bana dair

Aşık bir amatörden …

Mozart in the Jungle dizisinde duymuştum Maestro’dan, amateur (amatör) kelimesinin amor‘dan geldiğini anlatıyordu. Bu sözcüğü çoğunlukla profesyonelliğin karşıtı olarak ve belki bir miktar küçümseme ile kullanırız lakin bir şeyi aşkla yapmak anlamına geldiğine aymak çok hoşuma gitmişti.

Hızımı alamadım ve buradan (blogdan) devam ediyorum. Daha az önce instagram’da bir paylaşım yaptım lakin kesmedi ve yukarıda bahsettiğim etimolojik yerden girmek ve gittiği yere bi’ bakmak istedim. Zira benim isimimin (Emre) anlamı da “aşık”tır sayın seyirciler. Dedim, yürürüm ben buradan…

Az önce insta’da yaptığım paylaşım mesela, son derece amateur bir metin. İnsanlara birebir destek sunma iddiası taşımaya başlamış birinden daha profesyonel, daha ayağı yere basan bir şeyler beklenir “normalde” ama hiç işim olmaz abicim, böyle iyi. Geldiği gibi…

Yıllar önce İzmir’de Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde* davetli konuşmacılardan biriydim. Çıktım ve hikâyemi anlattım, o an nasıl çıkıyorsa, sözcükler nasıl da diziliyorsa ardı ardına. Ne söyleyeceğimi tam olarak ben de bilmiyordum ve muhtemelen ertesi gün sorsanız “bilmem ki, konuştum işte bişeyler” falan derdim. O zamanlar sevdiceğim olan can da oradaydı ve böyle iletişim alanlarında falan çalışan biriydi kendisi; şirketlerle, patronlarla… “Ne diyorsun?” dedim, cevaben “Valla Emre hiçbir şeyi kuralına göre yapmadın, teknik olarak bir sürü ‘hata’ falan da yaptın aslında ama nasıl olduysa çok da güzel oldu, insanlar da çok etkilendi” minvalinde bir şeyler söyledi.

*Bu festival en kıymetlilerimdendi(r) ve maalesef ki bir süredir gerçekleşmiyor.

Aslında bu hayatımın da özeti bir nevi. Hemen hiçbir şeyi kuralına göre oynamayan biri var karşınızda. Kendi oyununu oluşturup oynamaya çalışan ama orada bile bir tutarlılık içinde kal(a)mayıp sürekli başa dönen, Alper dostumun daha da doğru tabiriyle “hep başlangıçta yaşayan” biri… Zihin çoğunlukla boşa yakın, hafıza birçok konuda zayıf (bazı şeylerde de çok keskin gerçi); neyi, niye ve nasıl yaptığını çoğu zaman net olarak bil(e)meyen bir fani…

Galiba tam da bu hâlden dolayı ya hayatın tadını amatörce süper çıkaran ve aşkla yapan/olan/yaşayan ya da bir şeylerin acayip eksikliğini hisseden yerlere girip çıkıyorum. Akışla bir olduğumda ne ettiğimi, niye ettiğimi bilmeye gerek duymaksızın yaşam denizinde keyifle sörf yaparken; zihnim bir şeyleri sabitlemek, kendime biraz olsun çerçeve getirmek istediğinde bunu yapamayıp kayıplara karıştığım zamanlarda epey zorlanabiliyorum.

Birçok konuda olduğu gibi, doğru olanın ya o ya bu olduğunu zannetmiyorum. Muhtemelen bu ikisini birlikte deneyimleyebilenler kendini gerçekleştirmeye en yakın olanlar ve kendi adıma bir süredir akış hâlinin bir adım ötesine geçme ve yaşamıma biraz daha bilinirlik, sabitlik, çerçeve vs. getirme niyetimi tekrarlıyor olsam da ne kadar yol aldığımdan hiç emin değilim.

Tam şu an (16 Kasım Pazar, 15:15) itibariyle oluşumdan son derece razıyım. Başka bazı anlarda ise kendi içimde kaybolup gidebiliyorum kolayca. Amatörce yaşamanın tadını tuzunu da, cilvelerini de deneyimliyorum işte.

Çok da önemli olmayan ama eklemeden geçemediğim not: Yazının büyük kısmı geçtiğimiz pazar günü yazıldı lakin son hâlini 20 Kasım Perşembe günü aldı ve yayımlanıyor. Dolayısıyla ikinci paragrafta daha az önce diyerek referans verdiğim instagram paylaşımım o günün az öncesi olarak yazılmıştı ve değiştirmek istemedim. Aynı şekilde son paragraftaki şu an da aslında o an :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir