• bana dair

    Vejetaryen köydeki kasap

    yeni bir destek çağrısı!‘nı paylaşalı neredeyse bir ay olmuş. Bu çağrıyı her ay başında bir kez hatırlatacağımı yazmıştım ama birkaç haftadır yollardayım ve buna ancak sıra geldi. Hatırlatma yaparken, bu süreçte yaşadıklarımı ve hislerimi de anlatmak istiyorum. 15 Ocak Cuma ve takip eden iki gün biraz zor geçti. İlk kez herhangi bir çağrım bu kadar sessiz karşılandı. Az okundu, az paylaşıldı, çok az dönüş aldım vs. Ayrıca paylaştığım gün evde yalnızdım ve kocaman bir sıkışmışlık hissettim içimde. Yalnızlık, “kendimi iyi ifade edemedim mi acaba”lık, “galiba artık bu isteme işini abarttım”lık… Çok da dramatikleştirmeyeyim, dünya başıma falan yıkılmadı. Hatta her ne yaşıyor ve yaşayacaksam, bundan öğrenecek çok şeyim olduğunun o gün…

  • bana dair

    Kış turnesi – 1 (Ankara-Erzurum-Erkinis-Artvin-Kafkasör)

    20 Ocak günü köyden yola düştüm, o gün bugündür yollardayım ve bir süre daha öyle olacağım. 20 Ocak akşamından 21 Ocak sabahına, yıllar sonra yaptığım ilk uzun metrajlı (10 saatlik) yolculuk sonrasında Ankara’ya vardım. 9 gün 8 gece kaldığım Ankara günlerine çok şey sığdı. -İzmir’i saymazsak- epey bir süre sonra ilk kez büyük şehirde olma şoku ve geldiğimin akşamı geri dönme isteği ama neyse ki inanılmaz güzel bir kar yağışıyla beni karşılaması, üniversiteden eski dostlar, daha yakın zamanlardan yeni dostlar, Argın’ın masal gecesi, -başka bir yazıda detaylarını ayrıca anlatacak olduğum- diş hikayesi, sohbetler, çemberler, oyun oynamalar, düzenlediğim(iz) şenlikli ekonomi atölyesi, Güdül – Tahtacıörenik köyündeki dostları ziyaret… Bütün bunların bir sürü duyguyu…

  • bana dair

    Datça çıkarmamız

    Geçtiğimiz günlerde iki günlük Datça yaptık Burcu’yla. Anlatmak istiyorum biraz. Öncelikle fikir, daha önceki yazılarda bahsetmiş olduğum Güneybatı Toplaşması’nda tanıştığımız Hamdiye ve Deniz’in kendi üretimleri olan sabunlardan alma isteğimiz üzerinden şekillendi. “Nasıl gönderseler”, “kargo da kullanmasak” vs. diye düşünürken “Biz mi gitsek Datça’ya?” dedim Burcu’ya, “Hem diğer dostları da görürüz.”. Yalnız Begüm ve Gülengül’ün yokluğunda Bozo’yu kim gezdirecek, ona mamasını verecekti… Derken geçen hafta pazar günü, çok da hesapta olmayan bir arkadaşım Züleyha bizi ziyarete geldi. Ona sorduk, kabul edince, iki gün birlikte kaldıktan sonra evi ve Bozo’yu kendisine emanet edip yola düşmeye karar verdik. Yeni soru, nasıl gideceğimiz idi. Otostop için hava çok elverişli değil gibiydi, dolmuşla falan gitmek…

  • bana dair

    yeni bir destek çağrısı!

    Uzunca bir yazı oldu ama yavaş ve özenle okuyabilmeni dilerim. Kendimi doğru bir şekilde ifade etmek ve olduğum gibi anlaşılmak benim için çok önemli. Abilerim, ablalarım, Bu blogun yazarı ve bu yaşamın yaşarı Emre, üç buçuk yıl önce kafayı kırdı ve bambaşka bir yola saptı. Saptığı yolun en ayırt edici kısmı, bu yolun kocaman bir bilinmezden ibaret olduğu idi. Yol, gittikçe, kendiliğinden şekillendi, en azından ana hatları kolay kolay değişmez bir halde artık. Doğayla dost ve onun bir parçası olan bir yaşam düşlüyor ve bunu kısmen yaşıyorum.Başka bir dünya düşlüyor, düşlediğim dünyayı şimdide yaşamaya çalışıyor ve bunu büyük oranda yapabildiğimi sanıyorum.Tüm ezberlerden sıyrılıp kendi doğrularımı bulmaya çalışıyor, bulduğum doğruları yeniden…

  • bize dair

    Az kaldı!

    Üç buçuk yıl önce işi-gücü-şehri ve kurulu her şeyi bıraktım ve yepyeni bir hayata yelken açtım. (-Burcu’dan ödünç alacağım tabirle- 30 + 3,5 yaşındayım ve halen bir sürü şeyin başındayım.) Başlarda neye yelken açtığımdan bile bihaberdim ama bir süredir taşlar yerine oturmaya başladı. Kıpırdanmalar, artçı sarsıntılar olabiliyor ama görünür gelecekte büyük bir deprem beklemiyorum. Her artçı sarsıntı o an için zorlayabiliyor ama aslında temele daha iyi yerleşmemi, köklenmemi sağlıyor. Yelken açtığım şey öncelikle kendim idi. Bu hayatta bana öğretilen, ezberlediğim, düşünmeden yaptığım şeylerden uzaklaşıp kendime doğrugitmeye başladım. Az gittim, uz gittim, az zamanda çok yollar gittim; -hiçbir şey öğrenmediysem- bu gidişin hep devam edeceğini öğrendim. Kendini aramak diye bir şey…

  • bana dair

    güneybatıda topluluk hallerimiz

    Bir zamanlar topluluk oluştururken serisi vardı, hey gidi! (bkz. Topluluk oluştururken-1, Topluluk oluştururken – 2, Topluluk oluştururken – 3) O zamanlar henüz girmediğim; sıcaklığını, derinliğini bilmediğim sulara dair; birlikte yaşam, topluluk olma gibi konularda fikirlerimi paylaşıyordum. Bugün, yaklaşık 20 aydır, küçük çaplı da olsa bir topluluk içinde yaşayagelen biri olarak bu konuya dair yeni ve belki daha gelişmiş fikirlerim var fakat o günlerde paylaştıklarımın tamamının benim için bugün de geçerli olduğunu gördüm. İyi atıp tutmuşum. (Test de değildi halbuki.) ((: Bu yazıda ise işin biraz daha farklı bir yönüne değinmek istiyorum. Ana eksen yine topluluk olmak belki ama bu sefer birlikte yaşayan bir topluluktan değil, yakın bir coğrafi bölgede dayanışma halinde,…

  • bana dair

    Güneşe bakarken…

    İki önceki yazıda (okumadıysanız eğer, önce ona giderseniz harika olur: bir anda!) bahsettiğim “Karanlık gibi aydınlık da beni kör edebilir“den, “Bazı hayaller o kadar güzeldir ki insanın yaşamını mahvedebilir.“den devam edeceğim. Orada da yazdığım üzere, hayalimdeki dünya öyle bir parlıyor ki bazen gözlerim fena halde kamaşıyor. Oraya saplanıp kaldığım, gözüm başka bir şey görmez hale geldiği takdirde kör olmak işten değil. Bu hayalleri neden hemen şimdi-bugün yaşamadığıma dertlenip yaşamımı mahvetmek de öyle… Bu saplanmayı ara ara yaşıyor ama neyse ki fark edip kendimi çıkarıyorum. – Bunun en canlı örneğini para konusunda yaşıyorum. Hayal ettiğim dünyada paraya gerek ve ihtiyaç yok, herkes armağanlarıyla yaşıyor ve topluluk(lar) olarak dayanışarak tüm ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Herkes…

  • bana dair

    2016 niyetlerim!!! Açtım kollarımı…

    Yıl değişimlerini çok kaale almam aslında. İnsan icadı olan takvimi, insanın vermiş olduğu gün-ay isimlerini falan kast ediyorum yani. Yine de ön yargılı olmamak lazım belki de. Sevgililer gününü kutlamayı her türlü çok saçma bulabilirim ama kendime değişik bir gözle bi’ bakmamı; hayallerimi, niyetlerimi, yapılacaklar listelerimi gözden geçirmemi; bırakmam gerekenleri bırakarak yeniye yer açmamı sağlayacaksa eğer; yeni yıl niyetlerine, dileklerine girişmek neden kötü bir şey olsundu? Diyor ve huzurlarınızda, içimde bu yıla dair neler olduğuna bir bakış yapmaya yelteniyorum. – 2016 için bas bas bağıran niyetim, daha fazla somut üretim yapmak. Erken emeklilik ile özgürlüğe kanat çırpmaya başladığım 2012 Yaz’ından bu yana bir sürü şey yaptım/yapıyorum ve bunların tamamına yakınının…

  • bize dair

    bir anda!

    Geçenlerde, bir çember sırasında Burcu’dan şöyle bir cümle çıktı: Karanlık gibi, aydınlık da beni kör edebilir. Bunu duyar duymaz, yakın zamandaki film festivallerinden birinde, filmlerden birinin tanıtım yazısında gördüğüm cümle aklıma geldi: -Kelimesi kelimesine değil ama mealen- Bazı hayaller o kadar güzeldir ki insanın yaşamını mahvedebilir. <<Yazıya devam etmeden önce şöyle bir içinize sormanızı rica ediyorum: Sizde herhangi bir şey canlandı mı bu cümleleri okuyunca? (Okuyanlardan ilk kez böyle bir şey rica ediyorum ve bunu niye yaptığıma dair en ufak bir fikrim yok. Sadece içimden geldi ve durdurmuyorum.)>> Bende canlanan ve zaman zaman yaşadığım şeyi paylaşmaya çalışayım. Dün yazdıklarımda da geçiyordu, hayalimde öyle güzel ve aydınlık bir dünya var ve bu…

  • bize dair

    yeni dünyayı türetiyoruz

    İyilik yapmaya o kadar çok ihtiyacımız var kiİyilik yapılmaktan da çokTıpkı sevmeye, sevilmekten daha çok ihtiyacımız olduğu gibiGözetmeye, gözetilmektenÖnemsemeye, önemsenmekten… Sevince yaşadığımı hissediyorum benŞefkat gösterebildiğimde içim kaynıyorBirileri için bir şey(ler) yapabildiğimde huzurla doluyorumVe gördüğüm kadarıyla bu herkes için böyle Uzun süredir bunların farkındayım da şimdi yazmaya, geçen gün yapmış olduğum diş işleri çağrıma gelen dönüşler neticesinde koyuldum. Bir diş hekimine ihtiyacım olduğu ama para yerine farklı bir şekilde ödeme yapmak istediğime dair yaptığım çağrıyı facebook’ta kendi profilimde paylaştım (sonra bu bloga koydum) ve tahmin edebileceğimin o kadar ötesinde dönüşler aldım ki hala şaşkınım. İstanbul, Ankara ve Hatay’dan diş hekimleri ile buluşturuldum bir anda. Eski iş arkadaşımın eşi mi dersin, arkadaşlarımın…