• bana dair

    Bir okul hayal ediyorum!

    www.space.com/skywatching sitesinden Her zaman gerçek anlamdaki bir devrim, doğru olanı gören ve doğru olduğunu bildiği şeylere göre yaşamlarını düzenleyen bir azınlık tarafından gerçekleştirilmiştir. (İç Özgürlük – Jiddu Krishnamurti) Bir okul hayal ediyorum! “EdİYORum” derken, gerçekten, tam da şu anda hayal ediyorum; -sesli düşünüyorum denir ya hani-, yazılı düşünüyorum. “Düşündüm, kafamda bir şeyler kurdum ve paylaşıyorum” değil yani, şu anda, huzurlarınızda fikir yürütüyorum. Gerçi benim neredeyse tüm yazılarım da başka şekilde çıkıyor değil. Bu fikir bir süredir zaman zaman zihnimi yokluyor aslında. Tohum toprağa düşeli bir süre oldu. Şimdiye kadar görmezden geliyor, üstünde durmuyor, tohumu sulamıyordum ve dolayısıyla çatlamıyordu. Kim bilir belki hava koşulları da tam uygun değildi. Şu an öyle…

  • bize dair

    Sessizlik

    Lao Tzu, binlerce yıl öncesinden bugüne, daha doğrusu tüm zamanlara sesleniyor. Zaten bir süredir, hayata dair gerçek bir şey söylemenin tek yolunun, zamandan ve mekandan bağımsız bir bilgeliğe ulaşmakla mümkün olduğunu düşünüyorum. Konuşmadan önce düşün; Gereği var mı? Şefkat barındırıyor mu? Kimseyi incitebilir mi? Sessizliği bozacak kadar değerli mi? fotoğraf web’den; kaynak belirsiz. Sizce de çok fazla konuşmuyor muyuz? Sürekli kendimizi ifade etme, paylaşma, anlatma isteği… Daha fazla görülmek, daha fazla dikkat çekmek, daha fazla takip edilmek istiyoruz. Önemli olmak, kaale alınmak hemen hepimiz için çok önemli. Bunu sağlamak için de hiç durmadan düşünüyor, konuşuyor, yazıyor, çiziyor, paylaşıyoruz. Bir arkadaşımızı yakaladığımız anda, gündelik hayatımıza dair hiç kimseyi ilgilendirmeyen detayları iletiyoruz…

  • bize dair

    İç Barışımız

    Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü. Kolayımıza geldiğinden midir, yoksa başka bir yol akıl edemememizden midir bilmiyorum, diğer tüm kavramları olduğu gibi “barış”ı da dışarıda bir yerde arıyoruz. Bizden uzakta, bizden dışarıda, insanların arasında, ortada bir yerlerde… Bir kez iç barışımızın ne durumda olduğuna bakmayı denesek, büyük anlamdaki barışı sağlamanın ne kadar yakında ve bir o kadar da zor olduğunu fark edeceğiz. Benim tanıdığım çok az insan -o da çoğunlukla dalgalı olmakla birlikte- iç barışını sağlayabilmiş, biraz olsun huzura ermiş durumda. İnsanların tamamına yakın bir kısmı ise kendi boku dahil olmak üzere herkesle ve her şeyle kavgalı. Eşiyle-sevgilisiyle, annesi-babası-kardeşiyle, ev sahibiyle, iş yerindeki yöneticisi veya astlarıyla, trafikteki diğer şoförlerle; yağan…

  • bize dair

    Vedat Türkali

    Vedat Türkali’nin eserlerini, gerek edebi yönden gerekse sol hareketin tarihini aktarma yönünden beğenerek okudum geçtiğimiz yıllarda. Uzun yaşamına pek çok önemli eser sığdırdı, ki özellikle Güven’i ayrı bir yere koyarım. Ölümüne üzülmek yerine, yaşamını, eserlerini kutluyorum. İyi ki teşrif etmiş dünyamıza. Yolu ışıklı olsun.

  • bize dair

    gerçeğin peşinde

    Birçoklarımızın, dünyayı, karşıtlıklar çerçevesinde gördüğü aşikar.  Siyah-beyaz, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi zıtlıklar hayatımızın her köşesine sızmış durumda. Siyahla beyaz arasında grinin sonsuz tonu olduğunu, güzel ve çirkinin son derece göreceli yaklaşımlar olduğunu, doğru ve yanlışın ötesinde bir yerde buluşabileceğimizi pek aklımıza getirmiyoruz çoklukla. Hep bir tarafta duruyoruz ve taraf olmadığımızda bertaraf oluyoruz (ya da olacağımızı sanıyoruz). Bunların ötesine geçmeye çalışmak ise benim hayat yolumun en önemli parçalarından biri. Yukarıda söylediklerim gibi değil de başka türlü bir yaklaşımla yaşamaya gayret ediyorum . Kemikleşmiş fikirlere, ideallere tutunmamayı seçiyorum; “öteki”ni öcü olarak görmemeyi seçiyorum; -insan öldürmek bile dahil olmak üzere- bütün kötü atfettiğim(iz) davranışların bir nedenle ortaya çıktığını hatırlamaya çalışıyorum; çevremdekilerin, beni doğrudan etkilemediği…

  • bize dair

    yeni tas, yeni hamam

    Davranışlarımızın ardında, en basitleştirilmiş haliyle iki ana itki olduğunu söyleyebiliriz: Bir tanesi, istediklerimizin peşinden gitmemizi sağlayan olumlu, yani pozitif itkiler; bir diğeri ise istemediklerimizden uzak durmamızı sağlayan olumsuz, yani negatif itkiler. Gözlemleyebildiğim kadarıyla, toplumun ezici bir çoğunluğunun davranışlarının, yönelimlerinin büyük kısmı olumsuz itkilere dayanıyor. Olumsuz itkiler; korkulardan, kaygılardan, dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğundan, ayrılık bilincinden beslenir. Kendin dışında her şeyin sana düşman olduğu, tüm dünyaya karşı ben, başka bir deyişle ben tek siz hepiniz anlayışıyla kendi başının çaresine bakma gerekliliğinden beslenir. Savunmada kalmak (çoğunlukla savunma amaçlı saldırılarda bulunmak), kaygılı ve endişeli olmak, hep en kötü ihtimalleri düşünmek vuku bulur. Ve düşüncenin gücünün büyüklüğü çoklukla bir şekilde bizi haklı…

  • bize dair

    beklentiler

    Beklentilerimizden özgürleştiğimiz bir dünya neye benzerdi? Bu cümle, az önce “Beklentilerimizden ‘kurtulduğumuz’ bir dünya …” şeklinde aklıma düştü ama “kurtulmak”, birkaç dakika sonra yerini “özgürleşme”ye bıraktı. İyi de oldu. Zira bir şeylerden “kurtulmak” da “özgürleşmemiz” gereken bir dilek galiba. Buna aşağıda tekrar geleceğim. Her türlü mutsuzluğumuzun ortak paydası beklentilerimiz değil mi? Dostlarımızdan, sevgililerimizden, ailemizden, dünyadan, siyasetten ve kendimizden beklediklerimiz bize sunulmadığı zaman mutsuzluk gelip kuruluveriyor baş köşeye. Çevremde, çoğunlukla dışarıya yönelik beklentilerin karşılanmadığındaki mutsuzlukları gözlemlerken; bendeki daha ziyade kendime yönelik olanlardan ortaya çıkıyor. Gerçi dışarıya yönelik beklentiler de elbette yine bizdeki bir takım eksiklikleri tamamlama ihtiyacından geliyor. Bir şeyi istemekte, tercih etmekte bir sakınca yok. İnsanız hepimiz ve belli taleplerimiz…

  • alıntılar

    “Ekolojik Bir Topluma Doğru”dan – Murray Bookchin

    Hızımı alamadım devam edeyim. Geçtiğimiz yaz okuyup çok beğendiğim, hatta biraz fazla beğendiğim bir kitap daha… Ekolojik Bir Topluma Doğru, Murray Bookchin’in, çoğu 1970’lerde yazılmış bir takım makalelerinin bir araya gelmesinden oluşuyor. 90’larda Ayrıntı Yayınları’ndan da yayımlanmış olan kitap, 2014 yılında Sümer Yayıncılık ile tekrar okuyuculara sunulmuş; ne de iyi olmuş. Ekolojik Bir Topluma Doğru’yu okurken (ki hala ikinci kez okumam ve biraz daha içselleştirmem için masamda beni bekliyor) kalbimin hızlanmasına şahit oldum. Yapmamız gerekeni, ekolojik hareketin (anarşist bir bakışla) gitmesinin hayırlı olacağı yönü, yolları -bence- çok iyi anlatmış. Kişisel olarak beni heyecanlandıran diğer konu ise Bookchin’in 40 yıl önce yazdıklarının benim hayat felsefemle ve yaşam tarzımla yüksek örtüşme hali…

  • alıntılar

    “Düzenden Kaosa Zuhur”dan – Tayfun Gönül – Gediz Akdeniz

    Geçtiğimiz yıl, Tayfun Gönül’ün (yakın zamanda kaybettiğimiz sıkı bir anarşist, ayrıca bu topraklardan çıkan ilk vicdani retçi) Gediz Akdeniz’le (Avrupa’nın önde gelen fizikçilerinden) yapmış olduğu söyleşinin meyvesi olan Düzenden Kaosa Zuhur (Kaos Yayınları) adlı kitabı okumuş ve pek beğenmiştim. Özellikle önemli bulduğum yerlerden notlar almıştım; nihayet buraya aktarmanın sırası geldi. Kitapta, yani söyleşide, yok yok: Çokça modernite-post modernite sorgulamaları, bolca Baudrillard çözümlemeleri, ÇArşı grubu, Bergama köylüleri, 68 hareketi, anarşistler ve daha nice konu… Tabii, kitabı okumayanlar için sadece bu notlara bakmanın ne ifade edeceğinden emin değilim ama yine de paylaşıyorum. Aldığım notlardan bazılarında cümleyi olduğu gibi almışım, bazısında ise kendi anladığım şekilde kısaca… Ayrıca söylenenlerin hangisi T.Gönül’ün, hangisi G.Akdeniz’in; not etmemişim. Son olarak,…

  • bana dair

    “diş işleri” çağrım sonrası…

    31 Aralık’ta, diş işlerim ile ilgili bir çağrı yapmıştım (bilmeyenler ya da hatırlamayanlar buraya); sonrasında olan-biteni paylaşmaya fırsat bulamadım bir türlü. Geç oldu ama güç bir durum yok; yaz gitsin. Paylaşımım sonrasında o kadar fazla geri dönüş aldım ki neye uğradığımı şaşırdım. İletimi onlarca kişi paylaştı ve bunun sonucunda yirmiye yakın destek/öneri/fikir aldım. Bunlar arasında doğrudan diş hekimleri de var, eşi-dostu diş hekimi olan da, alternatif fikirler sunanlar da. Eksik not almadıysam, altı hekimle bire bir iletişim kurdum (bu sayı epey artacaktı ama frene basmak zorunda kaldım) ve hepsi de diş bakımımı üstlenmek istediklerini söylediler. Ve bunların birini bile yüz yüze tanımıyordum. Arkadaşımın eşi, arkadaşlarımın feysbuk’ta etiketlediği arkadaşları, yazılarımı okuyan…