bize dair
Çoğunlukla yine benden yola çıkan, bunla birlikte herkese seslendiğim yazılar...
-
kadın-erkek*
Hayal bu ya; ki insan her hayalini gerçek kılmaya muktedir, çok güçlü bir yaratık… Kadınla erkek arasındaki çatışmayı hemen şimdi bitirebilir miyiz? Birbirimize yüklenmekten vazgeçebilir miyiz? Üstümüze yapışan toplumsal cinsiyet rollerini atabilir, sadece kendiliğinden yapışan -ve dolayısıyla çok da yakışan- rollere girip çıkabilir miyiz? Erkek dediğin şöyle olurların, kadın dediğin böyle olurların içimizde kalan en küçük parçalarını bile temizleyip tümden geçmişte bırakabilir miyiz? Her iki taraf olarak eril ve dişil yanlarımızı görür, kabul eder, bunları kutsayabilir, kutlayabilir miyiz? Erkekler duygularını daha fazla sahiplenebilir mi? Onlardan kaçmaktan, onları görmezden gelmekten, dahası küçümsemekten vazgeçebilir mi? Kadınlar sahip oldukları yaratım gücünü daha fazla harekete geçirebilir mi? Gerçek anlamda dayanışabilir miyiz? Birbirimize dayanmak, yaslanmak…
-
-Şehirden göçmek isteyenler için- kırsal hayattaki zorluklar
Kentten kıra adım attığım süreçte (vayy! neredeyse beş yıl olmuş) genellikle bu hayatın olumlu yanlarını yazıyor, anlatıyorum. <buna dair en kapsamlı paylaşımıma buradan ulaşabilirsiniz.> Bu, hiçbir zorluk yaşamadığımdan değil ama içimden bunları yazmak geldiği içindi. Ayrıca gerçekten de bazı zorluklarıyla yeni yeni yüz yüze geliyorum; ya da hep yüz yüzeydim de şu sıralar daha fazla dikkatimi çekiyorlar belki. Öyle ya da böyle, bu yazıda biraz bunları paylaşmak istiyorum. Yazdığım tüm maddeler benim de deneyimlerimi içeriyor ama bazılarını biraz genelleyerek yazacağım, zira bunların hiçbirinin benle sınırlı olduğunu düşünmüyorum. – Listenin en başında, buradaki hayatta aşksal, duygusal vs.sel deneyimler yaşamanın zorluğu var. Hem mevcut sevdiceklerle hem de potansiyel olanlarla… Burada, hemen hiçbirimizin, gidip…
-
zamanı “geçirmek” & özgürlük
Yıllar önce, henüz sistemin dişlilerinden biri iken (hâlâ az da olsa öyle olduğumun farkındayım) bir arkadaşımla ettiğimiz sohbetlerde, dönüp dolaşıp çalışmama konusuna gelirdik. Hani para kazanmaya mecbur olmasak gibi şeyler düşünürdük, şu hiç sevmediğimiz işlerimizi yapmak zorunda kalmasak, bu hiç onaylamadığımız kurumları beslemesek… Ben her seferinde çok heyecanlanır ve ne kadar güzel olacağını düşünürken arkadaşım “iyi de o zaman ne yapıcaz; nasıl geçecek zaman; bir yerden sonra çok sıkılmaz mıyız” gibi sorulara takılırdı. Çok içimden gelerek söylüyorum -ama yeni idrak ediyorum- ki bir insandan duyduğum belki de en korkunç, daha doğrusu en üzülünesi şeydi. Dünyaya her birimizin binbir türlü armağanla geldiğini biliyorum ve bunun hiçbir şekilde farkında olmayan arkadaşım, hiç ihtiyacı olmayacağı durumda bile; hiç istemediği,…
-
fıstık kabuğu
Biraz önce, bir önceki hafta pazardan almış olduğum ve dün akşam bir kısmını kuzinenin üstünde kavurmuş olduğum kabuklu yer fıstıklarının kabuklarını çıtır çıtır ayıkladıktan sonra üstünde kalan ince kabuklarını da -o an bütün bu detayları düşünmesem ve otomatik olarak yapıyor olsam da- bir tarafından baş, diğer tarafından işaret ve orta parmaklarımla tutarak ve ileri geri hareket ettirerek soyup ağzıma atıp içeride oluşan zevk cümbüşünün, daha doğrusu beynimde yarattığı elektrik sinyalinin tadını çıkarırken, bir süredir bir şekilde aklımda oynaşan bir konuya dair zihnime üşüşen onlarca cümle beni heyecanlandırdı; fıstıkların dış kabuğunu daha da hızla çıtlatmaya, ince iç kabukları daha hızlı soymaya götürdü beni; lâkin son fıstığa kadar yemeyi bırakmamayı becerdim. Fıstıklar…
-
para – 7
Başta güzide ülkemizde ve sonra da dünyada her şey allak bullak gidiyor (en azından öyle görünüyor) ama ben yine bütün bunlar yokmuş gibi para yazmaya devam ediyorum. Şu an için yapabildiğim bu zira, gündelik siyasette kaybolmadan, “olan”a ışık tutmaya çalışmak ve kendimce “olması gereken”e bakmak. Bugünün genel perspektifinden bağımsız bir şekilde düşünmeye, yazmaya devam etmek… Serinin ilk altı bölümü için önceki yazılara bakabilirsiniz. Mesela ilk yazı burada. *** Bugünün konusunu sabah gözümü açar açmaz zihnime doluşan bir takım kelimeler belirledi. Dersimiz: (Yine) Para, Konumuz: Uzmanlaşma, mülkiyet ve etkileri. Çok eskilerde her şeyi herkes birlikte yapıyordu; birlikte avlanılıyor, birlikte yiyecek toplanıyor ya da birlikte yetiştiriliyor, birlikte üretiliyor, birlikte de tüketiliyordu. Sonraları, yerleşik hayatlar…
-
kaosu beklerken
“Ben, Afrika’da kanat çırpan kelebeğin, Kuzey Amerika’da yarattığı kasırgayı istiyorum. Ben kaos istiyorum!” – Bakunin Ahkâm 1: İnsanoğlu, çoğunlukla, bardağa damla damla su eklendiğinde, taştığı noktaya kadar, olan bitene kayıtsız kalmaya meyillidir. Üstelik bardak doldukça, mucizevi bir şekilde hacmi büyür ve bu nedenle kolay kolay taşmaz.Ahkâm 2: İnsanoğlu, tencereye atılıp yavaş yavaş ısıtılan kurbağalar gibi, olan bitenden küçük küçük etkilendiği takdirde, bir mayışma hâlinde uyuşup gider, bu uyuşmanın ölümüne yol açacağını aklına bile getirmeden. Ahkâm 3: İnsanoğlunun tamamına yakını, banadokunmayanyılanbinyaşasıncılık ekolüne mensuptur ve yılanın onu sokma tehlikesi hasıl olana kadar çok da umursamaz; ayrıca yılanın var olmasındaki payını görmezden gelir. Ya uzaktan izler olan biteni ya da buna bile tenezzül etmez. Bazen farkına bile…
-
para – 6
Geçtiğimiz günlerde yazmış olduğum para, para-2, para-3, para-4, para-5 yazıları için üstlerine tıklayabilirsiniz. ((; *** Uzun zamandır aklıma takılan ve yazmak istediğim bir şey var: Mesela bir atölyeye, çalışmaya, geziye veya başka bir şeye parası olmadığı için katılamama durumları söz konusu olduğunda bir sürü insan isyan ediyor “Offf hep para yüzünden işte!”. Oysaki para yüzünden değil, sende para olmadığı ve veremediğin ya da olsa bile o meblağı vermek istemediğin için katılamıyorsun. Arada ciddi bir fark var. Açıklamaya çalışayım: Bir kere, muhtemelen, bu etkinliğin yapılmasını sağlayan şey aslında paranın ta kendisi. Para diye bir şey var olduğu ve her şey, her şeye dönüşebildiği için insanlar her türlü becerisini veya üretimini herhangi birilerine satabiliyorlar…
-
para – 5
Bugün, yanımızdan ayrılacak olan arkadaşlarımızı motorla kayığa kadar bıraktığım sırada köyden -pek sevdiğim- İbrahim kendi kayığıyla karşıya, Dalyan’a geçiyordu. Karşıya geliş gidiş için, bir nevi dolmuş kayığımız olduğu için, İbrahim’in bizi geçirivermesi doğru olmaz idi. Dalyan-Çandır kayıkla geçişi metalaştırılmıştır bir kere ve metalaşmış hizmet kutsaldır. İbrahim kendi kendine geçti karşıya, bizse Ferhat’ı bekledik ve beş dakika kadar sonra geçtik. Her karşıya geçiş 1 TL; yani gidiş-geliş için 2 TL veriyoruz Ferhat’a ya da Sevim Abla’ya (bir gün o, bir gün diğeri çalışıyor). Bu geçişler sonrasında karşılığını verdiğimiz için, -muhabbetimiz iyi olmakla birlikte- ilişkimiz sınırlı kalıyor. Oysaki İbrahim veya bir başkası bizi geçirmiş olsa, hele ki bu birkaç kere tekrarlansa, bu kişilere bir…
-
para – 4
Paraya dair yazmaya devam. Üç yazı da (özellikle dünkü) aktı gitti. Yazdıklarım üzerinde neredeyse denetimim yok gibi, çok acayip! Bunları yazarken planlama yapmadığım ve kendiliğindenliğe izin verdiğim için, yazıların sıralaması da ilginç oldu aslında. Mesela şimdi, dün bıraktığım yerden, parayla olan ilişkiyi şifalandırma konusundan almak istedim ama bir de baktım ki buna dair yazabileceğim neredeyse her şeyi, ilk yazıda uzun uzun yazmışım. Bu nedenle oradan değil, almış olduğum başka notlar üzerinden doğaçlama yazmaya devam edeceğim. Ben olsam diğer yazıları, eğer hâlâ okumadıysanız veya bir daha okumak isterseniz; önce 3, sonra 2, sonra 1 diye okurdum. Özellikle dünkü yazı biraz az okundu ve azıcık üzülüyorum, çok daha fazla kişiye ulaşmasını isteyeceğim…
-
para – 3
İki gün önce yazmış olduğum para yazısı için buraya, Dün yazmış olduğum para – 2 yazısı için ise şuraya buyrun. *** Para serisine devam. Bu zorlu konuyu gerçekten çok önemsiyorum. Hayatımızın her alanına, attığımız her adıma, yapmak istediğimiz, yapabildiğimiz ve yapamadığımız her şeye o veya bu şekilde sızmış durumda. Ve biz, bu kadar önemli, bu kadar kocaman bir konuyu çoğunlukla görmezden geliyoruz ve üstüne konuşmuyoruz. *** Sahi para nedir? Para elimizin kiridir; para -özellikle de arkadaşlar ve akrabalar arasında- gizleyerek verilir, zarfa koymak icap eder; öylece verivermek ayıptır; parayı önemser gibi görünmek ayıptır; aslında çok umursasak da hiç umrumuzda değilmiş gibi yapmak çok önemlidir; para her gün sürekli karşılaştığımız, her…