bize dair

Çoğunlukla yine benden yola çıkan, bunla birlikte herkese seslendiğim yazılar...

  • bize dair

    Bizmerkezcilik

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 21.09.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074939-bizmerkezcilik *** Ben-sen-o ayrımlarının olmadığı; herkesin ve her şeyin koskocaman ve akıl almaz bir bütünün parçası olduğu bilgisi, mutlak bir şekilde değilse de büyük oranda içime yerleşik bir süredir. Bunu iliklerimize kadar hissettiğimizde tüm ayrımlar ortadan kayboluyor ve ortada sadece hizmet bilinci kalıyor. Ne yapıyorsak varoluş için, varoluş adına yapıyoruz; “ben”ler kalmıyor, hepsi yanıp gidiyor. Bu dev organizma ne yapması gerektiğini zaten biliyor; bizse onun birer hücresi olarak oradan gelen bilgi, yönlendirme ve ilhamla üzerimize düşeni yapıyoruz. Düşünmeye gerek yok, tartmaya gerek yok, hesap-kitaba hiç gerek yok; ilahi akıl her birimiz üzerimden tecelli ediyor ve akıp gidiyoruz bir nehir gibi; okyanusa…

  • bize dair

    Havuç peşinde…

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 14.09.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074874-havuc-pesinde *** Mutluluğa giden yol, olmayan şeylerin peşinde koşturmaktan değil, mevcut olanın farkında olmaktan ve onları takdir etmekten geçiyor. Daha iyi bir evin, daha iyi bir arabanın, daha yüksek bir maaşın ve mevkinin bir insanın mutlu olmasını sağladığını hiç görmedim desem yalan olmaz. Bunlar, olsa olsa yaşamda bizi oyalayan havuçlar ve ancak kısa süreli olarak tatmin olmamızı sağlıyorlar. Bunun, aklıma gelen iki ana sebebi var: Birincisi, bir şeyi edindikten sonra çok kısa bir süre içinde ona sahip olmanın normalleşmesi ve sıradanlaşması, yani alışkanlığa dönmesi. Mesela bunca yıldır bir araba sahibi olmak isteyen biri, muhtemelen arabayı edindiğinin birinci haftasında falan, her zaman…

  • bize dair

    Kendinden soyunmak

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 07.09.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074812-kendinden-soyunmak *** Cesareti, çoğunlukla yeni şeylere doğru adım atmakla ilişkilendiririz ve bu, resmin bir parçasını göstermekle birlikte en az ilki kadar zorlandığımızı düşündüğüm diğer parça ise tamamlanmış hikâyelerden özgürleşmeye, eskimiş olanları bırakmaya dair… Bu yazıda bu tarafa ışık tutmaya çalışacağım. Alışılmışa, bilindik olana tutunma seçimlerimiz; miadı dolmuş olan işlerle, projelerle, ilişkilerle olan göbek bağımızı kesemememize neden oluyor. “Yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır” dedikleri belki biraz da bunların getirdiği yüklerden azat olmaya işaret ediyordur. Ancak “bitmiş olan”ın bittiğini fark ve kabul edip ondan yüzümüzü çevirme cesareti gösterebildiğimizde “taze olan”la karşılaşma ve buna dair adım atmaya geçebiliyoruz. Lakin konfor alanımızdan çıkmaya gönüllü olmadığımızda yerimizde…

  • bize dair

    Yaşamın kaldırma kuvveti

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 03.08.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074530-yasamin-kaldirma-kuvveti *** Bu aralar dahil olduğum sohbetlerde bir kez daha fark ediyorum ki günümüzde insanların büyük kısmı her şeyi düşünmeye, hesaplamaya ve kontrol etmeye çalıştığı bir yaşam sürüyor ve bu, onları daimi endişe hâlinde tutuyor. Henüz çocuğu olmayan çiftlerin “çocuğu” nerede okula göndereceklerini tartıştığını, yıllardır düzenli işi olan -ve mesela otuzlarındaki- kişilerin yaşlandıklarında sahip olacakları olanakları hesapladıklarını gördükçe -Allah affetsin- bana bir gülme geliyor. Halbuki hiçbir şey, tekrar edelim hiçbir şey, öhöm duymayanlar duysun, evet hiçbir şey kontrolümüz altında değil. Yaşamdaki herhangi bir şeyin olması, diğer her şeyin işbirliğine bağlı. En basitinden, siz tüm yaşamınızı çocuğunuzu en iyi okullarda okutmak için…

  • bize dair

    Muhabbet’le eril-dişil dansı

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 27.07.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074481-muhabbet-le-eril-disil-dansi *** Bir süredir yaşamın birçok alanını eril-dişil dengesi ve bu iki enerjinin kavuşum serüveni olarak kavramaya başladım. Buna dair algımı açan Meryem Suna’ya selam olsun. Buradaki fikirlerin çoğunun oluşmasında ve yerleşmesinde, doğrudan ya da dolaylı katkısı büyük. Eril ve dişilin, her birimizin varlığının iki temel yönü olduğunun ve kadın-erkek ile karıştırılmaması gerekliliğinin altını çizelim. Genel itibariyle eril; aktif, hareketli, dışa dönük olan yanlarımızı; dişil ise pasif, daha durağan ve içe dönük taraflarımızı temsil ediyor. Yaşamın çeşitli safhalarında eril yönümüz, diğer safhalarında dişil yönümüz ön plana çıkabilir, hatta çıkmalıdır. Bu ikisi elmanın iki yarısı gibi olup biri birinden daha iyi-kötü, daha…

  • bize dair

    “Şöyle açüklayayım…”

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 20.07.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074413-soyle-acuklayayim *** 6 yıldan biraz daha öncesi… O zamanki sevdiceğimle birlikte çok merak ettiğimiz bir dostu ziyarete gitmişiz. Türkiye ekolojik hareketinde birçoklarının bildiği biri. Kendisiyle daha önce uzaktan bir-iki temas etmiş ama henüz tanışmamıştık. Birlikte tam tamına 25 saat geçirdik; 1 gün + 1 saat. Sağ olsun bizi çok güzel ağırladı; yedirdi, içirdi, deneyimlerini aktardı. Ağzından çıkan her sözün altına imzamı atarım; hayallerimiz bütünüyle ortak, düşlediğimiz dünya birbirinin aynısı. Peki, ne oldu da 25 saatin sonunda bu can’dan ayrıldığımız an’da derin bir oh çektik; ne oldu da bir gün içerisinde ölesiye yıprandık, yorulduk, tükendik… Ne oldu da şu cümle döküldü ağzımdan:…

  • bize dair

    Farkındalığın içinde büyüleniş

    Bu yazı HThayat blog için yazıldı; kendi arşivimde durması açısından buraya da ekliyorum. *** Bir önceki yazıya, ateş yanarken içimde yakaladığım “eyvah”ı paylaşarak başladım ama devamını getiremedim, okuyanların bildiği üzere daldan dala kondum. Şimdi yeni bir deneme vaktidir. “Eyvah, ateş yakmak bir alışkanlığa mı dönüyor yoksa?”da kalmıştım. Anlatmak istediğim şuydu ki ateş yakma süreci son derece büyülü. Odunların birbirine dayanarak yanmaları, ateşin yükselme ve alçalmaları, ortaya çıkan ısı enerjisi ve muhteşem görüntü… Ve hikâye şu ki bu büyüyü unutabiliyorum, yaşamımdaki bu ve diğer muhteşemlikler sıradanlaşabiliyor. Eyvahım tam da buna dairdi işte; o günkü ateşi o kadar alışkanlıkla ve sıradan bir şeymiş gibi yaktım ki oradaki mucizeye, güzelliğe şahit olamadım. Bunun sebebi, orada…

  • bize dair

    Kızların arasında kızılcık bebek

    — Bu yazı ilk olarak HThayat portalında yayımlanmıştır. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074343-kizlarin-arasinda-kizilcik-bebek — Merhaba; ben Emre, erkek tarafından bildiriyorum. Erkek olmak, hayattaki oluş ve onu yaşayış hâlimin en kritik parçalarından mı emin değilim lakin yazarlarının da okurlarının da tamamına yakınının kadın olduğu bir mecrada yazma şansı karşıma çıkmışken “bizim taraf”ı dillendirmenin güzel bir hizmet olacağı düşüncesi oluşuyor içimde. Dolayısıyla her hafta bu köşe için yazmaya oturduğumda birincil niyetim/gündemim bu olacak. Gerçi akışta ne gelmek istiyorsa o gelecektir. Kırsalda yaşam, ilişkiler, çemberler ve hayata dair atıp tutabileceğim diğer alanlardan bir şeyler çıkabilir. Zaten ne yazacağımı hiçbir zaman ben seçmiyorum; içimde bir şeyler hop ediyor ve bir de bakıyorum ki kendilerini yazdırıyorlar. Burada da farklı…

  • bize dair

    odun ateşinde çay

    Bu yazı HThayat blog için yazıldı; kendi arşivimde durması açısından buraya da ekliyorum. *** Bu sabah, bir süredir her sabah olduğu gibi, çalı çırpıyı birleştirip ocaklığı yaktım ve çay demleme sürecine giriştim. Ve o an mini bir aydınlanma / hatırlama / fark ediş gerçekleşti: eyvah ateş yakmak alışkanlığa mı dönüyor yoksa? Önce en ince dalların, bazen kurumuş çam pürlerinin tutuşması ve yavaş yavaş inceden kalına doğru alev alan odun parçaları, eğer ki kullanıyorsam süreçte çıranın rolü ve kolaylaştırıcılığı, ve nihayetinde belli bir ritme giren ateş… Girmiş olduğu ritm, ateşi kendi hâline bırakabileceğin anlamına gelmez; gerektikçe beslemelisin, gerektikçe odunların yerini değiştirmelisin. Çay artık demlendi ama her çay koymaya gidişte önce ateşini…

  • bize dair

    “Yapmama”nın gücü adına

    Mayıs 2020’de çok tatlı insanlar tarafından, çok tatlı bir mecra hayata geldi: başka mecra . Sağolsunlar, burada benim yazılarıma da yer vermek istediler ve onlarla paylaşmış olduğum ilk yazıyı biraz gecikerek siteye de koymak istedim. *** başkamecra hoş gelmiş, başkamecraya hoş gelmişim, başkamecraya hoş geldiniz. Bu benim için bir ilk. Nasıl bir şey olacağına dair çok da fikrim olmayan bir alan açılıyor, burada üretimlerimi paylaşabilmem için tatlı bir davet alıyorum ve neye benzeyeceğini bilmediğim bu alan için; kafamda uçuşan birtakım fikirler doğrultusunda yapmamaya dair bir yazı yazmaya oturuyorum. Bakalım neler akacak. Ve bu ilk yazıda, içinden geçtiğimiz şu acayip döneme dair bir şeylerle başlıyorum. *** Korona, bir süredir hayatlarımızı öyle…