• bize dair

    sevgililik, arkadaşlık, tek eşlilik, çok aşklılık …

    Arkadaşlık ilişkileri nadiren bitiyor, büyük sıkıntılar yaşamadığımız sürece ayrılmıyoruz dostlarımızdan; olsa olsa zaman zaman uzaklaşıp yakınlaşıyoruz. Yine çoğu zaman, çok fazla sorgulamıyoruz da; bunun ne olduğunu, ne zaman başladığını, nasıl gittiğini… Daha kendi hâlinde gidiyor sanki arkadaşlık ilişkilerimiz. Oysaki sevgililiklere, romantik ilişkilere bakışımız farklı. Daha net bitiş ve başlangıç an’ları olsun istiyoruz. Tanımlamak, netlemek istiyoruz (“Şimdi biz neyiz?”). Zira güvende hissetmiyoruz. Tanımladıktan sonra da yapışıyoruz tanımlarımıza, güvenli (!) limanlarımıza.  Ayrıca yine sevgililikleri daha çok sorguluyoruz. İyi mi gidiyor, kötü mü; yakın mı hissediyoruz, uzak mı; devam edecek gibi mi, yoksa sönüyor olabilir mi? Dalgalanmaları daha yakından takip ediyor, daha fazla endişe yüklüyoruz bu ilişkilere. Endişeler ise kendi kendilerini doğruluyorlar ve bir…

  • bize dair

    ilişkiler ve domates

    Birkaç yıldır, doğayla olan bağımı hatırlayıp yeniden tesis etmeye başladığım bir süreçten geçiyorum. Bazen bu süreçte onla yeterince haşır neşir olmadığımı düşündüğüm ve ilişkimin asgaride kaldığı zamanlar olduysa da bu kadarı bile ondan öğrenmeme, ilhamlanmama ve hayata dair birçok ipucunu orada görmeme neden oldu, oluyor. (örn. İnsanın çırası & ormanın fısıldadıkları adlı yazılarım) Son bir yıldır, kafamda, ilişkilerle bitkilerin yetişmesi arasında bağlar kuruluyor mesela ve ilginç metaforlar ortaya çıkıyor. Kompozisyonu kurabilecek miyim bilmiyorum ama bir yerinden tutmaya çalışacağım. Akıl yürütmemi adım adım götürmeye çalışayım: 1 – Hayata bakışım ve onu yaşayışım büyük oranda çabasızlık ve kendiliğindenlik temelli. Bir şey için ne kadar çaba harcıyorsak, o kadar az kendiliğindenlik, o kadar…

  • bize dair

    sevgiye ve diğer bazı şeylere dair bir sohbet

    (…) – Onu gerçekten sevdiğine emin misin? – Tabii ki. Bir saattir ne anlatıyorum! – Peki gerçekten O’nu sevdiğine emin misin? – Bu da ne demek? – Sevginin nesnesi gerçekten O mu? Sevdiğin şey gerçekten O mu? – Başka ne olabilir ki? – Bir sürü şey olabilir! Daha doğrusu, muhtemelen, bir sürü şeyin bileşkesidir bu sevgi; bir sürü şeye duyduğun sevginin bileşkesi. Bu bileşkenin unsurlarını tek tek fark etmek, öz farkındalık için çok önemli. – Yine kişisel gelişim kitapları mı okuyorsun sen? – Bu aralar, hayır. Gerçi okuduğum kitapları kişisel gelişim olarak nitelendirmezdim. Ha, soruyorsan, meditasyon yaparken geldi bu sevgi olayını analiz etme fikri, gerekliliği. Ama boşver bunu şimdi, ne…

  • bize dair

    oğlan & kız

    Oğlanla kız tanışmış ve hızlıca yakınlaşmış, kaynaşmış. Kaynaşmalarına herhangi bir isim koymaya, onu şekillendirmeye yeltenmemişler. Kendiliğindenliğe, akışa, olacakların hayrına güvenmişler. Aralarında oluşmaya başlayan bağı tutmak her zaman çok kolay olmamış ama bir şekilde kotarmışlar; ayrıca mümkün olduğunca sık bir araya gelmeyi, arada sendeleseler de kopmamayı becermişler. Akışa ve kendiliğindenliğe güvenirken bunun hiçbir şey yapmamak olmadığının da farkındalarmış. Birkaç yanyanalıktan sonra bir ilişki konuşması (“the talk”) yapmak kaçınılmaz olmuş. Zira her ne kadar bunu tanımsız, kalıpsız bir şekilde yaşamak isteseler ve böyle sürdürmeye niyet etseler de varlığını iyice belli eden ve artık görünür olan ilişkiyi görmezden gelmenin de bir anlamı yokmuşmuş. Konuşma yapılmış; duygular, düşünceler, beklentiler ve niyetler paylaşılmış; ilişkinin seyrine dair…

  • bize dair

    dizginler

    Çizim: Ayşe Gökçe Bor* Uzun zamandır hayatımın dizginlerini büyük oranda elime almış; üstüme yapışmış alışkanlıklardan, öğrenilmişliklerden epey sıyrılmış durumdayım (ya da öyle sanıyorum :). Gerçi eski ezberlerden sıyrılırken yenilerine tutunduğumu fark ettiğim zamanlar olmuyor değil. Dahası, farkına varmadığım ve henüz kurtulamadığım eski ezberlerim ve yine farkına varmadığım yenileri de vardır muhakkak. Dolayısıyla dizginleri bir ölçüde onlarla paylaşıyorum(dur); niyetim ise mümkün olan en çoğunu, tercihen tamamını elime almak ve elimde tutabilmek. Almakla tutmak aynı şey olmayabiliyor; zira günbegün, anbean değişiyor, güncelleniyorum; yeni sürümlerim ortaya çıkmak istiyor. Bu değişimlere ne kadar bırakabiliyorum kendimi, ne kadar -eskiden kalan veya yeni ürettiğim- sabit kimliklere tutunuyorum? Dizginler hâlâ elimde mi, yoksa kaptırdım mı; sabit kimliklere,…

  • bana dair

    Hey gidi Karadeniz – 2

    Yolculuğun ilk üç gününe şuradan ulaşabilirsiniz efendim: Hey gidi Karadeniz – 1 *** Gün 4 Dün gök üstümüze boşalmıştı ve çadırlara kaçmış ve erkenden yatmıştık. Bugün ise hava çok sakin, güneşli, bulutsuz… Bu hızlı değişimler beni hep şaşırtıyor. Gerçi biz de böyle değil miyiz? Bir an dünyalara küsebiliyorken, yarım saat sonra veya ertesi gün ortalık güllük gülistanlık olabiliyor. Hislere çok bağlanmama gerekliliğini, gökyüzü olduğumuza ve hislerin gelip geçen bulutlar olduğuna dair metaforla anlatırlar ya; ne kadar da yerinde… Gözlemci olarak kaldığımız, nefes almayı unutmadığımız sürece her şey geliyor ve geçiyor. Sevinçler ve üzüntüler, sevgi ve korku, neşe ve keder ve diğer tüm ikilikler birbiri ardına geliyor, gelebiliyor. Ve zaten biri…

  • bana dair

    Hey gidi Karadeniz – 1

    Ayvalık’tan Rize-Ardeşen’e, 1.770 km.lik motorize yolculuk sonrasında (yolculuk yazıları için: motorize günlük – 1, motorize günlük – 2), sıra geldi sebeb-i Doğu Karadeniz ziyaretimize. Doğu Karadeniz yaylalarına çıkmak, oralarda bulunmak, yürümek, çay falan içmek birkaç yıldır aklımdaydı ama bir türlü gerçek bir niyet koymamış olmalıyım ki bu yıla kadar kısmet olmadı. Gerçi 1,5 yıl önce kış aylarında gitmiştim ama o mevsimde yükseklere tırmanmak hayâl tabii. Bu sefer işi sıkı tuttuk; bahar aylarından itibaren Ebru ile konuşmaya başladık, Haziran’da konuyu iyice gündemimize alırken başka kişilerle de flört edildi. Sonuç olarak dört kişilik bir ekip (Ebru-Argın-Burcu Ü.-ben) ile yola çıkmaya karar verdik. Ebru’nun, konuyu konuşmak üzere açmış olduğu vatsap grubunun adına verdiği Hey…

  • bana dair

    motorize günlük (doğu karadeniz’e gidiş) – 2

    İlk üç günün hikâyesine erişmek için buraya buyrun. *** Gün 4 Birkaç gündür Burcu ile haberleşip duruyoruz. Kerem’le birlikte Gürcistan’a Rainbow buluşmasına gitmişlerdi ve dönüş yolundalar. Onlar Doğu Karadeniz’den Yalova’ya doğru giderken ben tam tersini yapıyorum. Ortada bir yerde buluşmayı, mümkünse bir ya da iki günü birlikte geçirmeyi umuyoruz. Ve evet, bu gece bunu yapacağız galiba. Sabah erkenden uyandım; 1.400 metrede olduğumu fazla sallamadan, çadırın üstünü bile kapamadan, üstelik yazlık tulumumun içinde ve cıbıldak bir şekilde uyuduğum için günün en soğuk saatlerinde üşüyerek… Bir şeyler atıştırdıktan ve ormanın içlerine doğru biraz yürüyüp bir süre sonra tırsıp geri döndükten sonra çadırımı ve eşyamı toplayıp çıktım yola. Bu gece nerede kalacağımı bilmiyorum,…

  • bana dair

    motorize günlük (doğu karadeniz’e gidiş) – 1

    Geçen gün, motor alma fikrinin aklıma düşmesi ve satın alma sürecine dair ufak tefek hikâyeleri yazdım; motorize hayata geçiş yazısından erişebilirsiniz. *** 31 Temmuz’da nihayet motoru aldım ve 1 Ağustos’ta uzunca bir yola çıkacaktım. Birkaç yıldır yapmak istediğim Doğu Karadeniz seyahati gerçek olmak üzereydi; tek sıkıntı ise Doğu Karadeniz’in çok doğuda, çok uzakta olmasıydı: Dümdüz gitsen 1.500 km’den fazla! Önceki günlerde, motoru aldığım takdirde onla gider miyim sorusu içimde yankılandıysa da bunun delilik olacağı ve hem tecrübesizliğim hem de Karadeniz’in hava şartlarına güvenemeyeceğim düşünceleri bir o kadar ses çıkardı ve yankının üstünü örttü. Fakat otobüs veya paylaşımlı bir araba ile o taraflara gitme fikrine o kadar uzak hissettim ki bir…

  • bana dair

    motorize hayata geçiş

    Her şey onun başının altından çıktı. En azından bu son hamlemin ilk tohumlarını atan, farkında olmasa da o oldu. Sabri, Mayıs’ta gerçekleştirdiğim dördüncü Çemberli, Oyunlu Doğa Yürüyüşü etkinliğine Konya’dan, 500 km. mesafeden 125 cc.lik motoruyla gelince benim içim bi’ kıpraştı. Param olduğu takdirde bir motor alıp seyahatleri daha keyifli bir şekilde yapma ve yakın yerlere kolayca ulaşabilme fikri dolanıverdi içimde. Lakin çok da üstünde durmadım, hem öyle bir param yoktu hem de o günlerde üç yıldır yaşadığım köyden ve evden ayrılacak olma konusu ile haşır neşirdim ve sonrası kocaman bir bilinmezlikti; bunu düşünmeye ne hacetti. Bu arada 10 yıl kadar önce İstanbul’da yaşarken, yaklaşık iki yıl süren bir motor maceram…