-
Biliyorsan sorumlusun
Hani birçok konuda “Benim yapmamla mı değişecek?”, “Bi’ tek ben yap(ma)sam ne olur ki?” falan diyorsun ya, bence yanlış yapıyorsun. Sana bunu bir örnek üzerinden anlatayım, yine sen karar ver. Bir yere gideceksin ve ucuz uçak bileti buldun ama için de rahat etmiyor mesela. 1 saatlik uçak yolculuğu yerine 10 saatlik otobüs yolculuğu yapmayı düşünüyorsun, çünkü uçak yolculuklarının kat be kat daha fazla karbon salınımına yol açtığını biliyorsun.* Ama konfor ve hızlı gitme gibi etkenler ağır basıyor ve alıveriyorsun uçak biletini. Çünkü diyorsun ki “İyi de ben gitmesem de başkası gidecek ve bu sefer her halükarda yapılacak. O zaman niye rahatıma bakmayayım ki?” Ama öyle değil işte! Neden biliyor musun? Her…
-
Destekçilere mektup vol.3
Dün, şimdiye kadar destek vermiş veya verme isteğini paylaşmış dostlara üçüncü mektubumu yolladım. Kasım ayı gelir-gider durumlarını ve hatta harcama kalemlerini paylaştım. Aşağıya, yine olduğu gibi kopyalayacağım. Ama konuyla ilgili en son yazdığımdan beri eklenen destekçileri de araya sıkıştırayım öncelikle: Gülengül Anıl, Gökçe Okullu, Seda Ergazi, Ömer Murat Ünsal, Levent Yıldırım, Namık Türk, Doğa Aktan, Gül Büyükbay ve Melis-Emre Rona da destek olmaya başladılar veya destek olacaklarını söylediler. Böylece toplam destekçi sayısı 35 oldu! ((: Televizyonunu yeni açan ve neyden bahsettiğimi bilmeyen seyirciler için bir cümleyle özetlemek gerekirse de, kendimce doğru bulduğum hayatı yaşamam, topluluk(lar) oluşturma ve diğer baĞzı güzellikler için rahatça çaba ve zaman sarf edebilmem için ihtiyacım olan…
-
Giftsion
Daha önce de yazmıştım, ara ara bastıran bi’ pansiyon açma hevesim söz konusu. Muhtemelen görünür gelecekte o yönde bir adım atmayacağım ama içimdekileri paylaşmak istedim. Belki birileri bu fikirlerden, hayallerden faydalanır, falan… Bu arada ismi armağan (gift) ile pansiyon (pension) karışımından oluşturdum, aslında Türkçe bir isim tercihim. Ama şimdilik böyle olsun bakalım… ((; – Giftsion’un ilk açılışındaki masraflar, kitlesel finansman ve/veya bir iki senelik borçlanma ile, eş-dosttan sağlanacak.– Giftsion beş-altı odadan -ve belki fazladan birkaç çadır için yeterli bir alandan- daha büyük kapasitede olmayacak. Pansiyona gelen herkesi ismen tanıma, onlara ismiyle hitap etme şansımız olacak.– Herkesi ismen tanıdığımız Giftsion’da sadece hizmet alma / hizmet verme ilişkisi olmayacak; gelen tanıdık/tanımadık dostlar…
-
Ayrılığı ‘kut’lamak
Bugün Burcu ve Dilek Teyze ile sohbet ederken konu ‘ayrılık’lara geldi. Sonra bende bir anda bir şimşek çaktı, yani fikrim geldi. Paylaşmak isterim. Oldum olası düşünürüm aslında, ayrılıklara niye hep olumsuz anlamlar atfettiğimizi. Yani sevdiğimizden ayrıldığımızda buna üzülmemiz elbette ki doğal ama kavramsal olarak da olumsuz hisler tınlıyor içimizde. Yani birilerinin ayrıldığını, boşandığını öğrendiğimizde genellikle otomatik olarak ‘yazık olmuş’luyoruz, ‘tüh’lüyoruz, ‘hey gidi’liyoruz ya, bunadır itirazım. İlişki başlarken iyi hoş da, miadını doldurmuşsa eğer, bitmesi niye kötü bir şey olsun ki? Gençler birbirlerini sevmişler, hoşça vakit geçirmişler, bir şeyler paylaşmışlar, eyvallah… E şimdi de sona gelmişler, artık birbirlerinden beslenemez, birbirlerini eskisi gibi sevmez olmuşlar. Daha fazla beslenmeleri için, sevgiyi tekrar hissetmeleri…
-
Topluluk oluştururken – 1
Doğada, güzel bir toplulukla birlikte yaşamaya ilişkin hayallerim güçleniyor ya, kafamda da bununla ilgili bin bir tilki dolaşıyor. Bunları da ara ara yazmak istiyorum. Konu çok geniş olduğu ve aslında konuyla ilgili temellerim çok da güçlü olmadığı için bütünlüğü sağlamam zor olabilir, ama elimden geldiği kadar işte… Mesela bu yazıda, işin maddi boyutuna bir giriş yapmaya çalıştım. ——————- Benim tez canlı kalbim bazen istiyor ki, hemencecik kendine yeten bir topluluk oluverelim, dışarıdan hiçbir şeye ihtiyaç duymayan bir topluluk olsun. Sonra buna hemen ulaşamayacağımı görmek bazen rahatsız ediyor beni. Çok saçma tabii, hepi topu 1,5 yıldır falan bu düşüncelerle ve hissiyatla dolmaya başlamış biri olarak o kadar hızlı gitmek istemem çok…
-
İlan: Çırak aranıyor
Bu yazı Yeşil Gazete‘de de yayınladı! ((:——————————————–Artık baskılara daha fazla dayanamıyorum. ‘Çırağın olayım.’, ‘Ben de geleyim.’, ‘Beni de aldır yanına.’, ‘En iyisini sen yapıyorsun.’, ‘Hayat sana güzel!’ gibi cümleler kuran, tanı(ma)dık arkadaşlarım. Sizin için bir ilan hazırladım. Mayolu bir boy fotoğrafıyla, özgeçmişiniz ve motivasyon mektubunuzla birlikte başvurularınız bekleniyor. Seçim süreci son derece şeffaf olacak ve tüm detaylar ve -tabii ki- mayolu boy fotoğraflarınız kamuoyuyla paylaşılacaktır.Nitelikler– Tercihen kurumsal hayatın dışına çıkmış ya da çıkmak isteyen veya bu hayata hiç bulaşmamış,– Her türlü toplumsal ve bireysel ezberi sorgulaya(bile)n,– Tercihen birkaç dil bilen (özellikle bitkilerle ve hayvanlarla iletişim kurabilmesi tercih nedenidir, ama en azından kuş dili bilsin…)– Tüm canlıları seven,– Toplumsal dönüşümün bireysel dönüşümle…
-
Destekçilere mektup vol.2
Dün gece bana destek olan kişilere bir mektup daha gönderdim ve onu da yine burada paylaşmak istiyorum. Orada da yazdığım üzere, konuyla ilgili daha iyi hissetmeye başladım bugünlerde, böyle de devam eder umarım. Bir süredir tüm hayatımı deney tahtasına çevirdiğimi hissediyorum ama bundan ötürü rahatsızlığım yok. Hatta eğleniyorum. ((: Oldu olacak, şunu da yazayım… Bazı çok yakınlarımdan bu ‘şey’le ilgili hiçbir geri dönüş alamadım ve bu biraz üzüyor bazen. -Çok yakınım bile olsalar- insanlardan bir şeyler beklemeyi ve onlara bu beklentilerimi yüklemeyi büyük oranda bıraktım uzun süre önce. Ama yine de böylesi bir girişimde bulununca, hatta bir kısmına e-posta falan da gönderip haberdar olmalarını garanti altına alınca, geri dönüş beklentim…
-
Destekçilere Mektup vol.1
Tuhaf bir durgunluk yaşıyorum ama adını da tam koyamıyorum. Birkaç gündür biraz ‘boş’, işe yaramaz falan hissediyorum nedense. Arada uzaklaşıyorum bu hissiyattan, sonra yine peydah oluyor. Bilemedim. Para desteği çağrısı yaptıktan bir süre sonra oluşmaya başladı bu his. (Gerçi daha önceleri de oluştuğu oluyordu.) Acaba almaya başladığım desteğin altında ezilme gibi bir şey mi hissediyorum? Yaşadığım hayata katkıda bulunmak isteyen kişilerin sayısı bugün itibariyle 28’e ulaştı, ki bu gerçekten muhteşem bir şey. Ancak tam da bu güzel destek ağır mı geliyor acaba? Kendimi sürekli ‘performans’ sergilemek durumunda gibi hissediyorum zaman zaman. Öyle olmaması gerektiğini hatırlatıyorum kendime ama sonra yine benzer hisler geliyor sanki. Geçenlerde destek olmak isteyenlere yönelik bir mektup…
-
kolektif yeni deneyinde gidişat – güncelleme
Daha bugün gidişattan bahsettim ama bugün birçok güzel destek daha eklendi; sıcak sıcak paylaşmak isterim. Bir de yarın İzmir’e yolcuyum, 2 gün kalıp babamların tatiline eklemleneceğim, sonra Dalyan’daki toplantı… Yani bir süre pek giremeyebilirim, güncel durumu ilan etmek istedim. Bu arada bahsi geçen deneyden haberdar değilseniz okumanızı, veya haberdarsanız ve okuduysanız bile bir kez daha tıklayarak yorum kısımlarını da okumanızı önereceğim. Çok güzel ve -en azından benim için- çok doyurucu bir tartışma dönüyor aşağıda. Atlamayın ve katılın lütfen. Olumlu-olumsuz ne geçiyorsa içinizden… Ha bir de deneye katılmaktan da çekinmeyin lütfen. Daha çok kişi bunun parçası olsa, güzel olmaz mı?————————–Ve şimdi de son durum ((: – Adnan Gençay – 50 TL…
-
Çok ilginç bir telefon görüşmesi
Okunacaklar, yazılacaklar kapıda beklemekte ama gel de bu son gelişmeyi araya sokma… Aşağıda paylaşılanlar, gerçek bir olayı yansıtmaktadır. Ancak aktarılan kısım, elbette ki Emre’nin aklında kaldığıyla sınırlıdır; yani tamamen gerçeklere bağlı kalınan ama ince detayları azıcık aklımda kaldığıyla sınırlı bir diyalog geliyor.————————————-Emre, annesi ve Emir Abi’siyle dışarıda güzel bir yemek yemiş, eve dönüş yolundadır ve telefonu çalar. Bilmediği bir numara… Emre: EfendimST: Alo, merhaba. Emre ile mi görüşüyorum.E: Evet benim, buyrun?ST: Sen gerçek misin? Bunu öğrenmek için aradım da…E: (galiba blog yazı(ları)mı okumuş diye düşünerek) Valla gerçeğim ve ta kendisiyim.ST: Haa tamam, belli ki gerçeksin.…Gülüşmeler…ST: Ya ben ıttırı vıttırı vasıtasıyla senin yazına rastladım bugün ve gerçek bir insan olup olmadığını…