bize dair

Çoğunlukla yine benden yola çıkan, bunla birlikte herkese seslendiğim yazılar...

  • bize dair

    Kabile-siz çocuklar

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076549-kabile-siz-cocuklar *** Bir önceki yazıdan, kabilesizliğimizden devam etmek istiyorum. Orada konunun tüm yönlerine dair içimde dönen seslere teslim olmuştum; bugün ise özel bir kısmına dair iki kelam etmek istiyorum: büyüyen çocuklara eşlik etmekten… Bu öylesine hassas ve ince bir konu ki kullanacağım fiili bile birkaç kere düşündüm. Çocuk büyütmek, çocuk yetiştirmek, çocuk sahibi olmak gibi kavramlarda sakatlık varmış gibi geliyor. Çocuk yapmak desen, o hepten bi tuhaf… :)) Çocuğum yok, anlık itkiler haricinde hiçbir zaman buna niyetlenmedim de (şimdilik). Yani bu konuda atıp tutmak için doğru kişi olduğum son derece şüphe götürür. Bunla birlikte son yıllarda ve özellikle son…

  • bana dair,  bize dair

    Kabile-siz

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076499-kabile-siz *** Geçen hafta bir sabah telefonumu açtığımda bir arkadaşımın veda sözcüklerini gördüm. Artık gücünün yetmediğini, kaldıramadığını ve gitmeye karar verdiğini yazmış. Tabii hızla aradım, ulaşılamıyor; durumunu bilebilecek olası kişilere ulaştım, kimsede bilgi yok. Yaklaşık yarım gün boyunca erişemedikten sonra çok şükür ki iyi haberi duyduk: Yapmamış! Sesi çok bitkin ve yorgun geliyordu ama en azından hâlâ bir sesi vardı. Onun hikâyesini anlatacak değilim. Zaten o kadar fazla detay da bilmiyorum. Geçtiğimiz yıl tanıştığım, keyifli, mutlu anlarına, heyecanına ve bir o kadar da çöküntülerine tanıklık ettiğim bir can. Birçoğumuz gibi işte, belki biraz daha derin durumlar yaşıyor ama nihayetinde…

  • bize dair

    İnsanın çırası

    Geçen haftaki yazı “Ben tanrıyı çırada gördüm” Kasım 2016’da yazılmıştı ve hemen ertesi gün, tamamlayıcısı olarak alttaki satırlar dökülüvermişti. Ufak tefek dokunuşlarla onu da bugüne taşımak istedim. *** Dün heyecanla ve çabucak yazıverdiğim yazıda belki en önemli cümle şuydu: “Yanacak olanı yakacak olan, yanacak olanın içinde saklı. “Biraz şiirsel, biraz OruçAruobasal, biraz da varyaburadanyürünürsel. Yürüyebilecek miyim diye bakıyorum şimdi. Okuduğunuz ya da okumadığınız üzere, orada bahsettiğim çıra idi. Odunun içinden çıkan ve aslında onun bir parçası olan ama bir o kadar da ayrı madde. Özağırlığı ayrı, görünüşü ayrı, kokusu ayrı, işlevi ayrı. O olmasa da oluyor (ki her kütüğün içinde çıkmıyor); yokluğunda ateş yakamıyor falan değiliz. Ama gazete kâğıdı kullanır, ama ince çalı çırpı…

  • bana dair,  bize dair

    Çember’e güzelleme

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076343-cember-e-guzelleme *** Başlamadan: Eğer ki çember deyince aklınıza sadece bir geometrik şekil geliyorsa, arama motorunuza “çember-101” yazarak en üstte çıkan yazıyı okumak, neyden bahsettiğimi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. *** Huzurla uyandım bugüne. Uzunca bir zaman dirençli olduğum çevrimiçi çemberlere ısınıyorum yavaş yavaş ve dün, dört hafta sürecek bir yolculuk için ilk kez bir araya geldik sevgili grubumuzla. Sıcacıktı… Sabah gözümü açtığımda zihnime düşen ilk şey, bunun şükrü oldu. Yıllardır yüzlerce çembere oturdum, birçoğunu kolaylaştırdım; buradaki büyüye hâlâ akıl sır erdiremiyorum. Ne oluyor da çok temel ve basit birkaç ilke/niyet çerçevesinde bir araya gelen herhangi bir grup, bir anda bambaşka…

  • bize dair

    Gözyaşları

    Gözyaşların pek kıymetli, onlara sahip çık. Ruhun kendini ifade etme ve şifalanma yollarının başında gelir; ayrıca senle temasta olduğunu gösterir. Geldilerse mutlaka bir şey anlatıyorlardır, algını dört aç. Her zaman sözcüklerle konuşmadıklarını da hatırla; ne söylediklerini işitmek, kelimelerle anlamak olmayabilir. Onları sakın tutma, geldiklerinde bırak aksınlar. Tutulan gözyaşları bedeninde katılaşır ve hayat enerjinin akışını tıkar. Hele ki bir can dostun, sevgilinin ya da anne/baba/evladın şahitliğinde teşrif ettilerse ne büyük armağan; hiç tutma, hiç… Birinizden süzülüveren gözyaşlarının nasıl da derin bir bağlantı fırsatı olduğunu deneyimleyin birlikte. Yalnızca eşlik edin birbirinize, bir şey yapmanıza gerek yok. Teskin etmenize, yatıştırmanıza, korkmanıza hiç gerek yok; tazelenmenin ve bu kutlu an’ı paylaşmanın güzelliğini deneyimleyin sadece.…

  • bana dair,  bize dair

    Kendini alan karar

    Yakın zamana kadar kendimi aşırı derecede kararsız biri olarak görüyordum; e öyleydim de… Gerçi ilginç bir şekilde, almak istediğim karar küçüldükçe işim zorlaşırken büyük kararlarda daha kolay netleşebiliyordum. Çikolatalı gofret ya da çokonat yeme konusunda uzun uzun düşünüp işin içinden çıkamazken bir işten istifa etmek söz konusu olduğunda bunu hızlı bir şekilde yapabiliyordum mesela. Şimdilerde ise irili ufaklı hemen her konuda ve hemen her zaman, almamın hayırlı olacağı kararı açık seçik görebiliyorum. Ve tam burada, ifadeyi değiştirmeme müsaade edin: Artık pek karar almıyorum aslında, karar kendini alıyor; yani kendiliğinden zuhur ediyor. Karar almak epey zihinsel bir şey gibi tınlıyor bende. Kişi olaylara, durumlara bakar; onları değerlendirir, analitik bir süreç geliştirir ve…

  • bize dair

    Öz

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076083-oz *** Geçtiğimiz günlerde izlemiş olduğum bir yayındaki paylaşımda geçen özgüven kelimesi içimde birtakım kıvılcımlar yaktı, defterime not ettim ve şimdi buna dair yazmaya başlıyorum. Bakalım neler dökülecek… (İnanın ben de bilmiyorum) Öncelikli kıvılcım, bu zamana kadar bu kelimeyi daha ziyade bilgi, beceri, deneyimlerimize olan güven olarak algılarken o gün birdenbire öz kısmının idrakine varmam ve içimde, bu köşedeki yazılarda da zaman zaman anlatmaya çalıştığım bir yerden titreşmesi oldu. Öz sözcüğü bana iç sesi, ruhun sesini ve bu durumda özgüven, ruhunun sesine güvendiğin ve buradan gelen yönlendirmeler doğrultusunda yaşamaya izin verdiğin bir akışı işaret ediyor. Ruh kelimesi bir şey ifade…

  • bana dair,  bize dair

    Acziyet

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1076037-acziyet *** İnsanın kabul etmesinin hem epey zor olduğu hem de aslında onu son derece ferahlatacak bir şey zihnimde dönüyor dünden beri: Acziyeti… İki hafta önce yazdığım üzere, bir süreliğine yollardayım ve önceki akşam canım Burcu’yu ziyarete geldim. Gayet mütevazı, bir o kadar lezzetli yemeğimizi yedikten sonra upuzun ve çok keyifli bir sohbetin içinde bulduk kendimizi; çay ve atıştırmalıklar eşliğinde… Yatıp kalktık ve her şey yolundaydı; sabah uyanmamla evin kedisi Sofi’nin karnıma oturup mırıldayarak sevgisini benle paylaşması bir oldu. Sonra dünyada aralıksız bir şekilde çok sevip her gün aşırı keyif aldığım kahvaltı faslı… Üstelik Hazal da bize katıldı, onu…

  • bana dair,  bize dair

    Başka türlü bir ciddiyet, benim istediğim…

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075978-baska-turlu-bir-ciddiyet-benim-istedigim *** Yaşamı ciddiye almak önemli. Tabii birçok konu ve kavramda olduğu gibi burada da yanlış algılarımız var gibi geliyor bana. Ciddiyetin sadece ağırbaşlılık, durağanlık, gülmeme hâli vs. olduğu düşünceleri yerleşmiş kolektif zihnimize. Oysaki ciddiyetin en önemli kısmı -tabii bana göre-, hakkını vermek. Peki neyin? İçimde hızla oluşan cevap, yaşamın bütününün ve her ân’ın şeklinde beliriyor. Ân bilinci, ân’a kıymet vermek, ân’ı yaşamak kavramlarının bir süredir içlerinin boşaldığının farkındayım. Bunla birlikte bazı kavramların içlerini boşaltmamızın onların değerini azaltmadığını; özen, dikkat ve ciddiyetle yaklaştığımız takdirde, bunların önemini yeniden fark edebileceğimizi düşünüyorum. Ân’ı yaşamak dediğimiz şey, elimizden geldiğince şimdiye kök salmak…

  • bize dair

    Sevilmek ya da sevmek

    Bu yazı HT Hayat için yazıldı ve ilk olarak orada yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075866-sevilmek-ya-da-sevmek *** İnsan en temelde ne ister? Sevilmek, kabul edilmek… Katılmıyorum! Kendi deneyimim ve gözlemlerim üzerinden atıp tutmak gerekirse, insan asıl sevmek ve kabul etmek istiyor. Sevdiğinde huzur ve keyif, sevmediğinde tatsızlık ve keyifsizlik oluyor.* Sevilmek üzerinden yaşadığım takdirde son derece edilgen ve ayrıca çaresizim. Kendimi de paralasam, her şeyimi de adasam beni sevmeyebilirsin; için o kadar da akmayabilir bana. Ayrıca bunu sağlamayı hedeflediğimde, dikkatimi kendi özümü yaşamaktan ziyade seni memnun etmeye, bilinçli ve bilinçsiz olarak hesap-kitap peşinde koşmaya başlarım. Senin onaylayacağın şeyleri yaparım, senin onayladığın şekilde yaşamaya ya da en azından öyle görünmeye çalışırım, senin onayladığın sözcükleri seçer,…