• Uncategorized

    Öz’e doğru

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 31.08.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074745-oz-e-dogru *** Yaşadığım yerde her hafta düzenli olarak oturduğumuz çemberlerin sonuncusundan bende kalan başlıca konu özgürlük oldu. Orada da ifade ettiğim üzere özgürlük sözcüğü özgür’den, o ise öz’den türüyor. Özgürlük birçoklarımızın zannettiği gibi “başkalarının alanına saygılı olmak koşuluyla istediğini yapmak” ile sınırlı bir şey değildir. “Özgürlük asıl istemediğini yapmamaktır” diye havalı bir cümle kalmış zihnimde lakin gerçek anlamını idrak etmede bu da yetersiz kalıyor. Bu iki yaklaşımın tamamen yanlış oldukları söylenemez ancak ikisi de kıt; her şeyden önce dünyaya istemek/istememek penceresinden baktığı için. İstem, çoğunlukla egonun bir ürünü olup sonsuz sayıdaki koşullanmanın, ezberin, toplumsal etkinin bileşiminden ortaya çıkar. Bir şeyi istemek…

  • Uncategorized

    Adam olmamak

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 24.08.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074686-adam-olmamak *** 1993’ün yaz aylarına girdiğimiz sırada 11 yaşında bir tek çocuk idim ve babamla ikinci eşinden bir kardeş geleceği haberini aldığımda çok sevindim. Rakamlarla aram o zaman da iyiydi ve hemen hesaplar yapmaya başladım: “Vaayyy 12 yıl fark olacak, epey büyük bir yaş aralığı…”, “Uff ben üniversiteye girdiğimde o daha 5 yaşında minicik çocuk olacak” gibi… Ve bir de varsayım: “Vay bee, o 18 yaşına gelip tam gencecik zamanlarını yaşarken ben artık, uhuuuu, 30 yaşında koca adam olmuş olucam.” Varsayımlar sıkça yanlış çıkarlar ama gerçeğe bu kadar aykırı düşen bir varsayımım daha olmuş mudur bilmiyorum. Kaderin cilvesi bu ya, tam…

  • Uncategorized

    Körler ve fil

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 17.08.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074624-korler-ve-fil *** İnsanın çok fazla defosu var. Her birimizde nevi şahsına münhasır olanlar da yok değil ama birçoğu kolektif ve hemen hepimizde mevcut. Ortaklaştığımız defoların en sorun yaratanlarından biri -bence- insanın her daim o anki düşüncelerine inanması ve bunların en doğru olduğuna dair eminliği. Bu durumun yarattığı sıkıntılardan biri gayet ortada: Her türlü yargılama, eleştirme, düzeltme arzusunu yanında getirmesi. Ortada bir durum, belki bir anlaşmazlık var ve orada bulunan herkes kendi zihninden geçenlerin doğru olduğundan emin. Öyle olunca tüm bu kişiler diğerini değiştirmeye, ikna etmeye çalışıyor ve karşı taraf da aynı eminlikte olduğunda sonu gelmez bir tartışma faaliyeti içinde çırpınıyor; gücü…

  • Uncategorized

    Ahh patatesler!

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 10.08.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074584-ahh-patatesler *** Bu yıl ilk kez az miktarda da olsa patates yetiştirdik. Sürecin tamamı büyük heyecan ve sevinç yarattı bende. Nedendir bilmem, bir türlü inanamadım o patateslerin yetişeceğine. Daha önce -az bir miktar yer elması hariç- herhangi bir kök sebze yetiştirme deneyimim olmadığından muhtemelen. Toprağın altında bir şeyler yetiştirmek üstünde yetiştirmekten farklı. Mesela biber yetiştirirken meyvenin süreçlerini adım adım takip edebiliyoruz: Önce bitki büyüyor, bir noktada çiçek açmaya başlıyor, sonra o çiçeklerin ucundan meyve beliriyor, yavaş yavaş büyüyor ve yeterince olgunlaştığında koparılıp afiyetle yeniyor. Patateste öyle değil, üstte bitki yine gelişiyor, büyüyor, çiçek veriyor vs. lakin aşağıda neler olduğunu bilmek ne…

  • Uncategorized

    2015 seçim sonuçları ve sonrasına dair

    Seçim bitti, aklımdakileri ve kalbimdekileri paylaşmak istiyorum. Nereden başlayıp nerelere gider bu yazı, bilmem. Bu blogda gündelik ülke siyasetine yönelik şeyler yazmaya da pek alışkın değilim ama içimde bir sürü şey dönüyor. yazmazsam, paylaşmazsam eksik hissedeceğim. – Öncelikle -kendimce- seçimlerin galipleri ve mağluplarını değerlendirmek istiyorum: HDP: Herhalde söylemeye bile gerek yok, -beğenin ya da beğenmeyin- ortada çok büyük bir zafer var. 2011’de bağımsızlarla girdiği seçimde aldığı oyun tam iki katına ulaştı. MHP: Oylarını 3 puandan fazla artırmayı başaran MHP’nin de -istatistiki olarak- başarılı olduğu bana göre çok net bir şekilde ortada. Milliyetçilik en haz etmediğim bir şeydir ama sezarın hakkını başkasına veremiyoruz. CHP: Oyları da milletvekili sayısı da hemen hemen aynı…

  • Uncategorized

    Annenin işi ne, gece gündüz çalışsın!

    Bir ay önce falan kendimi “annemize türkü”yü mırıldanırken buldum. Yıllar sonra nerden geldi aklıma bilmiyorum ama sözleri içimi ürpertti: Güneşin alası çok, her evin çilesi çokAnalar çeker yükü, kimsenin bilesi yok                         —-Çocuğa bakar anne, evine tapar anneGece gündüz çalışır, yarını yapar anne Bu türkü, kadınlara ve annelere neyi layık gördüğümüz ve neleri normalleştirdiğimizi ne kadar güzel anlatıyor. Evin çilesini çeken analar, çocuğuna bakan, evine tapan, gece gündüz çalışan anneler… Bir de içli içli söylerdik bunu, puff! Eh, bu ve benzeri “bilgi”lerle; şarkı, türkü veya oyunlarla büyüyen çocukların kadın-erkek eşitliğinden bunca uzak olmaları ne kadar da kaçınılmaz… Bu, sadece ufacık bir örnek tabii. Gerek bu konuyla gerek diğer bir sürü şeyle…

  • Uncategorized

    peki bu neydi?!

    Sıkça yaşadığım bir şey var ki bu gece de vuku buldu. Uyanıyorum gecenin karanlığında, çişim gelmiş. Bir anda içimden diyorum ki “Saat 3:17” , ve -her zaman değil ama- çoğunlukla dakikası dakikasına biliyorum. Bazen bir iki dakika oynayabiliyor, nadiren de alakasız bir saat söylemiş olabiliyorum. Ama bir önceki gece bir ilk gerçekleşti, paylaşmak istiyorum: Uykuya dalmadan önce dedim ki “Gece uyanıcam ve bakıcam, saat 4:12 olacak” Gece uyandım, bir iki dakika döndüm, sonra kalktım, çişimi yaptım; ve sonra telefonu açtım, saate baktım ve 4:16 idi. Yani uyandığımda gerçekten de ya 4:12 idi ya 4:13! Nefesim kesildi! Hala da şaşkınım. —————————————– Bildiğin -ya da bilmediğin- üzere 2012 Temmuz’undan bu yana, bilerek ve isteyerek çalışmıyorum. Yani klasik anlamda “çalışmak”tan bahsediyorum…

  • Uncategorized

    Uçuyorum!

    Çoğu, bir süredir yaşayageldiğim şeyler ama ben hala inanamıyorum; hala, durmaksızın ve mütemadiyen coşkulanıyorum. Banka hesabıma bakmaya doyamıyorum, yine sekiz yüz küsur lira olmuş! Merkez bankası gibi hissediyorum, adeta para basıyorum. Son birkaç haftada yine, yarısından fazlası hiç tanışmadığım insanlardan gelen, 10 TL ile 250 TL arasında değişen paraların, internet bankacılığından gördüğüm yansımasına bakmaya doyamıyorum. Sanırım kafayı yiyorum. Ama nasıl doyabilirim ki! Gördüğüm yansımalar, topluluk desteğinin vücuda gelmiş hali. Muhteşem! Betül’e, yapacağı yolculuk için aradığı para konusunda destek olmak için adres defterimden bir grup insana e-posta gönderdim, gelen dönüşlere çok seviniyorum. Başka bir arkadaşımın 1.500 TL’ye ihtiyacı vardı, bulmakla kalmadık, “destek lazım mı?” mesajları halen devam ediyor. Hem de hiç tanımadıkları, adını…

  • Uncategorized

    “şiddet”li, “nefret”li gündemin bendeki yansımaları

    Bu tip olaylar tam anlamıyla turnusol kağıdı vazifesi görüyor. Genç bir kadının vahşice öldürülmesi gibi olaylardan bahsediyorum, Özgecan gibi… Bu acı olaylar sonrasında kendimize bakmayı becerebilsek, şifalanmamız yönünde inanılmaz önemli adımlar atacağız. Gerçi -“maalesef” mi desem- biliyorum ki bu yazıyı okuyanlardan benle hemfikir olanlar bunu yapmaya zaten çalışıyorlar, olmayanlar ise hezeyanlarına devam edecekler. Bu durumda benim ve diğerlerinin bu -ve diğer- konu(lar)da yazıp çizdiklerinin, söylediklerinin ne işe yaradığı ciddi bir tartışma konusu. Gerçi en azından daha ortada duranlara etki ediyordur muhakkak. Gerçek bir vahşet uygulanmış; bunu “kötü”, “çok kötü” olarak addediyoruz, eyvallah. Allah, tanrı, karma, birlik veya benzeri herhangi bir şey varsa, daha doğrusu bunlara inanıyorsak, başa çıkması yine daha…

  • Uncategorized

    sıkça sorulan sorulara (sss) sıkça verdiğim cevaplar (svc)

    Eş, dost, aile eşrafı olsun, otostopta tanıştığım kimseler olsun, sürekli yinelenen sorular var ve benim de bir “sık sorulan sorular”ımın olma vakti geldi de geçiyor galiba ((: Bloga ilk kez gelenlere veya daha önce gelse de beni pek tanımayanlara kısacık ön bilgi: 2012 Temmuz’undan beri çalışmıyorum. 2012 Eylül’ünde evimi de boşaltıp iki yıla yakın -göçebe olarak- kafama ve kalbime göre takıldıktan sonra Mayıs 2014’ten beri üç kişiyle bir köy evini paylaşıyorum. – Nasıl geçiniyorsun? Elbette ki sık sorulan sorular listesinde açık ara bir numara! Geçim konusu en yakıcı konu ve birçoklarımızın hayatının tam merkezinde. Her şey bunun etrafında dönüyor ve düşünülmesi gereken daha önemli bir konu yok. Bu durumu kendi…