• Uncategorized

    karıncalar ve balıklar

    04.09.2012, Ekin’in evi, arkadaki oda (bir süreliğine benim odam) “Saat 02:14 ve ben çok mutluyum.” diye yazmak üzere kağıdı kalemi elime aldım ve “çok”un azıcık abartılı olabileceğini düşündüm. Aslında abartılı da değil, zira kalemi kağıdı elime aldığımda gerçekten “çok” mutluydum, şu anda “orta” mutluyum. Anlık bir düşüş oldu. Ya da yükseliş anlıktı da şimdi normale döndü belki. Aman işte, neyse ne… Ankara’dayken elime geçen (Elif’e selam olsun) Hey My Fanzin yayınındaki kısa öykülerden birinde geçen şu cümleyi pek beğendim; onu paylaşayım da bitireyim bari hemencecik: “Sular yükselince balıklar karıncaları, sular çekilince karıncalar balıkları yer kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.” Çok iyi değil mi yahu?..

  • Uncategorized

    yardım istemek

    Bu sıralar öğrendiğim en önemli şey, ihtiyacın olduğunda yardım istemek galiba. Her kim/ne deva olacaksa… Can dost, sıradan bir arkadaş, eski sevgili, bazen sokakta veya bi’ cafe’de tanıştığın biri, bazen de kocaman bir ağaç, ya da bir sokak köpeği…

  • Uncategorized

    bu gece benim…

    evdeki son gecem. en azından bir süreliğine son gecem. şimdilik 3 aylığına yokum; orada burada şuradayım. nasıl olacak bakalım… tam bir sıfırlanma haline çok yakınım, bunun hafifliği var üzerimde; ne bir iş, ne hayatımda biri (ivit, elif gitti bu arada; ve evet, korkarım hızlı oldu biraz), ne bir aidiyet, ne bi’şey… dans dersi var şimdi sadece, çarşambaları. biraz korkutuyor da bu kadar başıboş olmak, ama bir yandan çok değişik ve güzel. “başıdolu” olmanın matah bi’şey olduğunu kim söylemiş ki hem? “kendini gerçekten bulmak istiyorsan tüm sahipliklerinden kurtulmalısın.” demiş bir adam. yok yok kimse dememiş, şimdi ben uydurdum. gerçi bi’ adam demiş olsaydı, o da uydurmuş olmayacak mıydı? hayır, bi’ adam…

  • Uncategorized

    Ankara’dan İstanbul’a otostop

    2 Eylül 2012 Pazar gününe canım sıkkın uyandım. Aslında gece (ve aslında sabaha karşı 5’e doğru) eve geldiğimde pek keyifli gibiydim; jamcanlarla (“jamcan”ların kim olduğunu bilmeyen okuyucudan özür diliyorum) çok çok güzel bir gece geçirdik. En muhabbetli, en sarılmalısından… Çok iyi geliyorlar bana yahu; yalnız yavaştan bağımlılık halini almaya başlayacaklar, diye de ufaktan tırsmıyor değilim. Ondan öncesi, otostopla Ankara’dan İstanbul’a gelme kısmısı. Gayet güzel ve beklediğimden rahat geldim. Cuma gecesi Merve’yi evlendirip Cumartesi sabahı(!)na çok geç uyanınca; sonra uzun uzun kahvaltı yapınca, saat 2’yi geçti zaten. Akşamüstü saatlerinde otostop sakat mı olur, yollarda kalır mıyım endişelerine rağmen düştüm yola. Koray’ım beni Eryaman’a kadar attı; bir 10 dakika bekledikten sonra doktor…

  • Uncategorized

    kısacık bi paylaşım

    Bi yandan yorgun, ama daha öte yandan pek bir güçlü hissettim bugün. Hülya, Burcu, Sinan, Ekin, Argın, Gülsüm, -başlarda gitmek zorunda kalsa da- Bürge… Off çok iyi geldiniz ama bana yahu. Dünkü keyifsizlikten sonra bugüne daha iyi uyanmıştım zaten ama bu kadar yukarıya çıkacağımı da beklemiyordum. Yarın yine Ankara yolları. Bir ayda üçüncü kez gitmiş olacağım; ama bunun sonrasında epey bir süre yolum düşmeyecek gibi görünüyor. Diğer ikisinde otostopla gittim ne güzel, ama bu sefer Merve’nin düğünü kaçırma riskine giremeyeceğimden mütevellit, otobüsle gidiyorum. Ne de sıkıcı… ((: Bu arada “mütevellit” demişken… Neyse… O zaman bana iyi yolculuklar olsun; az biraz anlamsız bir yazı oldu sanki ama şu ilk paragraftakileri yazmak…

  • Uncategorized

    kaptırıyoruz benliğimizi

    Yolun sonuna geliyoruz, İstanbul netleşiyor yavaş yavaş. İçerisi kusmuk kokuyor ama iyice kanıksadım artık. Deniz o kadar dalgalıydı ki, yolcuların yarısı kustu herhalde. Kafada bin bir türlü şey, kulağımda Mor ve Ötesi… Elif ne olacak, ben ne yapacağım, akşam babamlarla ne yaparız, yanımdaki kadın yazdıklarımı okuyor mudur… Neyse ki elimle güzelce kapıyorum. İzmir’e, Çanakkale’ye ve diğer yerlere gidiş planları. Bir yandan Alanya’daki dinginliğe özlem. Anneme özlem… Yeniköy’e gitmeli bir ara, ne ara? EVS yapacak mıyım? Bir dönemi daha kaçırmak üzereyim bu kafayla. … Vakfı, Eylül’de başlayacak olan proje için iş teklif etse ne yaparım? GeziJam bir hayal mi? Yapabilecek miyiz? Odamı da kiralamak üzereyim; muhtemelen Burak’a… Göçebelik nasıl geçecek? ————————-…

  • Uncategorized

    Bursa’dan çıkarken…

    ön not: bundan önce yolda 2 yazı daha yazdım ama yayınlamıyorum. Deniz otobüsüne bindim şimdi de. Çok fazla yazasım yok ama az önceki hissiyatımı yazıya dökmek istedim. Yağmur yağıyordu, ince ince ama hızlı; kulağımda “Çok aşık” şarkısı çalıyordu FD’nin albümünden, Pinhani’nin yorumuyla. Serin bir rüzgar esiyordu üstüme. Ve ben hiç acele etmeden, sakin sakin, kollarımı iki yana açmış bir şekilde deniz otobüsüne doğru yürüyordum. Bundan 1 dakika önce Balıkçı, Derya ve Argın’a onları sevdiğimi yazmıştım. Çok canlı, çok yaşıyor hissettim o 1-1,5 dakikada. Çok güzeldi. Şimdi içerideyim. Azıcık uzaklaştım o güzel hislerden. Epey sallanıyoruz, falan. (Deniz çok dalgalı.) Ama güzel, yine güzel, hep güzel… Deniz otobüsü hareket etmek üzere, saat…

  • Uncategorized

    Karışık işler!

    Tam 29 gündür gazete okumadım, haber izlemedim. Evet evet, ben. Hani şu hayatını haberlere odaklamış, gelişmeleri an be an twitter’dan izleyen ben. Ne oldu yahu bana? Kendime döneyim derken bencilleşiyor muyum acaba? Bir anda olan biteni umursamamak… Aslında umursamamak da değil, hayallerime baktığımda diğerlerini, gezegeni en az eskisi kadar umursadığımı görüyorum; ama gidiş yolu biraz farklılaştı sanki. Biraz yükleri üzerimden attım gibi. Olan biten binlerce boktan şeyin hepsini sırtlamam yanlıştı belki. Yüklendikçe daha çok ağırlaşıp, bir de bir şey yapamamak, yapamadıkça taşıyamaz hale gelmek çok mu doğruydu sanki. Roboski’de insanlar öldü diye en çok üzülme yarışmasına katılsam derece yapar, en kötü şartlarda mansiyon, jüri özel ödülü falan alırdım. Alırdım da…

  • Uncategorized

    GeziJam

    Yine çok şey hücum ediyor aklıma ve içime; nereden başlayacağımı nereden tutacağımı şaşırdım. Dersiz topsuz bir şekilde yazmak iyi gelir mi ki?.. Bence kesin gelir; bence? Bence de… Kulağımda Yeni Türkü’nün çok eski bir kaydı, “Ne güzeldir yollarda olmak şimdi” diyor bir kadın, kim olduğunu bile bilmiyorum. Güya Yeni Türkü’yü çok severim, ama herhangi bir zaman bir kadının bu grupta şarkı söylediğini bilmiyordum. Şimdi de “O kadar sevdim ki resmini …” diyen şarkı çıktı. Evet yazamıyorum, dinliyorum. Ne diyorduk? Hücum eden “şey”lerle başa çıkmaya çalışıyorduk. En yoğunu, yeni ve alternatif bir hayat kurma çalışmaları galiba. Tam zamanlı bir işte çalışmadan, hatta mümkünse -klasik anlamda- hiç çalışmadan yaşamak. Üretmek, paylaşmak, az…

  • Uncategorized

    ne eksik, ne fazla

    Nasıl günler, nasıl bir yoğunluk, nasıl bir ruhsal ve fiziksel ve aralıksız hareket hali. Birkaç gün nadasa bırakıyorum kendimi; azıcık kendimi dinlemece… Kimseyi aramamaca, sormamaca; dayanabilirsem… Elif de gitti bu akşam, kendimle kaldım. Çok güzel bir(kaç) haftaydı, her şey olması gerektiği gibi gitti. Ne eksik, ne fazla. Tam bir açıklık hali, çok iyi, en iyi. Çok yoruldum; ama en tatlısından. Biraz enerji toplayıp yollara düşmeli. Kafa hep yollarda zaten, beden de takip edebildiği kadar artık…