• Uncategorized

    İlan: Sekreter aranıyor

    Vakt-i zamanında çırak aramaktan dem vurmuştum ya hani, dün itibariyle yeni bir ihtiyacım dile geldi. Daha doğrusu, “çırak arama” hususu ihtiyaç değildi zaten, esprili bir yazı idi sadece ama şimdiki gerçekten (!) de ihtiyaç: Bir sekreter (hadi modern dille söyleyelim, daha havalı olsun: asistan)! Birileri sorduğunda ne yaptığımı, günlerimi nasıl geçirdiğimi anlatmak kolay olmuyor çoğu zaman ama nasıl bir yoğunluk içinde yaşadığımı bir ben bilirim bir de diğer işsiz kardeşlerim (en azından çoğu, sanırım). Her şey bir yana, kendi kendinle uğraşma işi* başlı başına tam zamanlı ötesi bir iş zaten. Ancak bu iş ne kelimelere sığar ne tanımlamalara… Anlayan anladı deyip geçiyorum, zira bu tam zamanlı ötesi işten gayrı, daha…

  • Uncategorized

    “aşk meşk çemberi”nden – 2

    Hızımı almışken devam… Benim ideal ilişki (belki de “ilişkisizlik”) tasavvurum ise bir önceki yazıyla tutarlı bir şekilde <vaktiniz varsa önce onu okumanızı öneririm>, ideal bir yaşam içinde vücut buluyor. Yani ideal ilişki(ler)in, sürdürdüğümüz hayatın kalitesiyle ve bize uygunluğuyla doğru orantılı olarak var olabileceğini düşünüyorum. Benim -şu an için- ideal dünyamda doğayla iç içe ve kendine yeten bir topluluk hayatı sürdürüyoruz. Muhtemelen birkaç yüz kişi… Karnımızı doyurmak, barınmak ve su için dışarıdan herhangi bir şeye ihtiyacımız yok; bunla birlikte kapılarımız kimseye kapalı değil ve dünyanın geri kalanı ile deneyim alışverişi tam gaz… -Hala kullanıyorsak- sadece teknoloji satın alıyoruz belki, ve belki bulunduğumuz yerde yetiştiremeyip vazgeçmek de istemediğimiz üç beş gıda maddesini……

  • Uncategorized

    “aşk meşk çemberi”nden…

    Pazar akşamı bir grup insan, Begüm’ün çağrısıyla Taksim’de bir yerde buluştuk ve “aşk meşk çemberi” yaptık. Adından da anlaşılacağı gibi aşk, ilişkiler gibi konularla ilgili hislerimizi, deneyimlerimizi paylaştık birbirimizle. Bir ara Begüm “ideal ilişki”ye dair hissiyatımızı sordu ve içimden önemli olduğunu düşündüğüm bir tespit çıktı; onu burada paylaşmak istedim. Yani ideali tanımlamak zaten pek mümkün değil ve kişiden kişiye, kişinin içinde de günden güne değişir elbette. Ama bunu bir yana koyarak devam edelim. Dedim ki ideal koşullarda yaşamayan bir kişinin ideal ilişkiye ulaşması mümkün değildir ki. Bu illaki “özel” bir kişiyle olan ilişki için değil, tüm ilişkilerimiz için geçerli bence. Haftanın beş ya da altı günü, günde en az 8…

  • Uncategorized

    ben parayı seviyorum abi!

    facebook’ta bir iletinin altında dönen tartışmanın altına yaptığım yorum, para ile olan ilişkimi anlattığım ve paraya dair düşüncelerimi -tamamen olmasa da- toparladığım bir metin oldu ve olduğu gibi paylaşmak istedim. doğrudan o paylaşıma gitmek isterseniz, sanırım -ve umarım- şu bağlantıdan ulaşabiliyorsunuz. parayla olan ilişkimize ve paranın ne olduğuna bakmadan bu konunun şifalanabileceğini düşünmüyorum. para o kadar kötü, korkunç, şeytan bir şey mi; yoksa biz mi parayı kötü, korkunç, şeytan bir şey olarak kullanıyoruz.objektif olarak bakıldığında para nötr bir şeydir, bir araçtır. çok güzel şeylere veya çok kötü şeylere (ne, kime göre güzel, çirkin; bu da tartışılır) kullanılabilir. para ile doğayı yok edecek yatırımlar yapabilir, fabrikalar da kurabilirsiniz; insanların -ve kendinizin- doğal…

  • Uncategorized

    o-bu-şu

    Yorgun bir İstanbul akşamından gelsin o zaman: Pazartesi akşamı İstanbul’a geldim (yolyola‘dan bulduğum araç ile ucuz, konforlu ve hızlı bir şekilde) ve Salı günü başlayan permakültür tasarım eğitimi ile yoğruluyorum. Eğitim gayet güzel geçiyor, çok da şey öğreniyorum(z); yalnız bununla birlikte çok da yorucu. Her gün 10’da başlayan eğitim 18:30 – 19:00 arasında bitiyor ve biz de bitiyoruz ((: Pazar günü mola günümüz, sonra bi’ beş gün daha ve 28 Kasım Cuma akşamı itibariyle tamamlanıyor. İstanbul’dan ayrıldığımdan beri ilk kez buraya gelip de plan programlara girişmiyorum herhalde. Bunda bir etken eğitimin uzunluğu ve yoruculuğu ise bir diğeri de sosyal enerjimin normale göre düşük olması galiba. Haberleştiğim arkadaşlarım olmadı değil ama…

  • Uncategorized

    İnsan coşkudan ölür mü?

    Çok nadiren yazıya başlamadan önce yazının adı belli oluyor ama bu sefer otomatikman beliriverdi: “İnsan coşkudan ölür mü?” Daha önce de “insan keyiften ölür mü?” vardı, bildiniz mi? Şimdi yazacağım şeyler birçoklarına çok bir şey ifade etmeyebilir. Sıradan, günlük olaylardan, heyecanlarımdan bahsedeceğim zira. Fekat şunu belirtmeliyim ki hayatın güzelliğinin büyük oranda tam da günlük hayatın bu küçük heyecanlarından ibaret olduğunu yaşıyor, deneyimliyorum. Önce tam şu anda, yani bugün, beni aşırı keyiflendiren şeyle başlayayım: Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin bu yıl Bodrum da dahil olmak üzere 11 ilde gerçekleşeceğini öğrendim ve bana en yakın yer olan Bodrum’a gitmeye karar verdim. Zira filmler o kadar güzel görünüyorlar ki kaçırmayı hiç istemiyorum. Hangilerini görmek…

  • Uncategorized

    Saatsizlik

    26 Ekim Pazar günü sabaha karşı saat 04:00’de saatler bir saat geri alınacak; böylece hava bir saat daha erken aydınlanıp bir saat daha geç kararacak. mış… Erken derken? Geç derken? Bizim bahçedeki zeytin ağacına sordum, “işim olmaz” dedi. Duta gittim, ellerimle diktiğim eriğe, yine bizim diktiğimiz ama tutmayan şeftaliye, “valla bize farkmaz, o sizin algınız” gibi bir şeyler mırıldandılar. Böcekler var bir sürü bizim bahçede, sonra karşıdaki çamlarda zaman zaman gördüğümüz sincaplar, komşunun bahçesinden girip çıkan tavuk ve horozlar, yine komşunun inekleri… İnanır mısınız umurlarında değil; söz birliği etmiş gibiler, gram umursamıyorlar. … Tam da saat(sizlik)le ilgili kendimce bir şey deneme fikrinin doğduğu bu günlerde bunlar geçiyor aklımdan. Modern hayatın…

  • Uncategorized

    “Kendi oyunum”u oynuyorum

    Dün gece yattığım yerde uykuya dalmak üzereyken şu cümle belirdi zihnimde ve unutmamak için hemen not aldım: “Oyun”u kurallarına göre oynama, “kendi oyunun”u yarat. İstanbul koşturmacaları ve aşırı sosyal günlerimde temas ettiğim dostlar ve sosyal medyada veya sokakta gördüğüm tanıdık/tanımadık kişiler, kurumlar; sık sık “oyun”a dahil olmuşluk ve sistemin parçası olmuşluk kavramlarını getiriyor zihnime. -Zihnen ve tüm yaşamı ile- sistemin gayet içinde olan kişiler farklı bir bilinç seviyesinde ve onları yargılamamayı başarabiliyorum ama aynısını kalbi başka bir dünya için atanlar için yapamayabiliyorum bazen. Yani başka bir dünya hayali kuran kişilerin “oyun”u umarsızca kabul etmeleri, ne yalan söyleyeyim beni biraz üzüyor ve müdahale etmek istiyor içim. Çevre, ekoloji vs. diyen biri…

  • Uncategorized

    Armağan Ekonomisi – 5N1K

    Bu yazı Yeşil Gazete‘de ve EkoIQ‘da da yayımlandı ((:——————————————————————Uzun zamandır gerek kendi hayatımla gerekse armağan ekonomisi ve bu çerçevedeki fikir ve hislerimle ilgili gelen sorulara cevap vermekte zorlanıyorum. Eski dünyanın (çoğunluk için bugünün dünyasının) kavramlarıyla, kelimeleriyle; bambaşka fikirleri, idealleri, hayalleri anlatmak çok kolay olmuyor zira. Çok içimde hissettiğim, tüm hayatıma yaydığım şeyleri bile anlatmak çok kolay olmayabiliyor. Armağan ekonomisinde bunu aşmanın yolu olarak, “ben bunun 5N1K’sını yazayım bari” diye düşündüm bir süre önce ve hiç düşünmeden aklıma nasıl geliyorsa yazdım. Geçtiğimiz hafta sonu düzenlemiş olduğum Armağan Ekonomisi 101-102 atölyesinde bu notların faydalı olduğunu da gözlemleyince biraz daha detaylandırarak bloga da yazmak istedim. Bu kavramı biraz daha ete kemiğe büründürebilmeniz için…

  • Uncategorized

    EE, İstanbul’dan bildiriyor

    Göçebe günler aktifken yediğimi içtiğimi, gezdiğimi gördüğümü, yaptığımı ettiğimi anbean yazmak için bir mecram vardı ve iyi oluyordu. Zira hep söyleye/yazageldiğim üzere yaşamımda olan biteni, değişen hissiyat ve düşüncelerimi burada paylaşmamın bir önemli nedeni başkalarına ilham olmak ve herkesin kendi kalplerinin fısıldadığı yoldan gitmeleri için onları cesaretlendirmekse bir diğeri de sadece kendim için günlük vs. tutmaya üşenen kişiliğim ve bunun sonucunda hayatımda olan onca şeyi kayıt altına alamayışımdı. Şu sıralarda da bir sürü şey oluyor ve bunları yazmayışım hoşuma gitmediği için biraz gündemimi paylaşmak istedim. Zira gerçekten de içim içime sığmıyor ve gerçekten de akıllarınıza karpuz kabuğu düşürmek istiyorum (benzetmeden dolayı alınmak yok). Gündemimin bir kısmı çok kişisel gerçi ama…