bize dair
Çoğunlukla yine benden yola çıkan, bunla birlikte herkese seslendiğim yazılar...
-
Hadi gelin artık!
Sistem bu, işi bu. Canımızı almaya, almadığı canları ise sömürmeye devam edecek. Bir yandan “içerde” kalıp vergimizi vermeye devam edip militarizme ve devlete hizmet etmeye devam ettiğimiz sürece hiçbir şey değişmeyecek. Yapabileceğimiz en güzel şey “bu oyunu oynamıyorum” deyip kendi oyunumuzu kurmak. Hadi gelin artık!! Birkaç saat önce Facebook profilimde yukarıdaki cümleleri yazmıştım, oradan devam etmek istiyorum. Bugün Suruç’ta olanların farklı veçheleri, dün Reyhanlı’da, önceki gün Roboski’de, daha da önceki gün güzel yurdumun farklı bölgelerinde yaşandı. Yurdumla kalsa iyi, dünyada da yaşanıyor; birçok yer katliam, ölüm, yokluk haberleriyle çalkalanıyor. Hatta bir sürüsünde bu, süreğenleşmiş durumda. Yani haber değeri bile olmuyor, bir yerden sonra. Biz henüz o aşamaya gelmedik neyse ki. Ama bu durumun…
-
Sorunu ortadan kaldırmak
Sorunu ortadan kaldırmak mı, yoksa sorunu çözmek mi? Murray Bookchin, geçenlerde okuduğum Ekolojik bir Topluma Doğru adlı kitabında sorunu çözmenin statükoyu barındırdığını ve aslında sistemi sürdürülebilir kıldığını yazıyor. Bu tespite fazlasıyla katılıyorum! “Başka bir dünya mümkün” diyorsak eğer, bunu var olan paradigmalarımızı değiştirerek yapabileceğimizi düşünüyor, sorunu ortadan kaldırmak istiyorum. Sorunun ne olduğuna gelince, sistemin bütünü gibi görünüyor bana. Böyle olunca da olan bitene sistemin gözlükleriyle bakıp buradan yola çıkmak, anlamlı değişimlere değil, olsa olsa günü kurtarmaya yol açıyor. Ha, hiç yoktan iyidir denebilir ve bu minvalde çalışmalara devam edilebilir. Bu yaklaşımı olduğu gibi çöpe atıyor değilim ama benim yolum farklı. Sorunu, sistemin bütünü olarak tanımlayınca, niyetim kendiliğinden ortaya çıkıyor: Sistemi ters-yüz etmek, formatlamak…
-
GSYİH’yi yükseltmek – bir kısa öykü
O gün öğrendi ki ülkelerin gelişmişliği GSYİH, yani gayri safi yurt içi hasıla ile ölçülüyormuş. Buna göre, bir ülkenin sınırları içinde para ile yapılan her türlü işlem GSYİH’yi artırırken, parasız yapılan işlemler -çok afedersin- bi’ boka yaramıyormuş. “O zaman…” diye düşündü kendi kendine, “benim bu ülkeye yapacağım en büyük hizmet, kendi çapımda H’yi artırmaktan başka bir şey değil!” Bunu neden daha önce düşünememişti! Yıllar önce televizyondaki “Alın-verin, ekonomiye can verin.”leri şimdi anlamıştı, jeton maalesef biraz geç düşmüştü ama olsundu, düşmüştü ya… Nerden başlamalıydı peki? “Hizmet”in büyüğü küçüğü olmazdı, aklına ilk gelen ve yapılması ona en kolay gelenlerden başladı. Günde en az bir otomobilin kasasını çizmeye başladı. Geceleri en tenha sokaklarda…
-
Temsili demokrasi “hikaye”si
Temsili demokrasi miadını dolduralı çok oldu. Bundandır, bu seçimde son bir kez oy verip bir daha oy kullanmama niyetim. Hayatın ne getireceği bilinmez tabii ama muhtemelen öyle yapacağım. Temsili demokrasinin işe yarama şansı yok. Herkes iyi niyetli bile olsa yok. Bir anayasayla, bilmemkaçbin yasayla, bilmemkaçonbin tüzük ve yönetmelikle yönetilen bir ülkede yaşıyoruz mesela. Hangimiz neyi biliyoruz ki, tercihlerimiz sağlıklı olsun. Kaçımız anayasal haklarını gerçekten biliyor? Kaçımız yürürlükteki yasaları anlayabilecek, yorumlayabilecek kapasiteye sahip? Böyle bir büyüklüğün vatandaşlar tarafından anlaşılır olması mümkün olabilir mi? Ayrıca düşünün ki bu yazıyı okuyan kişilerin büyük kısmı belli bir eğitim seviyesinin üstünde. Fakat bizlerin de birçok konuya dair hiçbir şey ya da çok az şey bildiklerini görüyorum. Kendim…
-
2019 seçimleri taslak programı
2015 genel seçimlerine sayılı günün kaldığı şu anlarda ben gözümü 2019 seçimlerine diktim. Yok yok, daha önce de defalarca söylediğim üzere, temsili demokrasiye inanıyor değilim. Bu yönetim şekliyle insana yakışır bir hayat kurgulayabileceğimizi hiç sanmıyorum. Yine de, aşağıya çalakalem yazacak olduklarıma benzer vaatlerde bulunan bir parti çıksa ortaya, ne olurdu merak ediyorum. – Ekonomi: Büyüme hızı birkaç yıl içinde sıfıra (belki de negatife) indirilecek… Böylece daha fazla doğa ve insan talanına geçit verilmeyecek… Öncelikle doğaya ve/veya insanlara zararlı her türlü üretimin, fabrikanın önü hızla kesilecek… – Faizler ve para: Çürüyen para uygulamasına, yani negatif faiz uygulamasına geçilecek… (Mesela düşünün ki her 1 TL’niz her ay 5 kuruş değer kaybedecek.) Böylece paranın saklama…
-
“ol”mak-“yap”mak karşıtlığı ve diğer bazı şeyler üstüne
Bugün Burcu ile Dalyan’a gittik, bir takım alışverişler yaptık. Bir yıl önce hiçbir şekilde gündemim(iz)de olmayan şeyler alıp duruyoruz. Özellikle, her seferinde nalbura uğramak alışkanlığımız haline geldi. Sürekli olarak bahçe çalışmaları için alınacak bir şeyler çıkıyor. Bugünkü menümüzde, tohumları rahatça ve hızlıca sulamamızı sağlayan, hortumun başına takılan duş başlığı, sürekli ihtiyaç duyup almayı ertelediğimiz kazma, bir de Burcu’nun keçe yaparken kullandığı masayı korumak için plastik bir masa koruyucu vardı. Son madde pek pahalı olduğundan mütevellit Ferdi’den ilk defa indirim istedik ve yaptırdık. ((: Ama şimdi yazacaklarım bunlarla hiç ilgili değil. Bunları ve diğer bazı ihtiyaçlarımızı giderdikten sonra oturduğumuz -ve çok sevdiğimiz- harika ötesi çay bahçesinde (üstelik çay 75 kuruş) konuştuklarımızdan yola çıkıp bir şeyler anlatmaya çalışacağım.…
-
Şenlikli alışveriş ilişkileri kurmak
Püff, bir buçuk aydır yazmamışım buraya. Aslında yine bir takım fikirler, uygulamalar uçuşuyor kafamda, yazılası konuları oraya buraya not ediyorum ama yazma işini fiiliyata geçirme işi bir türlü olamadı şu sıralar. Vardır bir nedeni… Aldığım notlardan biri de (hem de 5 Ocak’ta) toplumsal fayda yaratan şeylerin bireysel fayda ile çatışma durumu. Bir şey anlamadınız tabii ama merak etmeyin, aşağıda anlatmaya çalışacağım. Bunu yazıya dökmemi sağlayan fişeği ise profilinde şunu paylaşarak Hakan Ozan Erzincanlı* yaktı: Ziraat mühendisleri Face grubunda şu anda bu soru tartışılıyor:Herkes burada bahçesinde ki hastalığı, zararlıyı sorup öğreniyor, hangi ilacın ne kadar atılacağını öğreniyor. Eeee ziraat mühendisleri ne kazanacak o zaman ? “Tamam,” dedim, “buradan girerim artık bu yazıya!” Ve giriyorum……