Uncategorized

  • Uncategorized

    bu gece benim…

    evdeki son gecem. en azından bir süreliğine son gecem. şimdilik 3 aylığına yokum; orada burada şuradayım. nasıl olacak bakalım… tam bir sıfırlanma haline çok yakınım, bunun hafifliği var üzerimde; ne bir iş, ne hayatımda biri (ivit, elif gitti bu arada; ve evet, korkarım hızlı oldu biraz), ne bir aidiyet, ne bi’şey… dans dersi var şimdi sadece, çarşambaları. biraz korkutuyor da bu kadar başıboş olmak, ama bir yandan çok değişik ve güzel. “başıdolu” olmanın matah bi’şey olduğunu kim söylemiş ki hem? “kendini gerçekten bulmak istiyorsan tüm sahipliklerinden kurtulmalısın.” demiş bir adam. yok yok kimse dememiş, şimdi ben uydurdum. gerçi bi’ adam demiş olsaydı, o da uydurmuş olmayacak mıydı? hayır, bi’ adam…

  • Uncategorized

    Ankara’dan İstanbul’a otostop

    2 Eylül 2012 Pazar gününe canım sıkkın uyandım. Aslında gece (ve aslında sabaha karşı 5’e doğru) eve geldiğimde pek keyifli gibiydim; jamcanlarla (“jamcan”ların kim olduğunu bilmeyen okuyucudan özür diliyorum) çok çok güzel bir gece geçirdik. En muhabbetli, en sarılmalısından… Çok iyi geliyorlar bana yahu; yalnız yavaştan bağımlılık halini almaya başlayacaklar, diye de ufaktan tırsmıyor değilim. Ondan öncesi, otostopla Ankara’dan İstanbul’a gelme kısmısı. Gayet güzel ve beklediğimden rahat geldim. Cuma gecesi Merve’yi evlendirip Cumartesi sabahı(!)na çok geç uyanınca; sonra uzun uzun kahvaltı yapınca, saat 2’yi geçti zaten. Akşamüstü saatlerinde otostop sakat mı olur, yollarda kalır mıyım endişelerine rağmen düştüm yola. Koray’ım beni Eryaman’a kadar attı; bir 10 dakika bekledikten sonra doktor…

  • Uncategorized

    kısacık bi paylaşım

    Bi yandan yorgun, ama daha öte yandan pek bir güçlü hissettim bugün. Hülya, Burcu, Sinan, Ekin, Argın, Gülsüm, -başlarda gitmek zorunda kalsa da- Bürge… Off çok iyi geldiniz ama bana yahu. Dünkü keyifsizlikten sonra bugüne daha iyi uyanmıştım zaten ama bu kadar yukarıya çıkacağımı da beklemiyordum. Yarın yine Ankara yolları. Bir ayda üçüncü kez gitmiş olacağım; ama bunun sonrasında epey bir süre yolum düşmeyecek gibi görünüyor. Diğer ikisinde otostopla gittim ne güzel, ama bu sefer Merve’nin düğünü kaçırma riskine giremeyeceğimden mütevellit, otobüsle gidiyorum. Ne de sıkıcı… ((: Bu arada “mütevellit” demişken… Neyse… O zaman bana iyi yolculuklar olsun; az biraz anlamsız bir yazı oldu sanki ama şu ilk paragraftakileri yazmak…

  • Uncategorized

    kaptırıyoruz benliğimizi

    Yolun sonuna geliyoruz, İstanbul netleşiyor yavaş yavaş. İçerisi kusmuk kokuyor ama iyice kanıksadım artık. Deniz o kadar dalgalıydı ki, yolcuların yarısı kustu herhalde. Kafada bin bir türlü şey, kulağımda Mor ve Ötesi… Elif ne olacak, ben ne yapacağım, akşam babamlarla ne yaparız, yanımdaki kadın yazdıklarımı okuyor mudur… Neyse ki elimle güzelce kapıyorum. İzmir’e, Çanakkale’ye ve diğer yerlere gidiş planları. Bir yandan Alanya’daki dinginliğe özlem. Anneme özlem… Yeniköy’e gitmeli bir ara, ne ara? EVS yapacak mıyım? Bir dönemi daha kaçırmak üzereyim bu kafayla. … Vakfı, Eylül’de başlayacak olan proje için iş teklif etse ne yaparım? GeziJam bir hayal mi? Yapabilecek miyiz? Odamı da kiralamak üzereyim; muhtemelen Burak’a… Göçebelik nasıl geçecek? ————————-…

  • Uncategorized

    Bursa’dan çıkarken…

    ön not: bundan önce yolda 2 yazı daha yazdım ama yayınlamıyorum. Deniz otobüsüne bindim şimdi de. Çok fazla yazasım yok ama az önceki hissiyatımı yazıya dökmek istedim. Yağmur yağıyordu, ince ince ama hızlı; kulağımda “Çok aşık” şarkısı çalıyordu FD’nin albümünden, Pinhani’nin yorumuyla. Serin bir rüzgar esiyordu üstüme. Ve ben hiç acele etmeden, sakin sakin, kollarımı iki yana açmış bir şekilde deniz otobüsüne doğru yürüyordum. Bundan 1 dakika önce Balıkçı, Derya ve Argın’a onları sevdiğimi yazmıştım. Çok canlı, çok yaşıyor hissettim o 1-1,5 dakikada. Çok güzeldi. Şimdi içerideyim. Azıcık uzaklaştım o güzel hislerden. Epey sallanıyoruz, falan. (Deniz çok dalgalı.) Ama güzel, yine güzel, hep güzel… Deniz otobüsü hareket etmek üzere, saat…

  • Uncategorized

    Karışık işler!

    Tam 29 gündür gazete okumadım, haber izlemedim. Evet evet, ben. Hani şu hayatını haberlere odaklamış, gelişmeleri an be an twitter’dan izleyen ben. Ne oldu yahu bana? Kendime döneyim derken bencilleşiyor muyum acaba? Bir anda olan biteni umursamamak… Aslında umursamamak da değil, hayallerime baktığımda diğerlerini, gezegeni en az eskisi kadar umursadığımı görüyorum; ama gidiş yolu biraz farklılaştı sanki. Biraz yükleri üzerimden attım gibi. Olan biten binlerce boktan şeyin hepsini sırtlamam yanlıştı belki. Yüklendikçe daha çok ağırlaşıp, bir de bir şey yapamamak, yapamadıkça taşıyamaz hale gelmek çok mu doğruydu sanki. Roboski’de insanlar öldü diye en çok üzülme yarışmasına katılsam derece yapar, en kötü şartlarda mansiyon, jüri özel ödülü falan alırdım. Alırdım da…

  • Uncategorized

    GeziJam

    Yine çok şey hücum ediyor aklıma ve içime; nereden başlayacağımı nereden tutacağımı şaşırdım. Dersiz topsuz bir şekilde yazmak iyi gelir mi ki?.. Bence kesin gelir; bence? Bence de… Kulağımda Yeni Türkü’nün çok eski bir kaydı, “Ne güzeldir yollarda olmak şimdi” diyor bir kadın, kim olduğunu bile bilmiyorum. Güya Yeni Türkü’yü çok severim, ama herhangi bir zaman bir kadının bu grupta şarkı söylediğini bilmiyordum. Şimdi de “O kadar sevdim ki resmini …” diyen şarkı çıktı. Evet yazamıyorum, dinliyorum. Ne diyorduk? Hücum eden “şey”lerle başa çıkmaya çalışıyorduk. En yoğunu, yeni ve alternatif bir hayat kurma çalışmaları galiba. Tam zamanlı bir işte çalışmadan, hatta mümkünse -klasik anlamda- hiç çalışmadan yaşamak. Üretmek, paylaşmak, az…

  • Uncategorized

    ne eksik, ne fazla

    Nasıl günler, nasıl bir yoğunluk, nasıl bir ruhsal ve fiziksel ve aralıksız hareket hali. Birkaç gün nadasa bırakıyorum kendimi; azıcık kendimi dinlemece… Kimseyi aramamaca, sormamaca; dayanabilirsem… Elif de gitti bu akşam, kendimle kaldım. Çok güzel bir(kaç) haftaydı, her şey olması gerektiği gibi gitti. Ne eksik, ne fazla. Tam bir açıklık hali, çok iyi, en iyi. Çok yoruldum; ama en tatlısından. Biraz enerji toplayıp yollara düşmeli. Kafa hep yollarda zaten, beden de takip edebildiği kadar artık…

  • Uncategorized

    doğru-yanlış, iyi-kötü …

    Bütün bu insanlar nereden çıktı? Ne oluyor? Herkes ayrı bi’ çeşit, herkesi ayrı bi’ seviyorum. Gerçekten de hayatımda yaptığım en doğru şey Jam’e katılmaktı galiba. Hem içe dönüşün önemini ve gerekliliğini fark edip bunu uygulamayı öğrenmeye başladım, hem de bir çok güzel insan tanıdım. Peki bu insanlar mı güzel, yoksa zaten herkes güzel de içlerini mi görmek lazım? Mesela Ogün Samast da güzel mi içten içe? Sadece bir kurban mı, yanlış fikirlerin, yanlış adamların peşinden koşan?..”Yanlış adamlar” kim peki? Kim bu adamları “yanlış adamlar” ilan etti? Şu an için ben. Zira “toplumsal iyi” için doğru olmayan şeyler yapıyor ve yaptırıyorlar. Hımm, toplumsal iyinin ne olduğu benim tekelimde galiba? Ukalalık mı…

  • Uncategorized

    Huzurlanmak…

    Burada çok huzurluyum. Bahçenin güzellğinden ve sadeliğinden mi kaynaklanıyor, Hanzade ve Ali’nin konukseverliklerinden ve rahatlıklarından mı… Ama çok rahat hissediyorum. İstediğim an atlayıp gelebileceğim bir yer. Çok tatlılar yahu abla-kardeş. Hanzadelerin evi, 11:15