bana dair

Kişisel, kendimi anlattığım yazılar

  • bana dair

    “İmdat, her yer kadın!” ya da “Erkeklere güzelleme”

    Hayatımın “normal”den uzaklaşmaya başladığı yedi yıldır her yerde onları görüyorum. 2009-2012 arasında, yani önce gönüllü, sonraları profesyonel olarak yer aldığım sivil toplumda onlardan geçilmiyordu. Mesela ilk çalıştığım küçük vakıfta, ofiste -gününe göre- üç-beş kişi olurdu: Vakıf başkanı, projeler koordinatörü, -sonradan istihdam edilen- vakıf müdürü, sekreter ve ben. Tahmin edin, tek erkek bendim. Galiba ayda bir yönetim kurulu toplantısı olurdu, yanılmıyorsam dokuz kişiden mütevellit. Tahmin edin, evet, hepsi kadındı. Bir tane nazarlık erkek yoktu aralarında. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü olması hasebiyle, gönüllülerin de büyük kısmı kadın öğrencilerdi bu arada. İş değiştirdim ve daha büyük bir vakfa geçiş yaptım. Genel merkezde eğitim ve gönüllü departmanında çalışıyordum. Durum nasıldı dersiniz? Departmanın %70-75’i…

  • bana dair

    Bir okul hayal ediyorum!

    www.space.com/skywatching sitesinden Her zaman gerçek anlamdaki bir devrim, doğru olanı gören ve doğru olduğunu bildiği şeylere göre yaşamlarını düzenleyen bir azınlık tarafından gerçekleştirilmiştir. (İç Özgürlük – Jiddu Krishnamurti) Bir okul hayal ediyorum! “EdİYORum” derken, gerçekten, tam da şu anda hayal ediyorum; -sesli düşünüyorum denir ya hani-, yazılı düşünüyorum. “Düşündüm, kafamda bir şeyler kurdum ve paylaşıyorum” değil yani, şu anda, huzurlarınızda fikir yürütüyorum. Gerçi benim neredeyse tüm yazılarım da başka şekilde çıkıyor değil. Bu fikir bir süredir zaman zaman zihnimi yokluyor aslında. Tohum toprağa düşeli bir süre oldu. Şimdiye kadar görmezden geliyor, üstünde durmuyor, tohumu sulamıyordum ve dolayısıyla çatlamıyordu. Kim bilir belki hava koşulları da tam uygun değildi. Şu an öyle…

  • bana dair

    “diş işleri” çağrım sonrası…

    31 Aralık’ta, diş işlerim ile ilgili bir çağrı yapmıştım (bilmeyenler ya da hatırlamayanlar buraya); sonrasında olan-biteni paylaşmaya fırsat bulamadım bir türlü. Geç oldu ama güç bir durum yok; yaz gitsin. Paylaşımım sonrasında o kadar fazla geri dönüş aldım ki neye uğradığımı şaşırdım. İletimi onlarca kişi paylaştı ve bunun sonucunda yirmiye yakın destek/öneri/fikir aldım. Bunlar arasında doğrudan diş hekimleri de var, eşi-dostu diş hekimi olan da, alternatif fikirler sunanlar da. Eksik not almadıysam, altı hekimle bire bir iletişim kurdum (bu sayı epey artacaktı ama frene basmak zorunda kaldım) ve hepsi de diş bakımımı üstlenmek istediklerini söylediler. Ve bunların birini bile yüz yüze tanımıyordum. Arkadaşımın eşi, arkadaşlarımın feysbuk’ta etiketlediği arkadaşları, yazılarımı okuyan…

  • bana dair

    “Yeni”ye Doğru nasıl daha fazla hizmet edebilir?

    Bugün, “Yeni”ye Doğru’nun facebook sayfasında, aşağıdaki cümleleri paylaştım. Buraya da almak istedim. Herkese sevgiler…Emre ————————————– Bir ay kadar önce içimden şu cümle çıktı -ve şu anda da çok benzer şekilde hissediyorum-: “Yeni”ye Doğru, edebileceği hizmeti henüz edemedi, potansiyelinin çok gerisinde kaldı. Öyle bir zamanda çıktı ki kitap, ülke gündemi her zamankinden de karışık sanki. Ve bu karışıklık biraz olsun yavaşlamadı aylardır. Öyle bir zamanda çıktı ki kitap, bir gün öncesinde Ankara, birkaç gün sonrasında İstanbul bombaları patladı. Öyle bir zamanda çıktı ki kitap, siyasi hareketlenme ve çalkantılar biraz olsun hız kesmedi. Acaba diyorum, kitabın önünü kesmek için mi yapıyorlar bütün bunları?! 🙂 Şaka bir yana, tam da bunlardan dolayı kitabın daha fazla…

  • bana dair

    Bugün bahar geldi!

    Dedim ki bir saat kadar önce: “Bugün bahar geldi!” Birkaç gündür iyice hissediyordum ama bugün tam oldum sanki! Ne oldum, bilmiyorum. Uzun zamandır hissetmediğim bir şükür haline girdim biraz önce. -Bilenler bilir- bizim evin önünde kendi yaptığımız bir köşk (platform) var. Gökyüzündeki son aydınlık kırıntıları yok olmadan -ama iyice de kararmışken- oraya oturdum, elimde tabağım yemeğimi yedim. İnce bir rüzgar esiyordu, hafif serin. Ama çok hafif; yani ben tişörtle oturabiliyordum, demek ki normal bir insan ince bir uzun kollu ile, bilemedin az kalın bir sweatshirtle falan oturabilirdi. Sağ üstte, artık yarım aya iyice yaklaşmış, hilalliğini kaybetmek üzere olan ay vardı. Zaten gözümün alabildiği her yer ağaç… Derken, varlığını bile unuttuğum…

  • bana dair

    “Yeni”ye Doğru çıktıııı!!

    “Yeni”ye Doğru doğdu sonunda! Hatta doğumun üstünden üç hafta geçti, neredeyse lohusalığım bitecek ancak ben yazmaya şimdi fırsat bulabiliyorum. Bir ay önce, kitap henüz matbaadayken son durumları yazmıştım, şimdi ise güncelleme yapma zamanı: Kitap, 14 Mart’ta matbaadan çıktı. Ve çıkar çıkmaz, tıpkı önceki süreçte olduğu gibi, kocaman bir destek mekanizmasının içinde buldum kendimi. Ya da “bu mekanizmayı oluşturdum” diyelim. Kendi kendine olmuyor bu işler. İstemek, isteyebilmek çok ama çok önemli. Laf istemeye gelince, -hiç adetim değildir ama- bir videoyu araya sıkıştırmak istedim: Amanda Palmer’ın “The Art of Asking – Sormanın Sanatı” videosunu izlemenizi coşkuyla ve ısrarla öneririm: Tabii istemekle bitmiyor iş! “Karşılık alabilecek misin?” “Ne kadar alacaksın?” “Alamazsan ya da…

  • bana dair

    “‘Yeni’ye Doğru” doğmak üzere!

    Sevgili herkes, Kitap (artık bir ismi de var: “Yeni”ye Doğru) nihayet matbaaya girdi ve görünen o ki birkaç gün ya da bir hafta içinde elimizde olacak. Çok heyecanlıyım; heyecanımı ve sürece dair gelişmeleri paylaşmak istedim. – Kitabın dizgisini İdil Ateşli, kapak tasarımını Gülşen Dede, düzeltisini ise Batıgün Sarıkaya gönüllü olarak üstlendiler. Bu süreçte H2O yayınevinden Özcan Özen ise, tüm adımlara dair tecrübesini ve birikimini paylaştı; kitabın gayrı resmi danışmanlığını yaptı. Hepsine, tekrar tekrar şükran… – Kitap için gelen para armağanlarının toplamı 3.910 TL’ye ulaştı. Geçen yıl almış olduğum fiyata bakarak 1.000 adet için 4.000 TL’ye ihtiyacım olduğunu yazmıştım fakat galiba -şu anda elimde net bir fiyat olmamakla birlikte- en fazla…

  • bana dair

    bir para bölüşümü hikayesi

    Bugün bir yazı yazdım ve ilk olarak Yeni Dünya Öyküleri adlı blogda paylaştım. Buraya da alıntılıyorum.——- Dünyada ve Türkiye’de yıkım, kıyım, doğa ve insan katliamları hızla sürerken; bir yandan da ümit veren yeni dünya öyküleri yazılıyordu. İşte onlardan biri: 24 Ocak 2016’da Ankara’da bir etkinlik düzenlendi, Şenlikli Ekonomi Atölyesi. Bu atölyede; armağan ve paylaşım ekonomisine dair paylaşımlar yapıldı, hayatımızdan örnekler verildi, paraya dair tabuların bir kısmı masaya yatırıldı, birkaç uygulama yapıldı ve bir oyun oynandı. Yaklaşık 25 kişinin katılmış olduğu etkinlik epey keyifli geçti. Ama bu yazıda etkinlikten değil, etkinlik için verilen paraların paylaşım süreçlerinden kısaca bahsedeceğim. Etkinlik zaten belirli bir ücret karşılığında düzenlenmiyordu. Önerilen bir aralık olmakla birlikte, katılımcılar, etkinliğin…

  • bana dair

    Vejetaryen köydeki kasap

    yeni bir destek çağrısı!‘nı paylaşalı neredeyse bir ay olmuş. Bu çağrıyı her ay başında bir kez hatırlatacağımı yazmıştım ama birkaç haftadır yollardayım ve buna ancak sıra geldi. Hatırlatma yaparken, bu süreçte yaşadıklarımı ve hislerimi de anlatmak istiyorum. 15 Ocak Cuma ve takip eden iki gün biraz zor geçti. İlk kez herhangi bir çağrım bu kadar sessiz karşılandı. Az okundu, az paylaşıldı, çok az dönüş aldım vs. Ayrıca paylaştığım gün evde yalnızdım ve kocaman bir sıkışmışlık hissettim içimde. Yalnızlık, “kendimi iyi ifade edemedim mi acaba”lık, “galiba artık bu isteme işini abarttım”lık… Çok da dramatikleştirmeyeyim, dünya başıma falan yıkılmadı. Hatta her ne yaşıyor ve yaşayacaksam, bundan öğrenecek çok şeyim olduğunun o gün…

  • bana dair

    Kış turnesi – 1 (Ankara-Erzurum-Erkinis-Artvin-Kafkasör)

    20 Ocak günü köyden yola düştüm, o gün bugündür yollardayım ve bir süre daha öyle olacağım. 20 Ocak akşamından 21 Ocak sabahına, yıllar sonra yaptığım ilk uzun metrajlı (10 saatlik) yolculuk sonrasında Ankara’ya vardım. 9 gün 8 gece kaldığım Ankara günlerine çok şey sığdı. -İzmir’i saymazsak- epey bir süre sonra ilk kez büyük şehirde olma şoku ve geldiğimin akşamı geri dönme isteği ama neyse ki inanılmaz güzel bir kar yağışıyla beni karşılaması, üniversiteden eski dostlar, daha yakın zamanlardan yeni dostlar, Argın’ın masal gecesi, -başka bir yazıda detaylarını ayrıca anlatacak olduğum- diş hikayesi, sohbetler, çemberler, oyun oynamalar, düzenlediğim(iz) şenlikli ekonomi atölyesi, Güdül – Tahtacıörenik köyündeki dostları ziyaret… Bütün bunların bir sürü duyguyu…