Uncategorized

  • Uncategorized

    ‘göçebe günler’den ithal paragraf

    göçebe günler’e yazarken aşağıdaki paragraf çıktı; şimdiye kadar, yazdığıma en memnun olduğum, acayip hissettiğim ve kendiliğinden akan bir paragraf. Manifestomsu oldu… ((: Buraya da yapıştırmak istedim: “Ben tek başıma ayakta durabilmek istemiyorum; ben kendi kendine yetebilen biri olmak istemiyorum; bu yanılsamalara inanmıyorum ve böyle bir şey mümkün de değil zaten; ben topluluk(lar) içinde var olmak istiyorum; elimden geldiğince, her neyim varsa paylaşmak istiyorum; ihtiyacım olduğunda da korkmadan, çekinmeden istemek, almak istiyorum.”

  • Uncategorized

    ‘yola çıkış niyeti’ mühim bi’şey bi kere

    “Evreka!”, dedim geçen gün, ‘ciesem’ operatörünün reklamını izlerken. Tamam, Arşimet gibi suyun kaldırma kuvvetini bulmadım belki ama kendimce mühimce bi’şey, yine de… Geçen günkü yazımda -ve o yazıda da bahsi geçen 2 ay önceki başka bir yazımda- yaptığımız iyilikleri, güzellikleri paylaşmalı mı sorusunu tartışıyordum ya; aslında sonuca da varmıştım gerçi; paylaşmak ve bu güzelliklerin görünür kılınmasını, yayılmasını sağlamanın önemiyle ilgili atıp tutmuştum. Kafamda tek bir soru işareti kalmıştı, ki yazmamıştım; o da, bu yaptıklarınla prim yapma arzusu ve bunun getirebileceği sakınca idi. Kendini öne çıkarma isteği, egosal durumlar, şunlar-bunlar… İşte reklam, bu kısımda da netleşmemi sağladı. Şöyle oldu: Murkcell firması, abone merkezlerinin bir kısmında işaret dili ile konuşan çalışanlara sahip…

  • Uncategorized

    ihtiyaçlar, ‘sormak’, para, iş, ne ararsan…

    3-4 saat önce Sinan’la, arada Burcu ve Hülya’yla, akşamüstü de Levent’le yaptığımız telefon görüşmeleri o kadar iyi geldi ki… Sinan’ın ve Levent’in, ihtiyacımın olup olmadığını, benim için yapacak bir şeyleri olup olmadığını  bir kaç kere sormaları o kadar değerli ki… Ayrıca Levent’in “Sana fon oluşturalım.” demesi, ki bunda çok ciddiydi. Geçenlerde Bülent de aynı şeyi önermişti. ((: Şimdilik fon ihtiyacım yok ama bunu düşünmeleri, teklif etmeleri, gidişatımı onaylamaları ve takdir etmeleri çok güçlü hissettiriyor. Çoğunlukla en yakınımızdakilerin bile ihtiyaçlarından ve nasıl hissettiklerinden tam olarak haberdar olamıyoruz; onun için ne yapabileceğimizi sormuyoruz; ne verebileceğimizi düşünmüyoruz. Ne alabileceğimizi düşündüğümüzü de söyleyemeyiz pek. Hemen her şeyin alınıp satılan mal ve hizmete dönüştüğü ve ‘Ben…

  • Uncategorized

    anneyle mini bi’ diyalog

    facebook’ta da şeyettim ama dayanamayıp buraya da yapıştırmak istiyorum; bugün annemle aramızda geçen muhabbet: (anne okuyunca kızmazsın di mi?) Aşağıdaki diyalog etçil bir anne ile, yine etçil ama son zamanlarda daha bi otçullaşan oğlu arasında geçmiştir:Anne – Sebze yemek istiyosun diye türlü yaptım.Oğul – Süper ama etle bişeyler yapıyodun az önce?A – Türlüyü etli yaptım.O – Haa, sebze istiyorum diye etli türlü yaptın?A – Evet.O – (sessizlik)

  • Uncategorized

    Kitlesel ‘armağan çemberi’ uygulaması denemesi

    Armağan atölyelerinde ‘armağan çemberi’ diye bir uygulama gerçekleştiriyoruz. İlk turda, herkes gruba vermek istediklerini paylaşıyor, ikinci turda ise almak istediklerini. Bu uygulama sonucunda, aslında birçok ihtiyacımızın yanı başımızdaki kişiler tarafından karşılanabildiğini görüyoruz. Armağanlarımızı özgürce paylaşabilme şansı tanıyor bize bu uygulama. Bunu yapmak için, öncesinde herhangi bir çalışma vs. yapmaya gerek yok, herhangi bir sayıdaki herhangi bir insan grubu, herhangi bir zamanda bunu yapabilir ve yine herhangi bir zamanda tekrar edebilir. Çok basit ve bir o kadar muhteşem bir çalışma oluyor. Her topluluğa sık sık bunu yapmalarını öneriyorum. Hemen deneyin mesela ((: Ben şimdi gaza geldim ve hediye çemberinin de dışına çıkma isteği hissettim, çok güçlü bir şekilde. İhtiyacım olanları ve…

  • Uncategorized

    Bambaşka bir dünyanın kapısı aralanırken…

    Diğer blogu (göçebe günler) takip edenler ve arkadaşlarım az-çok biliyorlar; Armağan Ekonomisi 101 diye bi’ atölye çalışması gerçekleştiriyoruz. Filiz Telek ve Begüm Erenler başladılar buna; Çanakkale, İstanbul ve Bodrum’da gerçekleştirdiler. Sonra Filiz, Esra<cım> (Debreli) ile Ankara’da, son olarak da Begüm ve ben 18-19 Mart’ta Dalyan’da, 23 Mart’ta da Antalya’da birer çalışma gerçekleştirdik. Son bir hafta bu atölye ile çok dolu geçince, düşünegeldiğim bazı şeyleri daha fazla düşünmeye başladım. Sadece atölye değil tabii, Charles’ın ‘Kutsal Ekonomi’sini ve diğer bazı ilginç kitapları okumak, bambaşka insanlarla tanışmak, doğa ile daha içli dışlı olmaya başlamak, tüm bunları özgürce ve kaygısızca yapabilmek ufkumu ve bakış açımı çok açıyor. Bunun için fazlaca şükran doluyum zaten. Konuya…

  • Uncategorized

    Sayıklamalar…

    Kafada bunca şey uçuşurken en iyisi yazmak; ama ‘bunca şey’in içinden ‘yazılacak şey’(ler)i ayıklamak da işin zor kısmı galiba. Alanya’dayım ya geçen Salı’dan beri; günlerim öylecenek oturmayla geçiyor. Biri bana sorsa, dese ki “Hadi ama Emre, oturmaya mı geldin?”, cevabım çok basit ve net olurdu: “Evet, ne sandın?”. Arkadaki çıstak-çıstak sesler ve “Hadi ama senin havaların bunlar.” cümleleri de pek bir şey değştirmezdi, ben yine otururdum. Gereksiz paylaşımlar ve detayları severim ya ben, bilen bilir. Şu anda bunları, dünyanın en büyük yazılım firmalarının birinin yazı yazma programında yazarken (niye hala açık kaynak kodlu programlara geçmediğim hakkında hiçbir fikrim yok), kafamın yeterince karışık ve karmaşık olduğu yetmiyormuş gibi, bir yandan da…

  • Uncategorized

    “Topluluk Sigortası” için ilk adımlar…

    Topluluk Sigortası oluşturmaya yönelik ilk toplantımızı geçtiğimiz Pazar günü 10 kişi ile gerçekleştirdik. Toplantı sonunda, konuyla ilgili konuşacak/tartışacak çok şeyimiz olduğunu gördük ve temeli sağlam tutmak için bununla ilgili fikir alışverişi yapma kararı aldık. Kapalı bir facebook grubu kurduk ve ilgilenen arkadaşlarımızı da bu gruba dahil olmaya çağırdık. Konuyla ilgilenen ve katkı yapmak isteyen herkesi bekleriz. http://www.facebook.com/groups/167519806731218/

  • Uncategorized

    Yoksa siz hala…

    İnce uçlu “Yokia” şarj aletiniz bozulduğunda ya da kaybolduğunda gidip yenisini mi alıyorsunuz? 2 arkadaşınızdan birinin çekmecesinde –muhtemelen- birden fazla şarj aletinin öylece yattığının farkında değil misiniz? Bir kez kullanacak olduğunuz çadır ve uyku tulumunu gidip satın mı alıyorsunuz? Çevrenize sormak aklınıza geliyor mu? Belki evinde fazlalık yaratan malzemeleri size seve seve verecek kimseler vardır. O yoksa da ödünç verecek kimseler kesin vardır. Önce çevrenize, sonra freecycle grubuna, açılmak üzere olan Eşya Kütüphanesi‘ne ve diğer paylaşım sitelerine, gruplarına sorduğunuz takdirde bulma ihtimaliniz çok çok yüksek; emin olun. İnsanlar yavaş yavaş bankaları bile aradan çıkararak “Nacebook” hesaplarından, şuradan-buradan borç vereceklerini duyuruyorlar ve veriyorlar da. İhtiyaç olduğunda hemen bankaya koşup bir sürü…

  • Uncategorized

    “Topluluk sigortası (kumbarası)” ???

    Son zamanlarda yaşadıklarım, tanıştığım insanlar, okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, “Borç vermek istiyorum!” yazıma olan tepkiler* vs. sonrasında iyiden iyiye uçmaya başladım. Nasıl sağlam “topluluk”lar oluştururuz, dünyayı nasıl daha güzel bir yer haline getiririz, güveni nasıl yeniden tesis etmeye başlarız gibi sorular kafamda dönüyor sürekli ve kendimce çözümler bulmaya çalışıyorum. Yıllardır aklımda dönen bir fikri bugün uygulanabilir bir hale getirmeye başlamış olabilirim. Arkadaşım Emin’le de epey tartıştık. Bu yazıyı okuduktan sonra fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim. Zaten bu fikri hayata geçirirsek hep birlikte geçireceğiz; neyi nasıl yapacağımızı vs.yi hep birlikte belirleyeceğiz. Şimdilik, kafamda oluşan ana hatları aktarmaya çalışacağım sadece. Bir çeşit topluluk sigortası (kumbarası?) oluşturmayı öneriyorum. Katılımcıların para ödemesi yaptığı, -öncelikle- acil…