bana dair

Kişisel, kendimi anlattığım yazılar

  • bana dair

    Bir arkadaşa oy verip çıkacağım!!

    Aslında geçtiğimiz yıl, bundan böyle oy kullanmamaya karar vermiştim ama HDP’nin seçimlere parti olarak gireceğini duyunca “son bir iş için” vermeye karar verdim ve vereceğim de. Artık gerçekten de sistemi beslemek istemiyorum, hiçbir şekilde… Oy verdiğimde, oy verdiğim parti veya adaydan önce sisteme onay verdiğimi düşünüyorum zira. Sisteme bu kadar inanmazken, onun bu kadar dışına çıkma çabasında iken, önemli bir parçası olan seçimlerde yer almak çok şizofrenik bir durummuş gibi geliyor bana. Ama dedim ya, son bir iş için! Bir arkadaşa oy verip çıkacağım. Hem HDP’nin barajı geçmesini ve mecliste yer almasını zaten önemsiyorum hem de AKP’nin gücünün kesilmesine ihtiyacım var… Sermayenin dur durak bilmeyen yayılmacılığını -en azından- yavaşlatmak için gördüğüm tek umut HDP’nin…

  • bana dair

    “Şenlikli Ekonomi”

    Kafamda uzun zamandır aynı sorular dönüp duruyor: “Fiyatı olmayan bir şeyin değeri nedir?” , “Fiyat, şeyin değerini gerçekten yansıtabiliyor mu?” , “Değer dediğin şey nasıl belirlenir?” , “Zaten tek bir ‘değer’e ulaşmak mümkün mü? vs. Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere uzun zamandır bu konulara kafa ve kalp yoruyorum. Kafa yormakla kalsam şu anda vardığım noktalara kesinlikle varamazdım zaten. Hislerimi ve içimde var olan bilgeliği devreye soktuğumda ise epey bir şeyler çıkıyor… Bu konulara; yani paraya, geçime, ekonomik sisteme neden bu kadar takığım? Çünkü bu konular hayatımızın tam merkezinde ve istisnasız hepimiz için çok canlı. Ve öyle bir konu ki zengini ve fakiri tamamen eşitliyor. Fakir, geçim konusunda ne kadar sıkıntı çekiyorsa zengin…

  • bana dair

    Bozulan elektronik cihazların yeni nesil tamir yöntemine dair saha araştırması: 2015 Çandır Örneği

    -1- Çandır’daki evimizde bir televizyonumuz var. Yayın yok elbette ama bilgisayarı bağlayıp dizi, film vs. izliyoruz zaman zaman. Bu arkadaşımız birkaç ay önce bozuldu ve ekrana görüntü vermemeye başladı. Televizyon açılıyor ama görüntü yok. Üç-dört hafta önce babam bizi ziyarete geldiğinde, hazır altımızda araba da varken, televizyonu Dalyan’a tamirciye götürdük. Daha doğrusu, buranın şartları gereği kayığa kadar götürdük, televizyon kucağımızda karşıya geçtik, birkaç yüz metre kolumun altında televizyon, yürüdük yürüdük, tamirciye vardık. Girdik içeri ve dedik ki “Bizim televizyon bozuk.” Tamirci dedi ki “Zaten buraya sağlam olanları getirmezler.” Gülüştük mülüştük, ben bir yandan sorunu anlatırken bir yandan taktık prize, bastık tuşa ve açıldı; görüntü var! Allah allah! Tabii hiç vakit kaybetmeden dedim ki “Bakın, biz…

  • bana dair

    Cenneti yaşayanların herhangi bir gününden dünyaya, hayata ilan-ı aşk

    Gecenin 01:35’inde, bunca yorgunluğun üstüne bu satırları yazmaya başlıyorum. O kadar keyifliyim ki bunu paylaşma isteği çalkalıyor içimi. Bu hallerimi paylaşmayı hem çok seviyorum hem de huzurlu bir hayata çağrı niteliği taşıdığı için biraz da görevimmiş gibi geliyor. İstiyorum ki herkes keyifle yaşasın. Biliyorum ki bu hiç zor değil. Yine biliyorum ki zamanı gelenler zaten kıpraşmaya başlıyor. Ve inanıyorum ki bu kıpraşma halleri, her geçen gün daha da fazla yayılacak. Bugün, telefonda doğum gününü kutladığım Emin’e söylediğim gibi, çok istesem de şu anki memnuniyetimi anlatmam, tarif etmem hiç kolay değil. Çünkü memnuniyetim o kadar basit, o kadar küçük nedenlerin bir bileşkesi ki bunların bana hissettirdiklerini kuru cümlelerle ifade etmek çok yetersiz kalacak. Yine de deniyorum…