önceki akşam canım Burcu’yu ziyarete geldim. Gayet mütevazı, bir o kadar lezzetli yemeğimizi yedikten sonra upuzun ve çok keyifli bir sohbetin içinde bulduk kendimizi; çay ve atıştırmalıklar eşliğinde… Yatıp kalktık ve her şey yolundaydı; sabah uyanmamla evin kedisi Sofi’nin karnıma oturup mırıldayarak sevgisini benle paylaşması bir oldu. Sonra dünyada aralıksız bir şekilde çok sevip her gün aşırı keyif aldığım kahvaltı faslı… Üstelik Hazal da bize katıldı, onu…

  • bana dair,  bize dair

    Başka türlü bir ciddiyet, benim istediğim…

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075978-baska-turlu-bir-ciddiyet-benim-istedigim *** Yaşamı ciddiye almak önemli. Tabii birçok konu ve kavramda olduğu gibi burada da yanlış algılarımız var gibi geliyor bana. Ciddiyetin sadece ağırbaşlılık, durağanlık, gülmeme hâli vs. olduğu düşünceleri yerleşmiş kolektif zihnimize. Oysaki ciddiyetin en önemli kısmı -tabii bana göre-, hakkını vermek. Peki neyin? İçimde hızla oluşan cevap, yaşamın bütününün ve her ân’ın şeklinde beliriyor. Ân bilinci, ân’a kıymet vermek, ân’ı yaşamak kavramlarının bir süredir içlerinin boşaldığının farkındayım. Bunla birlikte bazı kavramların içlerini boşaltmamızın onların değerini azaltmadığını; özen, dikkat ve ciddiyetle yaklaştığımız takdirde, bunların önemini yeniden fark edebileceğimizi düşünüyorum. Ân’ı yaşamak dediğimiz şey, elimizden geldiğince şimdiye kök salmak…

  • bana dair

    Yeni bir yolculuk

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075925-yeni-bir-yolculuk *** Ben bir yolculuğa çıktım, ruhumun sesini dinleyerek… Çok yeni, daha beş gün oldu… Yollara düşmek, iç ve dış dünyada keşifler yapmak, uzun zamandır hayatımın bir parçası zaten. Şimdikinin bana dair fazladan bir haber değeri taşıyor olmasının nedeni ise yeniden bir eşiğe gelmiş olduğumun sezgisi ve doğru kapıyı bulup hızla içinden geçme niyetiyle çıkmış olmak. “Yeniden”i biraz açmakta fayda var, bu satırları okuyan herkes beni o kadar yakından tanımıyor. Bir önceki büyük eşikte kendimi bulmam 2012 yılına rastgelmişti. Az zamana sığdırdığım birçok beyaz yakalı işte giydiğim gömleklere bir türlü sığamadığım dönemin sonunda çemberle tanışmış ve bir haftalık bir…

  • bana dair

    Ölüm

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 25.11.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075449-olum *** “Ben, Emre, bu dünyayı çok sevdim. Duyularım aracılığıyla deneyimlediklerimi çok sevdim. İnsan olma tecrübesi paha biçilemez. Tüm o inişler ve çıkışlar bana yaşadığımı hissettirdi. Her an, sadece kendime sadık kaldığım bir yaşam sürdürmeye çalıştım. Gittikçe birlik bilincine yaklaştığım bir yaşam oldu bu. Birkaç yıl önce olsa korkardım ama bugün çok fazla korkmuyorum. Yine de bir tuhaf geliyor. Bu gerçekten oluyor mu yani? Ciddi ciddi ölecek miyim? Öldüğüm an’da ortada bir ‘ben’ kalmıyor. Bu durumda insan ölebilir mi? ‘O öldü.’ denebilir mi? Öldükten sonra, o an’dan itibaren o artık o değil ki… Giderayak yine felsefe yapıyor olmak da komik değilse…

  • bana dair,  bize dair

    oğlan & kız

    Bu yazı HT hayat için düzenlendi ve 03.11.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075280-oglan-kiz *** Oğlanla kız tanışmış ve hızlıca yakınlaşmış, kaynaşmış. Başlarda buna herhangi bir isim koymaya, onu şekillendirmeye yeltenmemişler. Kendiliğindenliğe, akışa, olacakların hayrına güvenmişler. Yaşadıkları yerler arasında epey bir mesafe olduğu için, oluşmaya başlayan bağı tutmak her zaman çok kolay olmamış ama bir şekilde kotarmışlar; ayrıca mümkün olduğunca sık bir araya gelmeyi, arada sendeleseler de kopmamayı becermişler. Akışa ve kendiliğindenliğe güvenmenin hiçbir şey yapmamak olmadığının farkındalarmış; oluşan bağı beslemişler. Birkaç yanyanalıktan sonra ise bir ilişki konuşması (the talk) yapmak kaçınılmaz olmuş. Zira her ne kadar bunu tanımsız, kalıpsız bir şekilde yaşamak isteseler de varlığını iyice belli eden ve artık görünür olan ilişkiyi görmezden…