bize dair
Çoğunlukla yine benden yola çıkan, bunla birlikte herkese seslendiğim yazılar...
-
yeni tas, yeni hamam
Davranışlarımızın ardında, en basitleştirilmiş haliyle iki ana itki olduğunu söyleyebiliriz: Bir tanesi, istediklerimizin peşinden gitmemizi sağlayan olumlu, yani pozitif itkiler; bir diğeri ise istemediklerimizden uzak durmamızı sağlayan olumsuz, yani negatif itkiler. Gözlemleyebildiğim kadarıyla, toplumun ezici bir çoğunluğunun davranışlarının, yönelimlerinin büyük kısmı olumsuz itkilere dayanıyor. Olumsuz itkiler; korkulardan, kaygılardan, dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğundan, ayrılık bilincinden beslenir. Kendin dışında her şeyin sana düşman olduğu, tüm dünyaya karşı ben, başka bir deyişle ben tek siz hepiniz anlayışıyla kendi başının çaresine bakma gerekliliğinden beslenir. Savunmada kalmak (çoğunlukla savunma amaçlı saldırılarda bulunmak), kaygılı ve endişeli olmak, hep en kötü ihtimalleri düşünmek vuku bulur. Ve düşüncenin gücünün büyüklüğü çoklukla bir şekilde bizi haklı…
-
beklentiler
Beklentilerimizden özgürleştiğimiz bir dünya neye benzerdi? Bu cümle, az önce “Beklentilerimizden ‘kurtulduğumuz’ bir dünya …” şeklinde aklıma düştü ama “kurtulmak”, birkaç dakika sonra yerini “özgürleşme”ye bıraktı. İyi de oldu. Zira bir şeylerden “kurtulmak” da “özgürleşmemiz” gereken bir dilek galiba. Buna aşağıda tekrar geleceğim. Her türlü mutsuzluğumuzun ortak paydası beklentilerimiz değil mi? Dostlarımızdan, sevgililerimizden, ailemizden, dünyadan, siyasetten ve kendimizden beklediklerimiz bize sunulmadığı zaman mutsuzluk gelip kuruluveriyor baş köşeye. Çevremde, çoğunlukla dışarıya yönelik beklentilerin karşılanmadığındaki mutsuzlukları gözlemlerken; bendeki daha ziyade kendime yönelik olanlardan ortaya çıkıyor. Gerçi dışarıya yönelik beklentiler de elbette yine bizdeki bir takım eksiklikleri tamamlama ihtiyacından geliyor. Bir şeyi istemekte, tercih etmekte bir sakınca yok. İnsanız hepimiz ve belli taleplerimiz…
-
“memleketimden klişeler” araştırması
Yapılan bir araştırmaya* göre, Türkiye’de bir günde, ortalama, – 7.832 kişi, kıskandığı sevgilisine “Sana güveniyorum hayatım, ben başkalarına güvenmiyorum.” deyip en başta kendine olan güvensizliğinin üstünü örtmeye çalışıyormuş. – 4.351 kişi “Olimpos bozdu yeaaa” diyormuş. Bu sayı 8-10 yıl kadar önce 20 binlere dayanmışmış lakin Olimpos’un bozduğu geniş kitlelerce kabul edilip yerini “Kabak bozdu yeaaa” vs.ye bıraktıkça sayı epey azalmış. – Az önceki paragraftan devam: 9.340 kişi “Kabak bozdu yeaaa!” diyormuş. Uzmanlar bu sayının iki ya da üç yıl artmaya devam edip 15 binlerde bir iki yıl kaldıktan sonra yavaş yavaş düşeceğini öngörüyorlar. – 12 bin kişi, ay çekirdeği için, “Buna da başlayınca bırakılmıyor.” diyormuş. Bu, yıllar arasında en değişmeyen…
-
ekşi maya
AveeeaaaauuuuvvvvvvvvvvIııııııiiiiiiaaaaaaaooooooooooMaaaaaeeeeeaaaauuuuuuuooooooo Ses çıkarmayı hep sever(d)im ama bu aralar bi’ başka haller var sanki. Sürekli ses çıkarmak istiyorum; bağırmak, haykırmak, vızıldamak, hışırdamak, foşurdamak, höpürdemek… Bu, sanıyorum ki doluluktan, yani dolmuşluktan, yani dolup taşmaktan kaynaklanıyor. Zihnimin fikirlerle ve bağlantılarla, kalbimin yoğun duygularla, ruhumun başka türlü bağlantılarla yoğrulmasından ve bu yoğurmanın sonucunda oluşan hamurun mayalanarak (yanlış olmasın, ekşi maya), kabarıp kabarıp enginlere sığmayıp taşmasından kaynaklanıyor. Hal böyle olunca kendimi ifade etmek hiç kolay olmuyor. Pek yazamıyorum şu sıralar. Pek konuşamıyorum da sanki. Ne desem, hangi kelimeleri yan yana getirsem, kendimi doğru bir şekilde, yani olduğu gibi, yani bana dair “olan”ı ifade etmeyi başaramayacakmışım gibi geliyor; ki galiba doğru geliyor. Ondandır belki; şu sıralar,…
-
Siyah popolar
Her şey ne kadar ezberMeselaÜretmek, çalışmak hep iyi şeyler olarak anılırlarLakinNe üretmekNe için çalışmakNeye hizmet etmekBunları soran çok azdır Her şey ne kadar ezberBaşlangıçlar hep olumlu olarakBitişler iseÜzülerek anılırlarHalbukiNe başlıyor, nasıl başlıyor, neye hizmet ediyorPeki ya ne bitiyor, neden bitiyorBütün bunları bilmedenBaşlangıçlara şakşakçılıkBitişlere vahvahçılıkBilmeden, etmedenCık cık cık Farkında mısınNeredeyse tüm tepkilerimiz, tüm düşüncelerimiz ezberİkinci el insanlar olduk demiş ya haniİşte aynen öyleGösteriyorlar bir şeylerVe uymamızı bekliyorlarBiz de üstümüze düşeni yapıyorYüzlerini kara çıkarmıyoruzOyunuyoruz üstümüze düşen rolüŞu kocaman piyesteGösterildiği gibiÖğretildiği gibiEzberletildiği gibi Arada birkaç aykırı çıkıyor karşımızaHelal olsun falan diyoruz amaKonfor alanlarımız o kadar konforlu geliyor kiBırakamıyoruz rahatımızı, konforumuzuÇıkaramıyoruz pencereden dışarı başımızıKorkuyoruzKorkuyoruzVe korktukçaDaha da çok sarılıyoruzÖğretilene, dayatılana, ezberletileneVe korktukçaDaha da çok uzaklaşıyoruzTam…
-
Az kaldı!
Üç buçuk yıl önce işi-gücü-şehri ve kurulu her şeyi bıraktım ve yepyeni bir hayata yelken açtım. (-Burcu’dan ödünç alacağım tabirle- 30 + 3,5 yaşındayım ve halen bir sürü şeyin başındayım.) Başlarda neye yelken açtığımdan bile bihaberdim ama bir süredir taşlar yerine oturmaya başladı. Kıpırdanmalar, artçı sarsıntılar olabiliyor ama görünür gelecekte büyük bir deprem beklemiyorum. Her artçı sarsıntı o an için zorlayabiliyor ama aslında temele daha iyi yerleşmemi, köklenmemi sağlıyor. Yelken açtığım şey öncelikle kendim idi. Bu hayatta bana öğretilen, ezberlediğim, düşünmeden yaptığım şeylerden uzaklaşıp kendime doğrugitmeye başladım. Az gittim, uz gittim, az zamanda çok yollar gittim; -hiçbir şey öğrenmediysem- bu gidişin hep devam edeceğini öğrendim. Kendini aramak diye bir şey…
-
bir anda!
Geçenlerde, bir çember sırasında Burcu’dan şöyle bir cümle çıktı: Karanlık gibi, aydınlık da beni kör edebilir. Bunu duyar duymaz, yakın zamandaki film festivallerinden birinde, filmlerden birinin tanıtım yazısında gördüğüm cümle aklıma geldi: -Kelimesi kelimesine değil ama mealen- Bazı hayaller o kadar güzeldir ki insanın yaşamını mahvedebilir. <<Yazıya devam etmeden önce şöyle bir içinize sormanızı rica ediyorum: Sizde herhangi bir şey canlandı mı bu cümleleri okuyunca? (Okuyanlardan ilk kez böyle bir şey rica ediyorum ve bunu niye yaptığıma dair en ufak bir fikrim yok. Sadece içimden geldi ve durdurmuyorum.)>> Bende canlanan ve zaman zaman yaşadığım şeyi paylaşmaya çalışayım. Dün yazdıklarımda da geçiyordu, hayalimde öyle güzel ve aydınlık bir dünya var ve bu…
-
yeni dünyayı türetiyoruz
İyilik yapmaya o kadar çok ihtiyacımız var kiİyilik yapılmaktan da çokTıpkı sevmeye, sevilmekten daha çok ihtiyacımız olduğu gibiGözetmeye, gözetilmektenÖnemsemeye, önemsenmekten… Sevince yaşadığımı hissediyorum benŞefkat gösterebildiğimde içim kaynıyorBirileri için bir şey(ler) yapabildiğimde huzurla doluyorumVe gördüğüm kadarıyla bu herkes için böyle Uzun süredir bunların farkındayım da şimdi yazmaya, geçen gün yapmış olduğum diş işleri çağrıma gelen dönüşler neticesinde koyuldum. Bir diş hekimine ihtiyacım olduğu ama para yerine farklı bir şekilde ödeme yapmak istediğime dair yaptığım çağrıyı facebook’ta kendi profilimde paylaştım (sonra bu bloga koydum) ve tahmin edebileceğimin o kadar ötesinde dönüşler aldım ki hala şaşkınım. İstanbul, Ankara ve Hatay’dan diş hekimleri ile buluşturuldum bir anda. Eski iş arkadaşımın eşi mi dersin, arkadaşlarımın…
-
aynılaş-MA
İnsanların büyük kısmı, “birey” olma yolunda ilerlemek yerine kolayı seçip (birçokları için, diğer bir yolun olabileceği akıllara bile gelmeyip) toplumsal kıyafetleri büyük bir hevesle giydikleri ve küçük yaşlardan itibaren bunları içselleştirdikleri için, her türlü yaklaşım ve yargı da büyük oranda ortaklaşıyor. aynılaştırabildiklerimizden misiniz? Etrafıma baktığımda kocaman bir aynılaşma çabası ve sıradanlık görüyorum. Aynılaşma çabası, elbette ki toplumsal kabul görme ihtiyacımızdan ileri geliyor. Diğerleriyle ne kadar benzeşirsem, topluma o kadar uyum sağlarım ve kolayca kabul görürüm. Farklılaştığım ölçüde yadırganır, yargılanır ve hatta dışlanırım. Sıradanlık ise çok konforludur. Nerede nasıl davranacağım, hangi durumlarda hangi cümleleri sarf edeceğim bellidir. Daha çok küçük yaşlardayken başlarız öğrenmeye, pardon, ezberlemeye. Her geçen gün daha da sıradan…
-
Kişi
Kişiden başlayacak devrimFark edecek önceHayatın anlamlılığınıVeHayatının anlamsızlığını Soracak bir gün kendineNe yapıyorum ben diyeNe için yaşıyorumNe için çalışıyorum Başlayacak sorgulamalar Üç vakit sürecek bazıları içinAma üç günAma üç yılÖyle ya da böyleBaşlayınca yolculukBir daha hiçbir şeyEskisi gibi olmayacak Bir ömür sürecek bazıları içinseKorku galip gelecek hepAtılamayacak o ilk adımKafada bile atılamayacakEngeller koyacaklar kendilerine“Ama”lar eşlik edecek her cümlelerineÇıkaramayacaklar üzerlerine biçilmiş olan gömleğiSapamayacaklar ana yollardan tali yollaraVe maalesef kiIskalayacaklar bu hayatı Yola çıkanlar iseKendilerini arayacaklar hepTam buldum derkenYeniden kaybedeceklerVe yeniden bulup yeniden kaybedecekler Kişi devinirKişi değişirKişi bilir kiBaşkalarıyla aynılaşmak ne kadar zararlıysaDünkü kendisiyle aynılaşmak daÖyledir Kişi artık dünkü kişi değildirYarınki kişi de bugünkünden farklı olacaktırİşte bu yüzdenBulmalar, kaybetmelerTekrar tekrar Kişi her gün…