bana dair

Kişisel, kendimi anlattığım yazılar

  • bana dair,  bize dair

    oğlan & kız

    Bu yazı HT hayat için düzenlendi ve 03.11.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075280-oglan-kiz *** Oğlanla kız tanışmış ve hızlıca yakınlaşmış, kaynaşmış. Başlarda buna herhangi bir isim koymaya, onu şekillendirmeye yeltenmemişler. Kendiliğindenliğe, akışa, olacakların hayrına güvenmişler. Yaşadıkları yerler arasında epey bir mesafe olduğu için, oluşmaya başlayan bağı tutmak her zaman çok kolay olmamış ama bir şekilde kotarmışlar; ayrıca mümkün olduğunca sık bir araya gelmeyi, arada sendeleseler de kopmamayı becermişler. Akışa ve kendiliğindenliğe güvenmenin hiçbir şey yapmamak olmadığının farkındalarmış; oluşan bağı beslemişler. Birkaç yanyanalıktan sonra ise bir ilişki konuşması (the talk) yapmak kaçınılmaz olmuş. Zira her ne kadar bunu tanımsız, kalıpsız bir şekilde yaşamak isteseler de varlığını iyice belli eden ve artık görünür olan ilişkiyi görmezden…

  • bana dair

    Bir ayrılık (?) hikayesi

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 26.10.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1075224-bir-ayrilik-hikayesi *** Şu satırları yazıyor olduğum an’dan tam 13 gün önce oturduğumuz çemberde ayrılığın adını koyduk. Bildiğim, duyduğum, deneyimlediğim en güzel ayrılma süreçlerinden biri o gün nihayete erdi ve Funda’dan aldığım izinle bu şifalı süreci, dilim döndüğünce ve elbette kendi tarafımdan anlatmaya çalışacağım. Tanışmamız ve yakınlaşmamız arasında gerçekten çok kısa bir zaman geçti. Onu silikon sıyırma spatulası ve Devlet Bahçeli videoları ile tavlamış olmamla birlikte (nasıl diye sormayın :)) aramızda bir şeyler başladı, bir süre sonra köklendi ve yaşamın da ittirmesiyle bir an’da kendimizi birlikte yaşarken bulduk. Üç yılı aşkın süre bu şekilde devam ettik. Yaşadığımız birçok güzelliğe, keyfe, birlikte keşiflere…

  • bana dair

    Hiç’teki anlam

    Bu yazı HT hayat için yazıldı ve 28.09.2020’de yayımlandı. https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/emre-ertegun/1074999-hic-teki-anlam *** Her geçen gün, kabullenme yetim gittikçe yükseliyor. Bütün o savaşları, zalimlikleri ve diğerlerini kolektif tekamülümüzün parçaları olarak görüyor ve bizim de bu şekilde öğrenen, bu şekilde gelişen bir tür olduğumuzu algılıyorum. Ve bu, bir zamanlar olduğu gibi kendimi üzüntüyle oradan oraya atmamı engelliyor. Bu bana epey iyi geliyor. Eskiden, özellikle toplumsal acıları o kadar fazla üstleniyordum ki gündelik yaşantımı yaşamaya fırsat bırakmıyordum kendime. Nasıl olur da sivillerin üstüne o bombalar atılır, nasıl olur da bir halk bunca zulme uğrar, nasıl olur da… Bunları, -hepsini değilse de çoğunu- bırakmanın verdiği ferahlık var üstümde bir süredir, çok şükür. Tabii ki olan…

  • bana dair,  bize dair

    “Fazla arazisi olan var mııı?” heyecanı!

    Bundan üç gün önce yapmış olduğum “Fazla arazisi olan var mııı?” çağrısına gelen dönüşler içimi öylesine kıpır kıpır etti ve ediyor ki bu kıpırtılara dair bir şeyler yazmazsam beni içeriden patlatacak gibiler. Önce mini bir rapor vereyim: Şu an’a kadar 20-21 kişiden kanlı-canlı somut karşılıklar, teklifler geldi. Müthiş, değil mi!? Kimisi niyetlendiğimizden ve ihtiyacımız olandan küçük, kimisi hiç düşünmediğimiz yerlerde vs. ama hiç önemli değil. Zaten buralardan birine yerleşmek de değil beni asıl heyecanlandıran; bir çağrının zamanı geldiğinde ve kalpten çıktığında, nasıl da büyük bir etki yaratabileceğini göstermesi… Ayrıca ileti sosyal medyada -şu an itibariyle- 50 kere yeniden paylaşıldı ve kim bilir kaç bin kişinin radarına girdi. Çanakkale’den Mersin’e, Ardahan’dan…

  • bana dair,  bize dair

    Fazla arazisi olan var mııı?

    Ön not: Bu yazı sosyal medyada ciddi bir heyecana yol açtı. Bunu tatmak isterseniz, sosyal medyada yapmış olduğum paylaşıma gidip yorumlara göz atabilirsiniz :)) https://www.facebook.com/emrettin/posts/10157547133233845 *** Bu, çok büyük bir konuyu mümkün olan en kısa şekilde özetleme denemesi olacak. Bu yazının sınırlarını aşan birçok detayın olduğu, muhtelif sorular uyandırabileceği ortada. Bunları, dileyenler bu paylaşımın altından sorabilirler, böylece hem diğerleri de aydınlanır hem de aynı zamanda bir fikir teatisi ortamı oluşur. (Herhangi bir sebeple özelden seslenmek isteyenler de buyursunlar elbette.) Dersimiz: Topluluk oluşturuyoruz (inşallah!)Konumuz: Boşta duran uygun arazilerinizi değerlendirme olasılığımız Genel özet: Kiminizin bildiği kiminizin bilmediği üzere, uzun yıllardır ortak bir alanda topluluk olarak yaşama hayalim(iz) var. 2012’den beri etrafımda beliriveren…

  • bana dair,  bize dair

    çember – 101

    Council'de birkaç ana niyetin/ilkenin kolaylaştırıcılığında bir araya gelir ve kendimizi ifade eder, birbirimizi ve alanı dinleriz. Çemberde oluşturduğumuz bütünün, tek tek parçaların toplamından daha büyük bir şey olduğunu; ortaya çıkan ortak bilgeliğin her birimizin aklından, zekasından daha büyük olduğunu biliriz.

  • bana dair,  bize dair

    1,5 çay kaşığı bal

    İki yıl oluyor neredeyse; sevgili Andrew ve Lena ile Time to Heal, Time to Dream (Şifalanma Vakti, Hayâl Etme Vakti) adı altında bir çalışma gerçekleştirdik. Çalışmada bize sunulan araçlardan biri Dream Saloon (Hayâl Odası) idi ve her gün bir ya da iki kere ziyaret ettiğimiz bu güzel alanda kendimize, çevremize, dünyaya dair hayâllerimizi paylaşıyorduk. Burada uçmak tamamen serbestti; sınırlardan özgür takıldığımız; yapılabilirliklerden, olabilirliklerden bağımsız bir serbest uçuş alanı. Bunun önemini belki başka bir yazıda anlatmayı denerim; bu yazıda ise paylaşmak istediğim biraz daha spesifik ve bence çok önemli bir husus var. Hayâl Odası’nda, üç gün içinde iki hayâl kendini ben aracılığıyla duyurmak istedi. Bir tanesi dünya barışıyla ilgili aşırı ütopik…

  • bana dair,  bize dair

    Vooshi Vooshi ve isimsiz badem ağacı

    Bu sabah (21 Mart), tam da her zamanki zengin kahvaltı soframızın tadını çıkarırken tatsız bir durum yaşadık ve bu satırları yazdığım dakikalar itibariyle yaşamaya devam ediyoruz. Ev sahibimiz bir süredir zikrettiği üzere, verandanın sağ tarafındaki “faydasız” badem ağacını ve -galiba bir kez söylediği üzere- evin sol ön tarafındaki canım dut ağacını, ki ismi Vooshi Vooshi idi (Rob vermişti) ve o da “faydasız” ve hatta “zararlı”ydı, kesmeye gelmiş. “Faydasız” görülme sebepleri meyve vermiyor olmaları idi (dut, çok az veriyordu), tahmin edersiniz. Üstüne Vooshi Vooshi’nin bir de “zararlı” olma sebebi ise, tamamen zeytin ağaçlarıyla dolu bahçedeki birkaç zeytinin güneşini engelliyor ve hızla gelişmelerine mahal vermiyor olması idi. Zeytinler, yanılmıyorsam 4-5 yaşındalar. Biz…

  • bana dair,  bize dair

    eş-dost sigorta

    Zaman zaman “Biz kendi devrimimizi yapalım, iyi hoş da dışarıdaki dünya bir anda değişmiyor ya.” benzeri cümleler geçiyor zihnimden ama aslında değişiyor, biliyor musunuz? Bireysel-içsel adımlarım, dış dünyada görünen her durumu bir anda değiştirmese de kendimden bildiğim, her adımımın küçük dünyamdaki her şeye sirayet ettiği ve karşıma çıkan kimselere, durumlara da yansıdığı… Bunu ispatlayamam ama bariz bir şekilde böyle olduğunu söyleyebilirim. Bu girizgâh, şu sıralar yaşamakta olduğumuz bir durumu alternatif bir şekilde karşılamamızın felsefesinin girişi mahiyetinde. Bahsi geçen durumu uzun uzadıya anlatmaya gerek duymuyorum ama işin özü, beklenmedik-sevimsiz bir şeyler oldu ve bir anda bizim için yüklü bir meblağ (7.500 TL) ödeme gerekliliği ortaya çıktı ve karşılaştığımız bu soğuk gerçeklik…

  • bana dair

    savunamayıcılığım

    Bir arkadaşımın sondan bir önce paylaşmış olduğum yazıya (kim bilebilir?) yaptığı yorumda, diğer bir arkadaşıyla konuşurken bir şeyleri savunduğundan bahsetmiş olması; son zamanlarda var olan ve ara ara fark ettiğim bir durumumu yeniden gözümün önüne getirdi: savunamayıcılığım. Herhangi bir şeyi savunmak her geçen gün o kadar yapamadığım bir şey hâline dönüşüyor ki… O yazıda da yazdığım üzere, hiçbir şey bilmediğim ve bilemeyecek olduğum bilgisi o kadar derine nüfuz etmeye başladı ki herhangi bir fikri, duruşu, felsefeyi savunmak o kadar imkansız bir hâle geldi ve geliyor. Mesela sivil toplumda çalıştığım zamanlar, savunuculuk yapan bir örgütte yer almak istiyordum hep. Olması gerekenleri, olan kılmak için gerekli çalışmaları yapan bir örgütte çalışmak ve…